Gürün Tarihi
Kasaba ve Köyleri
El Sanatları
Evliya Ve Alimleri
Şairleri
Gürün Folklörü
Resim Arşivi
Yazar Hakkında
İletişim

 

 
01-Ağaçlı (Mahken) Köyü 33-Karakuyu Köyü
02-Akdere(Avşar)Köyü 34-Karaören Köyü
03-AKPINAR KÖYÜ 35-Karapınar Köyü
04-AYVALI (Şeref) KÖYÜ 36-Kaşköy
05-Bağlıçay (Alacamezar)

37-Kavak Köyü

06-Bahçeiçi (Tıhmın) 38-Kayalar(Dirijanlı/Şakşakpınar) Köyü
07-Başören, 39-Kaynarca Köyü
08-Beypınar Köyü 40-Kervanmağara Köyü
09-Bozhöyük Köyü 41-Kılıçdoğan (Körmustolar)
10-Böğrüdelik Köyü 42-Kındıralık (Börklü) Köyü
11-Camiliyurt(Çamlıyurt)Köyü 43-Kızılburun Köyü
12-Çevirme Köyü 44-Kızılören Köyü
13-Çiçekyurt Köyü 45-Kızılpınar Köyü
14-Çipil Köyü 46-Külahlı Köyü
15-Davulhöyük Köyü 47-Kürkçü Köyü
16-Dayakpınar Köyü 48-Koyunlu(Gelloş) Köyü
17-Deveçayırı Köyü 49-Konakpınar Nahiyesi
18-Dürmepınar Köyü 50-Osmandede (Kötüköy)
19-Erdoğan(Maraşlı) Köyü 51-Reşadiye (Gavurören),
20-Eskibektaşlı Köyü 52-Sarıca Köyü
21-Eskihamal(Keşoğlu)Köyü 53-Sularbaşı (Aşağı Sazcağız) Köyü
22-Gerdekmağara Köyü 54-Tepecik
23-Göbekören Köyü 55-Yaylacık Köyü
24-Gökçeyazı(Otlukilise)Köyü 56-Yazyurdu(Celikanlıyurdu)Nahiyesi,
25-Güldede Köyü 57-Yelken Köyü
26-Güllübucak Köyü 58-Yeşildere/Hamalçay Köyü
27-Güneş Köyü 59-Yeni Bektaşlı Köyü
28-Hüyüklüyurt Köyü 60-Yılanhüyük Köyü
29-İncesu Köyü 61-Yukarısazcağız Köyü
30-Kaledere Köyü 62-Yuva (Yave) Köyü
31-Karadoruk Köyü 63-Yolgeçen (Tegaramma/Tekirahma) Köyü
32-Karahisar Köyü 64-Telin/Suçatı Kasabası:

 

 

 

 

01-Ağaçlı (Mahken) Köyü //// Sayfa Başı

 

Gürün İlçesi’nin doğu kesiminde, ilçe merkezine 15 km .’lik mesafede bulunan Ağaçlı Köyü’nün eski ismi Mahgen’dir. “Mah” kelimesi bilindiği gibi “güzel” anlamına gelmektedir. Mahgen Köyü’nde gece vakti gökyüzündeki ay’ın, yani mehtabın çok güzel görünmesinden dolayı bu ismin almasına neden olmuştur. Ayrıca buradaki halkın büyük bir bölümünün Kahramanmaraş ili Pazarcık İlçesi’nin Mahgen Bölgesinden gelmiş olmaları nedeniyle bu köye bu ismin verilmiş olduğu da belirtilmektedir.

Ağaçlı köyünün hudutları: Ağaçlı köyünün doğusu Darende ilçesine bağlı Yazıköy boğazı dar kaya ece gölü ve mana deresi, Karakepez. Batısı; Cevat çalı, karakepez, karacaveran tepesi, mezra çalı, bırık çalı. Kuzeyi; havsu husut deresi, konakgörmez boğazı, mestopınar, çiğdemli çalı. Güneyi; Gürün ve Darende şose yolu.

Aşağı ve Yukarı Mahgen olmak üzere iki köyden oluşmaktadır. Aşağı Mahgen mezra olup, Yukarı Mahgen Köyünde muhtarlık bulunmaktadır. Mahgen Köyü’nün Avgun, Çevirme, Konakgörmez gibi mezraları bulunmaktadır. Aşağı ve Yukarı Mahgen Köyünde arazinin dar olması nedeniyle tarım yapılamamaktadır. Hayvancılıkla uğraşmaktadırlar. Bu köyümüzün mezrası olan Avgun’da sulu tarım yapılmaktadır. Tohma Irmağı’nın kenarında olması nedeniyle sebze ve meyvecilik yapılmaktadır. Son yıllarda bu köyümüzde olağanüstü bir göç yaşanmıştır. Avgun mezrasında elma, kayısı, dut, ceviz ve diğer meyve ağaçları yetiştirilerek ıspanak, patates, sarımsak, soğan, mısır, pancar, lahana, domates, üzüm vb. gibi ürünlerin yanısıra tahıl üretimi de yapılmaktadır.

Mahgen Köyü’nün 2 km .’lik stabilize yolunun asfaltlanması gereklidir. Hayvancılık konusunda gerekli teşvik ve desteğin sağlanması şarttır. Tarım ve hayvancılığın azalması arazinin darlığı nedeniyle, köy halkının büyük bir kısmı Bolu, Düzce, İstanbul, Karabük gibi büyük şehirlere göç ederek ticaretle uğraşmaktadırlar.

Mahgen Köyün’de cami ve lojmanı vardır. İlkokul ve lojmanı bulunmaktadır. Sağlık Ocağı yoktur. Elektrik 1976 yılında getirildi. Telefon ise 1987 yılında getirilmiştir. İçme suyu sorunu vardır.

Burada yaşamakta olan halkın büyük bir bölümü Kahramanmaraş’ın Pazarcık İlçesi, Mahgen Köyün’den gelmişlerdir. Yıldırım, Davşan, Gürbüz, Top, Çopolar (Mahgen), Kololar (Karadağ), Çöttükler (Bulut), Kahraman Maraş İli, Pazarcık İlçesi’nin Mahgen Köyü’nden gelmişlerdir.

Mahgen (Ağaçlı) Köyü 1960 yılında 130 hane iken 1997 yılında 48 hane kalmıştır. Göç nedeniyle bu köyümüzün en az üçte ikisi dışarıya göç etmiştir. 1997 yılı itibariyle, Aşağı Ağaçlı’da 35 hane bulunmakta 112 kadın, 93 erkek, toplam 205 kişi yaşamaktadır. Yukarı Ağaçlı Köyünde ise; 13 hane ev bulunmaktadır. 37 kadın, 33 erkek olmak üzere toplam 70 kişi yaşamaktadır. Aşağı ve Yukarı Ağaçlı Köyleri’nin nüfus toplamı 149 kadın, 126 erkek toplam 275 kişidir. 2000 yılı itibariyle; Aşağı Ağaçlı’da 33 hane, 73 erkek, 86 kadın, toplam 159 kişi bulunmaktadır. Yukarı Ağaçlı’da 10 hane, 27 erkek, 27 kadın, toplam 54 kişi bulunmaktadır. Ağaçlı Köyü’nün yıllara göre nüfusu şöyledir:

Yıl
Erkek
Kadın
Toplam
1935
-
-
301
1940
173
152
325
1945
188
184
372
1950
-
-
408
1955
225
204
429
1960
283
300
583
1965
261
310
571
1970
256
342
598
1975
247
302
549
1980
245
319
564
1985
281
219
500
1990
154
184
338
1997
126
149
275

02-Akdere(Avşar)Köyü //// Sayfa Başı

İlçe merkezinin güneybatı kesiminde, ilçe merkezine 55 Km . lik mesafede bulunan Akdere Köyü, ismini köyün içinde geçen Hurman Çayı’nın kaynağı olan bir dereden almaktadır. Suyunun beyaza yakın, berrak ve temiz bir renkte olmasından dolayı bu ismi almıştır. Akdere Köyü’nün Avşargeçe ve Karamuklu adında iki tane mezrası bulunmaktadır. Yazyurdu Nahiyesi’ne bağlı bulunmaktadır.

Akdere köyünün hudutları; Başören köyü ile hududu, kızlar gediği, kahve pınarı çal ve karataş. Güllübucak köyü ile sınırı, Mahkenli taş çamlar gediği şerefli ve camili pınar. Bozhüyük köyü ile sınırı, Camiliyurt köyü sınırının bitim noktası olan Tersakan mezrasından gelen patika yol, Yaylacık boğazı, sado tepesi, aptal pınarı tepesi, çamurlu pınar, yıkılhan tepesi, geneci hayması, kızılsehen hurman çayı. Deveçayır köyü ile sınırı, kırmızı sekisinin başı.

Akdere Köyü, tarihi Hurman Kalesi’ne yakın bir mesafede bulunmaktadır. Hurman Kalesi de bilindiği gibi çok eski çağlardan beri yerleşim alanı olmuş bir mıntıkadır. Akdere Köyü’nün Bozhüyük tarafından bir kale bulunmaktadır. Yine burada tarih öncesi çağlardan kalmış olan su sarnıcı bulunmaktadır. Burada 42 tane oyulu taşlardan yapılmış basamaklar bulunmaktadır. Kale ardı da denilen yazı mevkiinde eski bir yerleşim alanı bulunmaktadır. Burada eski çağlara ait birtakım hüyükler vardır.

Akdere Köyü halkının bir kısmı Atmalı Aşireti’ne mensupturlar. Bir kısmı Avşar Oymağına mensup bulunurken bir kısmı atmalı aşiretine mensupturlar. Gürünlü Şairlerden Hamit Bölücek (1936- ) bu köyden doğmuştur.

Osmanoğulları (Bölücek+Çoban) Ankara’nın Haymana Bölgesinden gelmişlerdir. Siniklioğulları (Şahin) Malatya’nın Arapkir Şöttükler’de gelmişlerdir. Savranlar (Yaman+Savran), Maraş İli Savran bölgesinden gelerek buraya yerleşmişlerdir. Avşarlar (Akdere), Adana bölgesinden gelerek buraya yerleşmişlerdir. Dumanlar (Duman+Akpınar), Malatya’nın Dumanlı bölgesinden gelmişlerdir. Kunnalar (Koyun+Dal), Malatya’nın Akçadağ bölgesinden gelmişlerdir. Keloğlanlar (Kör), Elbistan’ın Nurhak bölgesinden gelerek buraya yerleşmişlerdir. Erdoğanlar(Erdoğan), Malatya İli Develi’nin Doğanlar Köyünden gelmişlerdir. Tatlılar (Tatlı) Maraş İli Afşin İlçesi tatlı Köyünden gelmişlerdir. Tussuklar (Kala), Maraş Bölgesinden gelmişlerdir. Şıhaliler (Kara), kayseri İli Sarız Bölgesinden gelmişlerdir. Silolar (Asılı), Maraş İli Koçovası bölgesinden gelmişlerdir. Cumolar (Uz) Sivas ili Şarkışla İlçesi Şuguk Köyü’nden gelmişlerdir. Sarıkayalar (Sarıkaya), Afşin Koçovası bölgesinden gelmişlerdir. İsmail Akdere, Hüseyin Bahçe, Muslu Akdere, Seydi Savran, Mehmet Söğüt, Ali Şahin, İsmail Erdoğan(1994-2000) köy muhtarlığı yapmışlardır.

Akdere Köyü’nün içme suyu sorunu vardır. Köyde çok miktarda su bulunmuş olmasına rağmen içme suyu sorunu yaşanmaktadır. Kapalı su şebekesi yapılarak evlere içme suyu verildiği takdirde bu sorun çözümlenmiş olacaktır. Akdere Köyü’nün en büyük sorunlarından birisi de yol sorunudur. İlçe merkezine 55 km .’lik mesafede bulunan Akdere Köyü’nün 25 km .’lik bölümü asfalt, geri kalan 30 km .’lik bölümü ise asfalt yapılmamıştır. Stabilize olduğu için kış aylarında tamamıyla kapanmakta ve ulaşım sorunu büyük ölçüde yaşanmaktadır. Bir an önce bu yolun asfaltlanması gereklidir. Elektrik 1983 yılında telefon 1986 yılında getirilmiştir. Köyde Sağlık Ocağı yoktur. İlkokul vardır ve lojmanlı olarak devlet tarafından yapılmıştır. öğrenci yetersizliğinden kapanmış durumdadır. Köy camiisini köy halkı imece usulüyle yapmıştır. Camiinin lojmanı yoktur.

Köy halkının geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır. Son yıllarda bu geçim kaynağı çok gerilemiş durumdadır. Köydeki tarım ve hayvancılığı tekrar canlandırmak için birtakım önlemlerin alınması şarttır. Ayrıca köyde çok güzel alabalık yetiştirilmiş olduğu için alabalık üretimi konusunda devlet tarafından yeterli teşviklerin yapılması da şarttır. Eskiden olduğu gibi el sanatlarının (Kilim ve halıcılık) yeniden canlandırılarak ev ekonomisine girdilerin sağlanması için köylüye bu konuda gerekli teşvikin yapılarak desteklenmesi şarttır. Aksi takdirde gittikçe boşalmakta olan köylerimizde birisine Akdere Köyümüz de katılacaktır. Köy halkından birçoğu Adana, Ankara, Sivas, Bursa, İstanbul, İzmir, Payas vb. gibi büyük şehirlere giderek yerleşmiş bulunmaktadırlar. 1960 yılında 110 hane iken 1997 yılı itibariyle 28 hane olan Akdere Köyü’nün yıllara göre nüfus tablosu şöyledir:

 

Yıl Erkek Kadın Toplam

1927 - - -

1935 - - -

1940 - - -

1945 - - -

1950 - - 325

1955 180 167 347

1960 198 202 400

1965 165 159 329

1970 193 176 369

1975 190 162 352

1980 169 165 334

1985 147 126 273

1990 87 121 208

1997 63 70 133

03-AKPINAR KÖYÜ //// Sayfa Başı

 

Gürün İlçesi’nin kuzeybatı kesiminde yer alan, ilçe merkezine 45 km . lik mesafede bulunan Akpınar Köyü, ismini köyün üst yanında bulunan Akçeşme (Akpınar) den almaktadır. Buranın taşı ak (beyaz) ve suyunun berrak olmasından dolayı bu ismi almıştır. Daha önceki yıllarda Beypınar Köyü’nün mezrası iken, daha sonraları muhtarlık olmuştur.

Akpınar köyünün hudutları: Akpınar köyünün doğusunda bulunan komşusu Yolgeçen köyü ile hududu; Arap Saliminin önündeki hüyük ve Muharrem Toprak, Zimel toprak ve Hacı Çavuş tarlaları. Batısındaki komşusu Camiliyurt köyü ile hududu; çetin dere başı gedik ve mazı kıran Hıdonun ağıl yeri ve emik koyağı ve büyük hüyük ve büyük güney. Kuzeyindeki komşusu Beypınar köyü ile sınırı; Şeyh Hamit tarlası yarış yeri yazısı yol ve çerkez yolu ve dağlağanın burnu. Güneyindeki komşusu Deveçayır köyü ile hududu; Deveçayır köyüne giden ve değirmene giden yol.

Akpınar Köyü, Sivas Kongresine Gürün Delegesi olarak katılmış olan Mehmet Bey’in kardeşi Dilaver Bey’in Çiftliğiydi. Burada yaşayan halk, bu köye daha sonradan gelerek yerleşmişlerdir. Akpınar Köyü ile Beypınar Köyü arasında bulunan Kuruova mevkiinde, üç adet tarihi hangi dönemle eşitlenmiş olduğu tam olarak bilinemeyen Tümülüs (Hüyük) ler bulunmaktadır. Beypınar Köyü ile Akpınar Köyü arasında yariı yeri denilen eski boy beyleri arasında yarışların yapıldığı tarihi bir yer bulunmaktadır. Sari çiçek mevkiinde eski yerleşim alanları bulunmaktadır. Bu eski yerleşim yerlerinden anlaşıldığına göre, Akpınar Köyü’nün tarihi çok eskilere dayanmaktadır. Köyde Dedeler olarak bilinen hane “Yılanocağı”olarak bilinmektedir. Köy ilkokulu, 1968 yılında lojmanlı olarak yapılmıştır. Elektrik 1981 yılında, telefon 1987 yılında getirilmiştir. YSE tarafından köyün içine 3 adet çeşme yapılmıştır. Ancak köy halkının içme suyu ihtiyacını karşılayamamaktadır. Kapalı su şebekesi yapılmasıyla, köyün içme suyu sorunu çözüme kavuşturulmuş olacaktır. Köyün en büyük sorunlarından birisi de yol sorunudur. Köy yolunun Stabilize olan 15 km .’lik bölümünün acilen asfaltlanması gereklidir.

Köy halkının geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır. Son yıllarda tarım ve hayvanlıkla uğraşım azalmış, el sanatları ise tamamen ölmüş durumdadır. Bu nedenle de köy halkının büyük bir kısmı göç etmişlerdir. Göç edenler, İstanbul, Ankara gibi büyük şehirlere giderek yerleşmişlerdir. Burada yaşamakta olan halkın bir kısmı Kangal İlçesi’nin Karagöl Bölgesinden, bir kısmı da Kangal İlçesi’nin Ağçaşar Köyün’den gelerek buraya yerleşmişlerdir. Yıllara göre bu köyümüzün nüfus tablosu şöyledir:

 

Yıl Erkek Kadın Toplam

1927 - - -

1935 - - 54

1940 21 19 40

1945 32 23 55

1950 - - 81

1955 66 85 151

1960 72 95 167

1965 117 106 223

1970 108 98 206

1975 140 129 269

1980 113 128 241

1985 126 112 234

1990 86 98 184

1997 76 63 139

04-AYVALI (Şeref) KÖYÜ //// Sayfa Başı

 

Gürün İlçesi’nin güneydoğu kesminde, 35 km . Uzaklıkta bulunan Şeref (Ayvalı) Köyü Aşağı ve Yukarı şeref olmak üzere iki kısımdan oluşmaktadır. Yukarı Şeref muhtarlık olup, Aşağı Şeref mezrasıdır.

Şeref Ayvalı köyünün hududu: Şeref/Ayvalı köyünün gün doğusu: Ballığın boğaz ve çürük taş boğazı ve küçük hoca boğazı ve tepedelik ve kızıl yücedeki Alvar yolu ile kağnı yolu ve sandavul çalı ve armutlu koyak ve Huri oğlu tarlası. Günbatısı: Konakgörmez birik küpçü şeyho tarlası üstündeki gedik ve taşo deresi. Güneyi: Gök koyak sırtı çavşaklıpınar ve Akpınar mezarlığı ve çiğdemli çalı ve Mistopınar çalı sırtı.

Bu köyümüzün Şeref (Ayvalı) ismini burada yaşayan halkın büyük bir kısmı Darende Şeref/Ayvalı bölgesinden gelmiş olmaları nedeniyle almıştır. Cemalınpınarı YukarıŞeref köyü’nün mezrasıdır. Yayınlanmış birçok şiir kitabı bulunan Türkiyenin sayılı ozanlarından birisi olan Gürünlü Âşık Gülhani (Mehmet Kargı/1940- ), Mustafa Karga (1941- ), Mehmet Serin, bu köyümüzden doğmuştur.

Aşağı ve Yukarı Şeref köylerinin çevresinde tarihi eski çağlara uzanan ören yerleri ve bir takım höyükler bulunmaktadır. Aşağı Şeref köyünün üst yanındaki Örenin Üstü adındaki mevkiide tarihi çok eskilere dayanan bir yerleşim yeri bulunmaktadır. Yukarı Şeref köyünü içinde eskiden adak kurbanı kesilen yağmur duasının yapılmış olduğu ve adına ziyaret adı verilen yer bulunmaktadır.

Aşağı Şeref köyünün camisi 1993 yılında yapılmıştır. İlkokul, 1986/1987 yılları arasında yapılmıştır. İlkokul ve camiinin lojmanı yoktur. Yukarı şeref köyünde cami yoktur. Köyde ilkokul vardır. Her iki köyde de sağlık evi yoktur. Aşağı Şeref köyünün içme suyu 1996 yılında kapalı şebeke haşine getirilmiştir.

Köyün en büyük sorunlarından birisi yoldur. İlçe merkezine 35 km .’lik mesafede bulunan şeref köyünün 21 km .’lik bölümü stabilizedir. Bu yol Yuva-Külahlı-Eskihamal gibi birçok köyün yolu olması nedeniyle bir an evvel asfaltlanması gerekmektedir. Kış aylarında çoğu zaman kapalı olan bu yol bölge halkı için ulaşım zorluğunu hat safhaya çıkarmaktadır.

Şeref köyü halkının geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır. Köyde az da olsa sulu tarım yapılmaktadır. Sebze ve meyve yetiştirilmektedir. Şeref köyü tarım ve hayvancılığa elverişli bir köyümüzdür. Arıcılık, tavukculuk gibi çeşitli besi çiftlikleri kurulmasına elverişlidir. Köye elektirikle çalışan bir değirmenin kurulması gereklidir.

Aşağı Şeref köyü halkından; Tarholar (Doğan), Malatya Akçadağ’dan gelmişlerdir. Adıgüzeller (Altun), Alikahyalar (Çiftçi), Abidinler/Gaffar Uşağı (Karataş), Kamuoğullar (Serin+Yıldırım), Hürüler (Zımba) Temirler (Temur), Köçekler (Yıldırım), Demir, Seyfi, Ateş, Polat’lar, Kındolar (Çalışkan), Darende ilçesinin Ayvalı bölgesinden gelerek buraya yerleşmişlerdir. Karga soyadını taşıyanlar, Malatya Akçadağ Bölgesinden gelmişlerdir. Özmenler (Özmen), Sivas Hanlı Bölgesinden gelmişlerdir. Dumanoğulları (Dönmez), Kangal havuz bölgesinden gelmişlerdir. Kuşterciler (Kuşterci), Darende İlçesi Hacılar Bölgesinden gelmişlerdir. Çomçalar (Yanmaz), Malatya Akçadağ Bölgesinden gelmişlerdir.

Yukarı Şeref köyünden:

Hacolar (Kılıç), Malatya Engüzek bölgesinden gelmişlerdir. Velikahyalar (Kılıç), Malatya Yukarı Setrek (Ulupınar) Kasabasından gelmişlerdir. 1997 yılı itibariyle Aşağışeref köyünde 46 hane bulunmaktadır. Aşağı şeref Köyünün 181 kadın, 166 erkek toplam 347 kişi toplam nüfusu bulunmaktadır. 1997 yılı itibariyle 28 hanedir.

1997 yılı itibariyle Aşağı Şeref Köyünde 46 hane bulunmakta ve 181 kadın, 166 erkek, toplam 347 nüfusu vardır. Yukarı Şeref Köyünde ise 48 hane mevcut olup, 170 kadın, 180 erkek toplam 350 kişi vardır. Aşağı ve Yukarı Şeref Köyleri’nin toplam nüfusu ise 351 kadın, 346 erkek olmak üzere 697 kişi yaşamaktadır. 2000 yılına göre; Aşağı Ayvalı Köyünde 52 hane, 167 erkek, 187 kadın, 354 kişi bulunmaktadır. Yukarı şeref Köyünde ise; 49 hane, 167 erkek, 168 kadın, toplam 329 kişi bulunmaktadır. Yıllara göre nüfus tablosu şöyledir: Aşağı ve Yukarı Şeref Köylerinde de dışarıya göç edenler olmuştur. Yıllara göre Ayvalı Köyünün nüfusu şöyledir:

 

Yıl Erkek Kadın Toplam

1927 - - -

1935 - - 221

1940 179 175 354

1945 191 194 385

1950 - - 448

1955 250 246 496

1960 263 267 530

1965 241 274 515

1970 296 321 617

1975 317 337 654

1980 354 382 736

1985 384 331 715

1990 315 405 720

1997 346 351 697

05-Bağlıçay (Alacamezar) //// Sayfa Başı

 

Gürün İlçesi’nin kuzeydoğu kesiminde yer alan, 32 km .’lik uzaklıkta bulunan Bağlıçay Köyü ismini, köyün kuzey kesiminden geçen, Külah Köyün’den aşağı doğru akan ve yaz aylarında çoğu zaman kuruyan çay (akarsu) dan almaktadır. Çay bilindiği gibi yöremizde ve Eski Türkçe’de küçük akarsulara verilen isimdir. 1970 Yılında, ismi “Bağlıçay” olarak değiştirilen bu köyümüzün eski ismi Alacamezardır. Bu isim sonradan değiştirilerek, Bağlıçay konulmuştur.

Alacamezar köyünün hudutları; doğu tarafı: karapınar gediği ve İbrahim ağıl gediği ve İsrafil Baba meşesi ve çatalpınar ve kızıl yoldur. Batı sınırı: Abdullah tarlası ve Yuva suyu ve Abdurrahman çalı ve halburcu yurdudur. Kuzey sınırı: Kuruca öz gediği ve örenli pınar ve Karapınar gediği. Güney hududu: Hasan kahya tarlası ve kösenin koyağının sırt ve yeğen ahırının boğazdır.

Köyün eski mezarlığında bulunan taşların siyah-beyaz (Alaca) renkli taşlardan olması nedeniyle “Alacamezar” adı verilmiştir. Köy halkı, Elbistan ilçesi’nin Alhas Bölgesi’nden gelerek buraya yerleşmişlerdir. Bu köyde yaşayan halktan; Ziynikler (Çakan+Poyraz), Abuzerler (Doğan), İbiller (Uzunpınar), (Kaço+Altun+Ulutaş+Kara+Hüyükpınar), soyadını taşıyanlar Alhas Bölgesi’nden gelerek buraya yerleşmişlerdir. Halmoşlar (Çal), Malatya Akçadağ Kürecik bölgesinden, Daşolar (Kuruöz), Malatya Akçadağ Bölgesinden, Zeynikler (Çakan), Malatya Akçadağ Bölgesinden, Göktaşlar (Göktaş), Malatya Akçadağ Bölgesinden, Sarolar (Kuru), Malatya Akçadağ Bölgesinden gelmişlerdir. Abbaslar (Yılmaz), Kabacanlar(Kabacan), Kelolar (Karakoç), Abuzerler (Kılıç), Şıpırtlar (İnce), Maraş İli Elbistan İlçesi Alhas Bölgesinden gelmişlerdir.

Bağlıçay Köyü’nün İçme suyu 1997 yılında, kapalı su şebekesi yapılmıştır. Köyün içinde YSE tarafından yaptırılan iki adet çeşme vardır. 1960 yılında 80 hane iken, 1997 yılı itibariyle 24 hane kalmıştır. 2000 yılında 26 hane, 68 erkek, 55 kadın, toplam 1213 kişi bulunmaktadır. Bağlıçay Köyü halkının geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır. Köy halkının tarım va hayvancılık konusunda desteklenmesi şarttır. İlçe merkezinde 32 km .’lik mesafede bulunan Bağlıçay Köyü’nün 14 km .’lik bölümü asfalttır. 8 km .’lik stabilize yolun asfaltlanması gereklidir. Kış aylarında ulaşım sorunu had safhaya ulaşmaktadır. Bu nedenle, yolun stabilize kısmının asfaltlanmasıyla en önemli sorunu çözümlenmiş olacaktır.

Bağlıçay Köyü’nde göç oldukça fazladır. İstanbul, Ankara gibi büyük illere göç ederek yerleşmişlerdir. 1960 yılında 80 hane olan Bağlıçay Köyü, 1997 yılında 24 hane kalmıştır. Bağlıçay Köyünün yıllara göre nüfus tablosu ise şöyledir:

 

 

Yıl Erkek Kadın Toplam

1927 - - -

1935 - - 265

1940 138 148 486

1945 198 216 414

1950 - - 464

1955 224 270 494

1960 192 286 478

1965 204 285 489

1970 104 151 255

1975 151 171 322

1980 189 218 407

1985 184 175 369

1990 99 111 210

1997 62 57 119

2000 68 55 123

06-Bahçeiçi (Tıhmın) //// Sayfa Başı

 

Gürün, Gübün, Telin, Tıhmın, Avgun, Mahgen gibi isimler, tarih öncesi çağlardan günümüze kadar söylene gelmiş yer adlarıdır. Tıhmın kelimesi; Hititçe bir kelimedir ve “tepenin aşağı kısmı” anlamına gelmektedir. Gürün İlçesi’nin doğu kesiminde ve 18 km .’lik mesafede bulunan Bahçeiçi Köyü’nün eski ismi Tıhmın’dır. Yakın zamana kadar Tıhmın olan bu köyümüzün ismi, daha sonra Bahçeiçi Köyü olarak değiştirilmiştir. Halk arasındaki rivayetlere göre; Battal Gazi esir olarak aldığı Bizans askerlerini köyün güneydoğu kesiminde bulunan ardıç ağacının yanına gelir. Burada ikindi namazını kılmak için esirleri bırakıp namaza durur. Bunu fırsat bilen Bizanslı esirler kaçar. Battal Gazi, namazı bitirdikten sonra, onları aramaya başlar. Burada yaşayan kimselerden esirlerin nereye gitmiş olduklarını sorar. Bunun üzerine Battal Gazi’ye “Tahminen şu tarafa gittiler.” Diyerek Gürün tarafını gösterirler. Bu kelime zamanla değişerek “Tıhmın” olur. Rivayete göre Bahçeiçi Köyü’nün doğusunda yaklaşık bir km.’lik mesafede bulunan ardıç ağacının Battal Gazi zamanından beri bulunmuş olduğu ve bu ağacın bizzat Battal Gazi tarafından dikilmiş olduğu söylenmektedir. Bu ağacın çapı ise yaklaşık 6 metrelik bir ebattadır.

Bahçeiçi köyünün hudutları: Doğusu: Şuğul taşı, körpınar sarı yolu, mezarlık, kışla. Batısı; karga kalesi ve Ömer özü dökme taş. Kuzeyi; Gürün-Darende şosesi. Güneyi; Medmen deresi ve Tepecik köyü-Gürün yolu.

Bahçeiçi Köyün’de bol miktarda sebze ve meyve üretilmektedir. 1993 yılından beri Geleneksel Kayısı Festivali düzenlenerek, Velioğlu (Halil Dakın) Karakucak Güreşleri yapılmaktadır.

Halk arasındaki rivayetlere göre; Bahçeiçi Köyüne ilk olarak gelip yerleşen yesevi dervişlerinden Yusuf dede ismindeki bir zattır. Rivayeetlere göre; Yusuf Dede, Bahçeiçi Köyünün üst yanında, köy içme suyunun çıkış yerine gelerek yerleşmesinden sonra buradaki su kaynamaya başlar. Bu suyun noktası burada yaşayan halk tarafından ziyaret yeri olarak kabul edilir. Burada yaşayan halk yağmur duasına çıkarak burada dua ederek kurban kesmektedirler. Bu durum son yıllara kadar böyleydi.

Kışla deresi Bahçeiçi’ne bağlıdır. Bahçeiçi Köyü, eski çağlardan beri yerleşim yeri olmuş bir bölgedir. Bahçeiçi Köyü’nde hem sulu tarım da yuapılmaktadır. Son yıllarda burada da göç olayı meydana gelmiştir. Yöre Halkı, daha iyi ekonomik koşulların bulunduğu büyük şehirlere göç etmeye başlamıştır. Sebze ve meyvecilik yapılmaktadır.1954 yılında, 150 hane iken 1997 yılında Aşağı köyden 12, yukarı Köyden 18 hane, Kışla Deresi Mahallesinde 26 hane olmak üzere toplam 56 hanedir. 2000 Yılı itibariyle, Bahçeiçi Köyünde hane sayısı 71 olup, bu köyden göçenler; Bolu, Düzce, Sivas, Adana, Mersin, İstanbul, Karadeniz Ereğlisi gibi büyük şehirlere göç edenler bu bölgelere yerleşmiş durumdadırlar. Bahçeiçi Köyü’nde içme suyu kaplı şebekedir. İlçe merkezine 18 km .’lik mesafede bulunan bu köyümüzün, Malatya-Kayseri asfaltına yakın olması nedeniyle yolunun 15 Km .lik bölümü asfalt, 3 km .’lik bölümü stabilizedir. Bu yolun asfaltlanması gereklidir. Köyde giderek azalmaya başlayan tarım ve hayvancılık uğraşısı ile sebze ve meyve üreticiliğin mutlaka desteklenmesi şarttır.Bahçeiçi Köyünde üç cami, iki Kur’an Kursu, bir Sağlık Evi, iki tane ilkokul vardır. Aşağı köydeki ilkokul eğitim ve öğretime açıktır. Her iki ilkokulun lojmanı vardır.

Bahçeiçi Köyünde yaşayan ahaliden Süleymanoğulları (Mum+Çolak+Kara+Koyuncu+Uzun+Arslanbaba+Kaplanbaba+Bulut+Kaynarpınar) Sülalesi, Darende/Aşudu bölgesinden, Hüseyin Efendiler (Karakuzu) Darende Hacılar’dan, (Akkaş+Sarıbostan), (Şahin+Recber+Yassıkaya) soyadını taşıyanlar Darende Aşudu bölgesinden gelmişlerdir. (Topal), (Karabıçak), gibi soyadını taşıyanlar yurdun çeşitli bölgelerinden gelerek buraya yerleşmişlerdir.

 

Yıllara göre Bahçeiçi Köyü’nün nüfus tablosu şöyledir:

 

Yıllar Erkek Kadın Toplam

1935 - - 399

1940 187 254 441

1945 213 532 545

1950 - - 651

1955 265 388 653

1960 281 373 654

1965 314 398 712

1970 275 383 658

1975 300 301 601

1980 309 419 728

1985 354 306 660

1990 238 330 568

1997 142 153 295

2000 143 152 295

07-Başören, //// Sayfa Başı

Gürün İlçesi’nin güneybatı kesiminde, ilçe merkezine 44 km .’lik mesafede bulunan Başören Köyü, kuzeyde Yolgeçen, kuzeydoğuda Güldede, batıda Akdere, güneyde Afşin ilçesi’nin Oğlakkaya ve Haticepınarı Köyleri ile sınır bulunmaktadır.

Bilindiği gibi Tohma Havzası’nın bulunduğu bölgeler, Hurman Çayının kaynakları, tarih boyunca çeşitli kavimlerin birbirleriyle olan mücadelesinin geçmiş olduğu bölgeler olmuştur. Bu itibarla bilhassa Müslüman Araplarca Avasım ve Süğür adı verilen uç bölgelerdeki savaşlar, yüzyıllar boyu sürdürülegelmiştir. Bu mücadeleler esnasında bölgedeki birçok yerleşim yerleri harap olmuştur. Başören Köyü’nde ve çevresinde bu dönemlere ait birçok ören yeri ve savaş kalıntılarının bulunduğu alanlar bulunmaktadır. İşte bu dönemlerden beri tahrip edilmiş birçok eski yerleşim yeri olan örenlerin bu bölgede olması, nedeniyle bu köyümüze Başören adı verilmiştir.

Başören Köyünün Kuzeyinde, Bölücek Dağı, güneydoğusundaki Sansaklı Dağı, güneydeki Tomolar mezrası, batısındaki Kurudere ve Çoröz Deresi ile Belpınarı mevkiilerinde çeşitli tarihi dönemlere ait birçok ören yerleri, kaleler gibi tarihi özellikler taşıyan yerler bulunmaktadır. Başören ile Güldede Köyü arasından, Afşin topraklarına kadar uzanan Sümer Dikili Taşları, bu bölgenin tarih öncesi çağlardan beri yerleşim yeri olduğunu göstermektedir. Belpınarı mevkiinde, bol miktarda mızrak ve ok uçları gibi savaş malzemeleri bulunmuştur. Başören Köyü’nün batı kesiminde yer alan “Yığma Tepe”mıntıkasında, hangi döneme ait olduğu kesin olarak bilinmeyen bir hüyük bulunmaktadır. Durak Hasan adı verilen mıntıkada eski bir yerleşim alanı bulunmaktadır. Bütün bu eski yerleşim birimleri, tarihi Hurman Kalesine çok yakındır. Yaşlıların rivayetlerine göre, bu bölgeler Binboğa Dağlarına kadar uzayan tüm sahada büyük ardıç ağaçlarından oluşan ormanlık alanlar bulunmaktaydı. Sonraki yıllarda bölge halkının bilinçsizce ormanları yoketmeleri nedeniyle, günümüzdeki erozyon bu bölgede oldukça fazladır. Ardıç ormanlık alan oldukça azalmış durumdadır. Ardıç orman alanı sadece Başören Köyü’nün bir kısmında, Camiliyurt Köyünde, Beypınar Köyü’nün batı kesimlerinde, Salyurt Yaylalarından az bir miktarda kalmıştır. Buradaki ardıç ormanları tarih öncesi çağlardaki Mezapotamya’nın ahşap ihtiyacının tamamını karşılamaktadır. Bu bölgede kalan günümüzdeki küçük ormanlık alanlar, o günlerden kalan hatıralardır.

Başören Köyü’nün Tomolar (Gelincik), Akdere adında iki mezrası bulunmaktadır. Akdere mezrası daha sonraki yıllarda Başören Köyün’den ayrılarak muhtarlık olmuştur. Başören Köyünde İkinci Dünya Savaşı sırasında 1942 yılında kurulan, 1960 yılında kaldırılan askeri bir karakol bulunmaktaydı.

Gürün İlçesi’nin en eski köylerinden birisi olan Başören Köyü’ne ilk olarak gelip yerleşenler “Siniklioğulları” adıyla bilinen sülaledir. Siniklioğullarından İsmail Ağa, ilk olarak buraya gelerek yerleşmiştir.

Köyün içme suyu ve yol sorunu vardır. Köyün içme suyu sağlığa pek elverişli olmadığı gibi ihtiyacını da karşılayamamaktadır. Köy halkının geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır. Köyde dört beş bin adet koyun bulunmaktadır. Köyün içme suyu ve hayvanları sulamada kullanılacak olan su ihtiyacı, Çoröz Dereleri ile Hurman Çayının değerlendirilmesiyle mümkün hale getirilmelidir. Hurman Çayı’nın ıslahı mümkün olduğu takdirde başta Başören Köyü dahil, tüm çevre köylerin içme suyu ve tarım arazilerinin sulama projesi gerçekleştirilerek bölgenin su sorunu tümden çözüme kavuşturulacaktır. Stabilize olan köy yolunun asfaltlanmasıyla da, yol sorunu çözümlenecektir. Köydeki tarım ve hayvancılık mutlaka desteklenmelidir. Bölge, arıcılık ve besiciliğe elverişlidir. Bu projelerin gerçekleştirilmesiyle birlikte, yöre halkına ayrı bir ekonomik olanak sağlanmış olacaktır. Eskiden beri sürdürülegelen kilim ve halıcılık teşvik edilerek desteklenmelidir. Burada dokunmakta olan kilim ve halılar yurt çapında ve dünya çapında üne kavuşabilecek niteliktedir.

Başören Köyünde Sağlık Ocağı yoktur. Köy ilkokulu 1988 yılında betonarme olarak yapılmıştır. Köyün Camisi, halk tarafından 1970 yılında ahşap bina olarak yapılmıştır. Caminin lojmanı yoktur. Başören Köyü’nün Belpınarı mevkiinde krom (C) madeni, Çoröz Deresinde alçı taşı, Kuru Dere mevkiinde mermer taşı bulunmaktadır.

Başören Köyünde yaşayyan halktan Siniklioğulları (Şahin), Malatya’nın Arapkir ilçesi’nin Saltuklar Köyünden gelmişlerdir. Kürklüler (Kürklü) Malatya Hekimhan ilçesi Kalmuklar Köyünden gelmişlerdir. Cumolar (Bölücek) Ankara’nın Aymana bölgesinden gelmişlerdir. Doğanlar (Doğan) Malatya’nın Akbaba bölgesinden gelmişlerdir. Soyadı (Yılan+Çetin+Kara+ Yıldız) olanlar da bu bölgelerden gelmişlerdir. Başören Köyünde sırasıyla Kürklü Kürklü, Mehmet Kürklü, Emin Kürklü, Davut Doğan (1989-1994), Mehmet Şahin (1994) muhtarlık yapmışlardır. 1960 yılında 100 hane iken 1997 yılı itibariyle 45 haneye düşmüştür. Başören Köyü’nde göç olayı yoğundur. Köyden göç edenler; İstanbul, Gaziantep, İzmir, Ankara vb. gibi büyük şehirlere giderek yerleşmişlerdir. 1997 yılı itibariyle Gelincik Mezrasında 5 kadın, 6 erkek toplam 11 kişi yaşamaktadır. Başören Köyünde 130 kadın, 119 erkek toplam 249 kişi yaşamaktadır. 1997 yılına göre 44 hane kalmış olan Başören Köyü’nün yıllara göre nüfus tablosu şöyledir:

 

Yıl Erkek Kadın Toplam

1927 - - -

1935 - - 417

  • 228 223 451

1945 280 213 493

1950 - - 305

1955 174 155 329

1960 205 218 423

1965 201 228 429

1970 206 261 467

1975 245 256 501

1980 287 285 572

1985 282 255 537

1990 153 206 359

1997 125 135 260

08-Beypınar Köyü //// Sayfa Başı

 

Gürün İlçesi’nin kuzeybatı kesiminde, Pınarbaşı ilçesi ile sınır olan, ilçe merkezine 45 kilometre uzaklıkta bulunan Beypınar Köyü ismini, köyün aşağı kısmındaki Pınar(çeşme)dan almaktadır. Bu çeşmenin adı Beypınardır. Eskiden oymak beyleri, bu çeşmenin başına bir araya gelerek ziyafet düzenledikleri için, beylerin pınar anlamına gelen Beypınar adı verilmiştir. Beypınar Köyü’nün hemen hemen her yerinde pınar/kaynak suları bulunmaktadır. Çok tatlı ve berrak bir suyu bulunmaktadır. Bu köyümüz, adını bu pınarlardan almış olduğu da söylenen rivayetler arasındadır. Daha önceki dönemlerde, Akpınar-Beypınar, Yolgeçen-Beypınar, Göbekören-Beypınar arasında bulunan “Yarış Yeri” mevkiinde obalar arasında çeşitli yarışmalar, özellikle at yarışları ve güreş müsabakaları düzenlenirdi.

Beypınar Köyü Tohma Havzası’nın bulunduğu bölgenin en yüksek yerinde bulunmaktadır. Beypınar Köyü Tahtalı Dağları’nın eteğinde ve Göğdeli Yaylası’nın üzerinde bulunmakta oluşu, Seyhan ve Ceyhan Irmakları’nın kollarının/kaynaklarının aradan çıkmış olması ve geniş Salyurt Yaylalarına sahip bulunması itibariyle hayvancılık konusunda en elverişli köylerimizden birisidir. Beypınar Köyü’nün dolayısıyla Tahtalı Dağları’nın bulunduğu nokta Doğu Anadolu ile Orta Anadolu’yu birbirinden ayıran konumda bulunmaktadır. Beypınar Köyünün bundan yıllar öncesinde, ardıç ormanıyla kaplı olduğunu yaşlılar ifade etmektedirler.

Beypınar Köyü daha önceki yıllarda Pınarbaşı (Aziziye) ve Elbistan ilçelerine bağlıydı. Daha sonraki yıllarda Göbekören Nahiyesi ile birlikte Gürün ilçesi’ne bağlanmıştır.

Beypınar Köyünde Kamışlı dere mevkiinde, Hititler dönemine ait kaya kabartması(Kızoğlan Heykeli) bulunmaktadır. Günümüzde bu kaya kabartmaları kırılmış bir haldedir. Köyün üst kısmında, tarihin hemen hemen her dönemine ait birçok alet ve eşya çıkan tarihi bir kale vardır. Tarihi kaynaklarda belirtilen Hititler dönemindeki Comana/Komana kentinin bu bölgeye yakın olması nedeniyle, bu köyümüzün çok eski çağlardan beri yerleşim yeri olduğunu göstermektedir.

Beypınar Köyü’nün üst kısmında bulunan kalede birtakım eski madeni paralar, çanak ve çömlekler bulunmuştur. Değirmenin önü denilen yerde eski yerleşim alanı ve mezarlar bulunmaktadır. Burada bulunan ve osmanlı döneminden beri işletilen su değirmenleri varlığını halen korumaktadır. Yazı mevkiinde eski yerleşim alanı bulunduğu gibi, Dağlağan mevkiinde, Aksaktaşı mevkiinde tarihi yerler, savaş yerleri ve ziyaret yeri bulunmaktadır. Salyurt Yaylasında, Göğ Bayram’ın yurdu denilen yerde birçok eski yerleşim yerleri bulunmaktadır. Tahtalı Dağlarında bulunan bir mağarada ise, çeşitli kaya kabartmaları ve resimler bulunmaktadır. Beypınar Köyü ile Akpınar Köyü arasında eski devirlere ait olan üç adet Tümülüs bulunmaktadır. Bu tümülüsler hakkında her hangi bir araştırma ve kazı yapılamadığından hangi dönemlere ait olduğu kesin olarak bilinememektedir. Gelin Mezarı ile Çam Mağara bölgelerinde eski yerleşim yerleri ve tarihi kalıntılar bulunmaktadır. Beypınar Köyünün sınırları içinde, her biri farklı dönemlere ait olan 13 adet yerleşim yeri bulunmaktadır. Beypınar Köyünün Salyurt/Göğdeli Yaylasında bulunan ve Sümerler’den kalmış olduğu sanılan dikili taşlar, Çevirme Köyü’ne kadar uzanmaktadır. Bu dikil taşlar, Kangal İlçesi’ne doğru uzyıp gitmektedir. Bu taşların eski dönemlerde devletler arası sınırları belirtmiş olduklarını sanıyoruz.

İstanbul’da bulunan Başbakanlık Devlet rşivleri genel Müdürlüğünde 14863 numarada 6. Sayfada 1268/1852 tarihine ait kayıtlarda Karadoruk, İncesu, Kızılveran, Yılanhüyük ve Beypınar köyleri hakkında bilgiler mevcuttur. XVIII. yüzyıl sonlarına kadar Türkmenler bu bölgelere sürüleriyle koyunlarını otlatmaya gelmekteydiler. Zaten bilindiği gibi Salyurt Yaylası II. Abdülhamit zamanında padişaha ait “has tımarı” idi. Burada askeri bir kışla bulunmaktaydı. Osmanlı ordusuna at yetiştiren bir hara çiftliği bulunmaktaydı.

XIX. Yüzyılın başlarında bu köyde sayıları mahdut Hristiyan nüfus yaşamaktaydı. Bunların mezarları halen köydedir. Bir çoğu Müslüman olmuş, tehcirinde burada hayatlarının sonuna kadar yaşamamışlardır. Beypınar Köyü halkı İstiklal Harbine aktif olarak katılmışlardır. 4-11 Eylül 1919 tarihinde yapılan Sivas Kongresine bu köyden yaşayan Mehmet Bey (Malkoç/Moğolkoç) temsilen katılmıştır. Sivas Kongresi Heyeti’nin toplu olarak yer aldığı resimde, Atatürk’ün arkasında sakallı olan kişi, Mehmet Malkoç Beğ’dir. Mehmet Bey, Atatürk’e Salyurt Yaylası’nın yapılacak Hara Çiftliği için en uygun yer olduğunu söyleyerek bu bölgeyi takdim etmiştir. Bunun üzerine Atatürk, Mehmet Bey’e bir saat ile bir tane at hediye olarak göndermiştir. Gürün Bölgesinde yapılan Ermeni sevkiyatı esnasında Mehmet Bey’i devlet resmi olarak görevlendirmiştir. Bu bölgedeki sevkiyatı Göbekören’den Godas, Börklü/Kındıralık’tan Şeyhamit Ağa, Beypınar Köyün’den Mehmet Bey idare etmişlerdir.

İstiklal Harbine Beypınar Köyün’den 90 kişi katılmıştır. Bunlardan sadece 4 kişi geri dönmüştür. Bunlar ise; Yusuf Öz (1882-1947), Reco Mehmet, Cemle Mehmet, Traş Durdu adlı kişilerdir. Beypınar Köyünde İstiklal Harbine bir evden altı evladı gittiği halde geri dönmeyenler de vardır. Allöşler’den iki kişi (Mustafa ve Müslim) katılırken, Sofu Mehmet Ali’nin kardeşleri Acer Osman ve Sağır Ali geri dönmeyenler arasındadır. Elbistanlıoğulları (Dikkolar) Oymağından yedi kişi savaşa katılmak üzere gitmiştir. Altı amcasıyla cepheye gitmiş olan Yusuf Öz cepheden altı amcasını şehit vermiş, sadece kendisi köyüne dönebilmiştir. İstiklal Harbine katıldıktan sonra Ruslar’a esir düşen ve sonraki yıllarda cepheden köylerine geri dönen diğer gâziler ve Yusuf Öz’ün anlattıklarına göre; Ruslar, esir değişimi sırasında esir Türkler’i yıkanacaksınız diye bir hamama sokarak yukarıya bakmalarını söylüyorlar. Hamamın yukarısından bu insanların gözlerinin kör olması için zehirli su sıkıyorlar. Gözleri tamamen kör olanlar uzun yolculuğa açlık ve susuzluğa dayanamadıkları için, Türkiye’ye bile gelemeden yolda ölüyorlar.

Beypınar Köyü halkı yurdumuzun değişik yörelerinden gelerek buraya yerleşmişlerdir. Beypınar Köyü’ne gelerek ilk yerleşen kabilenin Traşlar/Baltacılar (Şahiner) olduğu ve Malatya’nın Setrek/Ulupınar bölgesinden geldikleri bilinmektedir. Beypınar Köyü’ne ikinci olarak gelenler, Elbistanoğulları/Dikkolar (Öz) oymağıdır. Dikkolar (Öz) maraş İli Elbistan İlçesinden gelerek bu köye yerleşmişlerdir. Setrekliler (Polat+Şahin-Şahiner) Malatya/Darende Setrek/Ulupınar Bölgesinden gelmişlerdir.

Acerasanlar (Dalgıç ve Dalkılıç) Yukarı Setrek/Ulupınar’dan gelmişlerdir. Vitesoğulları (Demirkaya), Elbistan’ın Lorşin Bölgesinden gelmişlerdir. Memişler (Demirkaya) Ankara’nın Haymana’dan gelmişlerdir. Hebipler, Yedibelalar, Mıstıklar (Koç), Ankara’nın Haymana bölgesinden gelmişlerdir. Tapkir’ler (Doğan+Kavun), Malatya’nın Akçadağ ve Kozluca bölgesinden gelmişlerdir. Mevlütler (Dağlayan), Şarkışla’nın Ebesil Köyünden gelmişlerdir. Behzatlar (Karataş) Afşin’in Kerevin bölgesinden gelmişlerdir. Gekkolar (Aygün) Afşin’in Oğlakkaya bölgesinden gelmişlerdir. Dervişler (Koca), Ağrı Eleşkirt bölgesinden gelmişlerdir. Sorcular (Tanır), Elbistan’ın Tanır bölgesinden gelmişlerdir. Albazoğulları (Yılmaz), Kangal’dan gelmişlerdir. Adıgüzeller (Tapan), Darende’nin Ayvalıya, buradan Yazyurdu/Celikan’a, daha sonra Beypınar Köyü’ne gelmişlerdir. Allöşler (Arslan), Yukarı Sazcağız Köyünden gelmişlerdir. Vakkaslar (Akkuş), Ankara Haymana’dan gelmişlerdir. Ehmolar (Küçük), Ankara Haymana’dan gelmişlerdir.

Beypınar Köyü’nün yaşamında önemli saymış olduğu birtakım olaylar vardır. Bunlardan bazıları, İstiklal Harbi esnasında delege olarak Mehmet Malkoç Beğ’i göndermeleri, 1945 yılında Türkmen Beğ’i Salbayrak’ın salyurt yaylasına yerleşerek buradan çıkmak istemeyerek devlete isyan etmesi, 1952 yılında, 53 çocuğun kızamık salgını nedeniyle ölmesi, Gürünlü Ahmet (1927-1994) pehlivan namıyla meşhur olan, 79 kilo karakucak güreş müsabakalarında Avrupa ve Türkiye birincilik ve ikincilikleri olan Ahmet Doğan(pehlivan)ın bu köylü olmasıdır. Ahmet Pehlivan, çok güçlü ve kuvvetli bir pehlivandı. Sarma oyunu meşhurdur. Bu oyunuyla Tekrahmalı güreşçi Hamdi Pehlivanı srma oyunuyla bir güreş esnasında sıkarak öldürmüştür. Beypınar köyünün bir başka meşhur kişisi de nüktedanlığı ve hazır cevaplılığı ile ünlü olan Allöş Ramazan’dır. Ayşe Fatma Dalgıç ise Beypınar Köyünde çok güzel şiir söyleyen ve ağıt yakan kişi olarak bilinmektedir. Eskilerin deyimiyle yörenin en meşhur SAGU’cusu idi. Çeşitli köylere götürülerek Ayşe Fatma Dalgıç’a söyletmekteydiler. 50’ye yakın ağıtı bulunmaktadır. Ayşe Fatma Dalgıç’ın kızı olan Didar Öz (1932-1994)de annesi gibi çok güzel şiir söyler ve ağıt yakardı. Köyde bir başka sagu söyleyen kadın ise Raziye Arslan (1920-1999) idi. Gürünlü Şairlerden Şeyhamit Şahiner (1961) ve Murat Öz (1980) bu köyden doğmuştur. Araştırmacı-Yazar Mehmet Ali Öz, bu köyden doğmuştur.

Beypınar köyünün ihtiyaçları eskiden beri Salma Usulü ile halledilmeye çalışılmaktadır. Köylüler arasında imece usulü bütün varlığıyla sürdürülmektedir. İstiklal Harbi sırasında Beypınar köyünde muhtar Osman Vitesoğlu (Güççük Osman) idi. Daha sonra; Hasan Dalgıç(Acer Hasan), Maşkalah Ali, Ehmo Küçük, Mevlüt Dağlayan, Mehmet Kavun, Ömer Koç, Hacı Cuma Şahiner, İsmail Demirkaya, İbrahim Koç (15 yıl), Mustafa Akkuş (15 yıl), Mehmet Demirkaya (1989-1994), Nizamettin Demirkaya (1994-2000), Hasan Dalkıç (2000-2004)

Beypınar köyünün arazisi özellikle de hayvan yetiştiriciliği için otlak merası bol olmasına karşın yeterli teşviki ve desteği alamadığından güçlü bir hayvancılık yapılamamaktadır. Tarım arazisi ise eskiden sulu tarım yapılabildiği halde günümüzde bu durum çok azalmıştır. Bu nedenledir ki tarım ürünlerinde gerekli üretim ve kapasiteye ulaşılamamaktadır.

Beypınar köyünde bol miktarda su bulunduğu için yaylalar ve otlakların bolluğuğu itibariyle hayvancılık için çok elverişli bir bölgedir. Köyün içinde 10 adet çeşme bulunmaktadır. Karaboğaz, Dağlayan ve Avşar deresi ve Salyurt yaylasından küçük ölçüde akarsuyu bulunmaktadır. Bu sularda az miktarda tatlı su balıkları mevcuttur. Yaylalarda ise hemen hemen her beşyüz metrede bir kaynak suyu bulunmaktadır. Göğdeli Yaylalarında içme suyu kaynakları oldukça boldur. Boşa akmakta olan bu suların Yolgeçen, Akpınar, Güldede, Başören vb. gibi köylere ulaştırılarak bu köylerde olan içme suyu sorunları büyük ölçüde çözümlenebilmesi mümkündür.

Salyurt Yaylası Derdederman Pınarı, Çam Mağara, Çukuryurt, gibi birçok yerleri tam mesire yerleri ve özellikle de yaylacılık ve hayvancılık için en uygun yerlerdir. Börklünün Gölü, Berdi Gölü, Aynalı Göl, Yıldırım Gölü, Ziyaretin Göl gibi küçük ölçekli gölleri bulunmaktadır.

Beyınar Köyünün arazisi üzerinde bulunan küçük ölçekli akarsuların üzerine baraj veya göletler yapıldığı takdirde köyün arazisinin % 90’ına yakın kısmı sulanır arazi haline gelecek durumdadır. Her ne kadar az da olsa sulu tarım yapılmakta ise de köyün genel ihtiyacını karşılayamamaktadır. Köylü tarım ve hayvancılıkla uğraşmaktadır. Beypınar Köyünde eskiden çok iyi kilim, halı, heybe vb. gibi el sanatları büyük ölçüde yapılmaktaydı. Günümüzde ise bu durum çok azalmış durumdadır. Kilim ve halıcılık teşvik edilerek bu konuda köy halkı için önemli bir gelir kaynağı elde edilir hale gelecektir. Beypınar Köyünde tarım ve hayvancılığın, küçük ve büyükbaş hayvan üreticiliğinin artırılması ve teşviki şarttır. Arıcılık üretiminin teşviki şarttır. Çünkü arazisi bunlara çok uygun bir haldedir ve büyük bir potansiyeli mevcuttur. Köyde Tarım Kredi Kooperatifinin kurulması, kalkınma ve üretim kooperatifinin kurulması şarttır. Beypınar Köyü’nün en başlıca sorunları yoldur. Yol sorunu stabilize yapılarak büyük ölçüde halledilmiş durumdadır. Göbekören, Akpınar, deveçayır, Camiliyurt, gerdekmağara gibi küme köylerin yolu olması nedeniyle asfaltlanması halinde, beş altı tane köye ait yol sorunu çözümlenmiş olacaktır. Bu yol, kış aylarında çoğu zaman en az beş ay kapalı kalmaktadır. Sulama kanalları ve göletlerin yapılması şarttır. İçme suyu 1997 yılında kapalı su şebekesi haline getirilmiştir. Köye elektrik 1986 yılında gelmiştir. YSE 1972’de 8 adet çeşme yapmıştır. Telefon 1986 yılından 1997 yılına kadar tek telefon (acente) olarak devam etmiş, 1997 yılında santral kurularak evlere telefon verilmiştir. Köyün camisi, 1920 yılından yapılmıştır. Ahşap bina olan köyün camisi, 1983 yılında köy halkı tarafından yeniden betonarme bina olarak yapılmıştır. İlkokulu, 1960 yılında yapılmıştır. Köy ilkokulu, 1993 yılında yeniden inşa edilmiştir. Ancak köyün ihtiyacına cevap verememektedir. Köyde beş öğretmen görev yapmaktadır. Sağlık evi, 1992 yılında yapılmıştır. 1995 yılında caminin lojmanı köy halkı tarafından yapılmıştır.

Beypınar Köyünde maden rezervi olarak kalenin ardı mevkiinde kalorisi yüksek bir kömür yatağı bulunmaktadır. Kızılgüney/Çam Mağara’nın karşısında kok kömürü rezervi bulunmaktadır. Akşaktaşı ve Sivridağ mevkiinde ise alçıtaşı bol miktarda bulunuyor. Beypınar Köyünde de diğer köylerimizde olduğu gibi göç sorunu az da olsa yaşanmaktadır. İzmir, Ankara, İstanbul, Karabük/Zonguldak gibi büyük şehirlere göç etmişlerdir. Son yıllarda göç olayı giderek artmaya başlamıştır. 1960 yılında 150 hane olan Beypınar Köyü, 2000 yılında 142 hane kalmıştır. Beypınar Köyünde, 1950 yılından 2000 yılına kadar toplam 452 hane başta İzmir, İstanbul, Bolu, Kocaeli (Düzce), Bursa, Ankara, Adana, Karabük, Antalya, Mersin, Osmaniye, Kayseri, Sivas, Maraş, Malatya gibi büyük şehirlere göç ederek yerleşmişlerdir.

Yıllara göre Beypınar Köyü’nün nüfus tablosu şöyledir:

 

Yıl Erkek Kadın Toplam

1935 - - 375

1940 221 238 459

1945 203 218 421

1950 - - 430

1955 254 258 512

1960 282 311 593

1965 280 332 612

1970 348 312 660

1975 356 388 744

1980 351 453 804

1985 398 374 772

1990 353 436 789

1997 403 430 833

  • 900

 

 

09-Bozhöyük Köyü //// Sayfa Başı

 

Gürün İlçesi’nin güneybatısında yeralan Bozhüyük Köyü, ismini köyün yakınında bulunan tarihi hüyükten almaktadır. Bu hüyüklerde ve köyün yakınlarında bulunan eski yerleşim yerlerinde tarihi çağlara ait bir takım altın paralar, ok uçları ve obsidyen parçaları bulunmuştur. Bozhüyük Köyü ilçe merkezine 77 km .’lik mesafededir. 30 km .’lik bölümlük yol asfaltlanmıştır. Geri kalan 47 km .’lik bölüm ise halen stabilizedir. Kış aylarında çoğu kez kapalı kalmaktadır. Bozhüyük Köyü’nün su, yol vb. gibi sorunlarının yanısıra telefon ve elektrik sorunları da bulunmaktadır. Kış aylarında mevsimin yoğun olduğu zamanlarda telefon ve elektrik kesilmektedir.

Bozhüyük köyünün diğer komşusu bulunan pınarbaşı İlçesinin Damızlık köyü ile hududu; Fit ali ali harabaşı tepesi, yol çatı, kibar hoyuğu tepesinin üzerinden geçen patika yol. Bozhüyük köyünün Gerdekmağara köyü ile hududu; Bozhüyük köyünün gerdekmağara köyü arazi sınırının Damızlık köyü sınırının bitim noktası olan tepenin üzerinden geçen patika yol, çal.(hattı baladan geçen hat)Gedik boğazı diğer adı Bozhüyük boğazı, bağlama taş, çetin dere. Camiliyurt köyü ile Gerdekmağara köyü sınırının bitim noktası olan çetin dereyi takiben kadıkaya kuzu. Bozhüyük köyünün Tersakan mezrasına giden ve mezkur guzu geçen patika yol. Akdere ve Güllübucak köyleri ile Camiliyurt köyünün sınırının bitim noktası olan Tersahan mezrasına gelen patika yol, yaylacık boğazı, sato tepesi, abdal pınarı tepesi, çamurlu pınarı, yığılhan tepesi, geneli hayması, kızıl şeker, hurman çayı ve akoluk köyü ile Damızlık kjöyü sınırının bitim noktası olan Fit Ali harabası tepesi, ahur kayalığı, tilki deliği. Hüyüklü Köyü ile Maraş İlinin Afşin ilçesine bağlı Söğütlüdere ve Armutalan köyleri bölgesindeki sınırı; binboğa dağlarının uzantısı olan ve köseoğlu tepeleri denilen dağın üzerindeki (doğudan kızılşeker mevkiinden başlayarak batı günieye doğru kakma gedik tepesi-kırmızı çal-körpınar tepesi-büyüktepesiyle,tepeaşupınarı tepesi doruklarından geçen doğrular) olarak belirlenmiştir.

Bozhüyük Köyü halkı Sinemili Aşireti’nin Komazan Oymağına mensuptur. Halkın büyük çoğunluğu, Elbistan’ın Balat ve Ağçaşar bölgelerinden gelmişlerdir. Soyadı Kanunundan sonra (Turna, Geneci, Polat, Keskin, Demir, Yıldız, Koç, Şahin, Uzun, Emin, Çoban gibi) soyadını almışlardır.

Köy halkının geçim kaynağı tarım ve hayvancılık olduğu için bu sektörle uğraşanlara gerekli yardım ve desteğin sağlanması şarttır. Köyde mandıra, kooperatifçilik, arıcılık gibi kurumların faaliyete geçirilmesiyle, göç olayı durdurulabilir. Köydeki eski kilim ve halı dokumacılığı canlandırılmalıdır.

1935 yılında Gürün İlçesi’nin en kalabalık nüfuslu köylerinden birisi olan Bozhüyük Köyü’nün nüfusu yıllara göre çok azalmıştır. Nüfusunun büyük bir bölümü İstanbul, İzmir, Ankara gibi büyük şehirlere yerleşmişlerdir. 1997 yılında 33 hane kadar kalmış olan Bozhüyük Köyünde, 1960 yılında 100 hane bulunmaktaydı. Bu nedenle, Bozhüyük köyü en çok göç veren köylerimizden birisidir.

Yıllara göre Bozhüyük Köyünün nüfusu şöyledir:

 

Yıl Erkek Kadın Toplam

1927 - - -

1935 - - 600

1940 360 360 720

1945 338 333 671

1950 - - 599

1955 313 307 620

1960 478 437 915

1965 469 455 924

1970 397 461 858

1975 327 363 690

1980 257 281 538

1985 205 165 370

1990 79 71 150

1997 68 72 140

10-Böğrüdelik Köyü //// Sayfa Başı

 

 

Gürün İlçesi’nin kuzeyinde, Gürün Sivas karayolu üzerinde, ilçe merkezine 37 km . mesafede bulunan Böğrüdelik Köyü ismini, köyün güneyindeki kayalığın tepesinde yer alan daire şeklindeki delik (boşluk) ten almaktadır. Kayadaki boşluğun, köyün yan tarafında (Böğründe) bulunması nedeniyle “Böğrüdelik Köyü” adı verilmiştir. Böğür kelimesi yöremizde yan, cephe anlamlarına gelmektedir.

Böğrüdelik köyünün hudutları: doğu tarafı; çal ve Bektaşlının değirmen yolu ve Karaveran köyü yolu ve dikili ve naldöken ve Bektaşlı gediği. Batı tarafında; Örülü yol ve kar kuyusu ve tek mezar yatmıt kalenin tepe. Kuzeyde; Koçu oğlunun ağıl yeri. Güney cephesi; Baki Mehmet ve İso kahya çayırı ve araba yolu ve taş.

Böğrüdelik Köyü civarında, birçok eski yerleşim birimi ve tarihi kalıntılar bulunmaktadır. Köyde bulunan mağaralarda birçok küp kırıkları, çeşitli devirlere ait madeni paralar gibi eşyalar bulunmuştur. Bu paraların bir çoğu, Bizanslılar dönemine aittir. Böğrüdelik Köyünde, Karakuyu denilen mevkide güz aylarına kadar kalan çok eski zamanlardan kalmış kuyular bulunmaktadır. Köyün yakınlarında üzerinde ilginç şekiller olan doğal mağaralar bulunmaktadır. Devlet hüyüğü adı verilen yerde, eski devirlere ait bir kurgan bulunmaktadır. Böğrüdelik Köyü, Konakpınar Nahiyesi’ne bağlıdır. Sakaltutan mezrası Böğrüdelik köyüne bağlıdır. Böğrüdelik köyünün dağlık kesiminde mermer yatakları bulunmaktadır. Bu köyde rezervi az olan metalurjik sarı boya madeni bulunmaktadır.

Böğrüdelik Köyü’nde sırasıyla İsmail Uzun, Arif Uzun, Müslüm Uzun, muhtarlık yapmışlardır.

Böğrüdelik Köyü’nün sorunlarından birisi içme suyu sorunudur. Çünkü 1974 yılında YSE tarafından yaptırılan çeşme köyün içme suyu ihtiyacını karşılayamamaktadır. Köy çeşmesine su getiren boru hattı, her yıl gelen seller nedeniyle bozulmaktadır. Köye yarım kilometre mesafede bulunan su kaynağının getirilmesiyle içme suyu sorun olmaktan çıkarılacaktır. Köyün çal kısmında hayvan sulama yerleri yapılması gereklidir. Böğrüdelik Köyü’nün ilkokulu 1942’de yapılmıştır. Köye elektrik 1985 yılında, telefon 1987 yılında getirilmiştir. Köyün camisi, 1970 yılında lojmanlı olarak betonarme bina olarak yeniden inşa edilmiştir. Böğrüdelik Köyünde, ekonomik nedenlerden dolayı oldukça yoğun göç olayı yaşanmaktadır. 1960 yılında 80 hane iken, 1997 yılı itibariyle 23 hane olan bu köy, 2000 yılında 17 hanedir. 39 erkek, 50 kadın, toplam 89 kişi bulunmaktadır. Böğrüdelik Köyü halkından; Celikanlar (Atmaca) Celikan/İslahiye’den, Atmalılar (Korkmaz), Atmalı Bölgesinden gelmişlerdir. Emiromarlar (Uzun), Malatya’dan gelmişlerdir. Toramanlar (Ayyıldız), Adana Kozan Bölgesinden Gürün İlçseine, buradan Böğrüdeilk köyüne gelmişlerdir. Yıllara göre Böğrüdelik Köyü’nün nüfus tablosu şöyledir:

 

Yıl Erkek Kadın Toplam

1927 - - -

1935 - - 170

1940 95 98 193

1945 118 108 226

1950 - - 236

1955 91 98 189

1960 88 100 188

1965 103 119 222

1970 95 65 108

1975 105 92 197

1980 91 81 172

1985 88 90 178

1990 56 56 112

1997 67 55 122

11-Camiliyurt(Çamlıyurt)Köyü //// Sayfa Başı

 

Gürün İlçesi’nin güneybatısında yer alan Camiliyurt Köyünün ilçe merkezine uzaklığı 52 kilometredir. Halk arasında söylenilen bir rivayetlere göre; buraya yerleşen Türkmenler, bölge halkının topluca namaz kılmaları için, köyün içinde eskiden bulunan kilisenin yerine bir cami inşa ederek namazlarını toplu olarak kılmaya başlamışlardır. Camiliyurt Köyü ismini, burada yapılan camiden almıştır.

Başka bir rivayete göre; Türkmenler bu bölgeye geldiklerinde burada oldukça çok sık ormanlık alan ardıç ağaçları bulunmuş olduğu için Çamlıyurt adını vermişlerdir. Bu isim zaman içerisinde camiliyurt olarak değişime uğramıştır. Camiliyurt köyünde, eski dönemlere ait kilise taşları varlığını sürdürmektedir. Camiliyurt Köyü’nün Keklikpınarı, Kuruçova gibi yerlerde eski ören yerleri bulunmaktadır.

Bir başka rivayete göre; Gürün ilçesi’nin en eski köylerinden birisi olan Camiliyurt köyüne Halep, Şam, Çukurova gibi yerlerdeki Türkmenler konar-göçer dönemlerinde bu bölgeye gelerek sürülerini otlatıyorlardı. Buraya yakın bir yere yerleşen aşiret reisinin altı tane eşi ve otuz tane kızı bulunuyordu. Aşiret Reisinin Kızları, bir hastalık sonunda ölünce, hemen orayı terkederek köyün bugünkü yerleşim yerine gelerek yerleşir. Buaraya da kızlarının anısına bir cami yaptırır. Köyün adı o günden bugüne camiliyurt olarak kalır. Bu kızların mezarlarının takıları ile birlikte Beypınar Köyü’ne yakın bir mağarada gömülü oldukları söylenmektedir.

Camiliyurt Köyü Halkının hepsi Sinemili Aşireti’nin Şemsikanlı oğulları oymağına mensupturlar. Elbistan bölgesinden gelerek bu bölgeye yerleşmişlerdir. Şemsikanlıoğulları (Güneş+Polat), Elbistan’ın Köseyahya bölgesinden gelerek buraya yerleştiler. Mollahasanuşağı (Sarıbaş), Elbistan’ın Zerdekeş bölgesinden gelmişlerdir. Mıstahatçeler (Kalaycı), Elbistan’ın Malat (Günebakış) Köyünden gelmişlerdir. Battallar (Yıldız), Elbistan’ın Ağçaşar bölgesinden gelmişlerdir. Gamadanoğulları (Demir), Elbistan’ın Ağçaşar Köyünden gelmişlerdir. Topaloğulları (Topal), Elbistan’ın Malat ve Köseyahya bölgesinden gelmişlerdir. Gürünlü şairlerden Musavi (Müslüm Güneş/1938) bu köyden doğmuştur. Köy halkından Mustafa Kalaycı Yemen savaşına, Molla Güneş Osmanlı-Rus savaşlarına katılmıştır. Bu kişilerin haricinde daha birçokları da birinci dünya savaşına katılmışlardır.

Camiliyurt Köyünde okuma yazma oranı erkeklerde % 80 kadınlarda ise % 30 oranındadır. Köyde okumuş insan çoktur. Camiliyurt Köyünde içme suyu sorunu yaşanmaktadır. Köye yakın yerde bulunan su getirilerek kapalı su şebekesi yapıldığı takdirde, içme suyu sorunu çözümlenmiş olacaktır. Camiliyurt Köyü’nün yol sorunu vardır. İlçe merkezine 48 kilometrelik mesafede bulunan Camiliyurt Köyü’nün 18 km .’lik bölümü stabilizedir. Bu yolun asfaltlanmasıyla ulaşım sorunu çözümlenmiş olacaktır. Köy halkının geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır. Köyde az da olsa kilim ve halıcılık yapılmaktadır. Köy halkının tarım ve hayvancılıkla ilgili köonularda desteklenmesi, halıcılık ve kilimciliğin teşvik edilmesi şarttır. Bozhüyük Köyü’ne elektrik 1983’te, telefon 1985’te getirilmiştir. Köyde ilkokul 1941 yılında açılmış olup 1963 yılında lojmanlı olarak betonarme binası devlet tarafından inşa edilmiştir. Köy ilkokulu eğitim ve öğretime devam etmektedir. Köyde camii yoktur. Sağlık evi, kooperatif yoktur. İstanbul ve Ankara’da yaşayanlar; “Bozhüyüklüler ve Camiliyurtlular Kalkınma Derneği’ni” kurmuşlardır. Devlet kademelerinin çeşitli yerlerinde memur veya bürokrat olarak çalışanları bulunmaktadır. Yurt dışına giderek buraya yerleşenler olmuştur. Camiliyurt Köyü, 1960 yılında 60 hane, 1997 yılında 23 hane kalmış olan Camiliyurt köyü, en çok göç veren köylerimizden birisidir. Başta İstanbul ve İzmir, Ankara gibi şehirlere göç ederek yerleşmişlerdir. Yıllara göre nüfus tablosu şöyledir:

 

Yıl Erkek Kadın Toplam

 

1927 - - -

1935 - - 259

1940 143 136 279

1945 150 149 299

1950 - - 319

1955 184 191 375

1960 224 198 422

1965 189 174 363

1970 132 150 282

1975 134 138 272

1980 109 129 238

1985 140 130 270

1990 52 70 122

1997 51 50 101

12-Çevirme Köyü //// Sayfa Başı

 

Gürün İlçesi’nin kuzeyinde ve ilçe merkezine 38 km .’lik mesafede bulunan Çevirme Köyü ismini, köyde bulunan ve Sümerler’e ait olduğu sanılan çevirme taşlardan (dikili taşlardan) almaktadır. Bu dikili taşlar Salyurt/Göğdeli yaylasından başlayarak Çevirme köyüne kadar uzanmakta, buradan Kangal ilçesi sınırlarına geçmektedir. Bu taşların eski dönemlerde, devletler arası sınırı belirttiği tahmin edilmektedir. Behram, Çevirme köyünün mezrasıdır. Çevirme, Böğrüdelik ve Avşarören köyleri arasında korunmaya alınmış ardıç ormanlık alan bulunmaktadır.

Çevirme köyü, Gürün ilçesinin belli başlı dağlarından olan Berham Çalı platosunda yer almaktadır. Çevirme köyünün etrafında bulunan Sümer dikilitaşları ve çeşitli hüyüklerin bulunması, köyün çok eski çağlardan beri yerleşim yeri olduğunu göstermektedir. Burada bulunan hüyükler hakkında detaylı bir inceleme ve araştırma yapılmamıştır. Bu nedenle kesin olarak hangi döneme ait olduğu tam olarak bilinememektedir. Bu hüyüklerin araştırılmasıyla Çevirme köyü ve Gürün ilçesi’nin tarihi hakkında bir takım yeni bilgiler edinilecektir. Behram köyünün hudutları: Behram köyünün Böğrüdelik köyü ile hududu: kar kuyusu, örülü yol ve kalanın tepesi. Çevirme köyü ile sınırı:tahtapınar, Ulu Alinin koyak. Avşarören köyü ile sınırı: Kemal beyin ağılı ile tesileminin ağılı arasındaki çal. Yılan hüyük köyü ile sınırı: Çıplak güney, kale, ayı kuyusunun gadek. Konakpınar ile sınırı: Bitli Ali beyin gedik ve dikilitaş.

Çevirme Köyü halkı da tarım ve hayvancılıkla uğraşmaktadırlar. Daha önceki yıllarda tarım ve hayvancılık çok gelişmiş bir halde iken günümüzde bu durum çok azalmıştır. Behram Çalı ve Çevirme Yaylası bomboş eski günlerinin hayalini özlemiş bir haldedir.

Çevirme Köyü’nün ilçeye uzaklığı 38 km .’dir. 13 km .’lik mesafesi stabilize yoldur. Bu nedenledir ki kış aylarında bütünüyle kapalı kalmaktadır. Köyde iki adet çeşme bulunmaktadır. 1975 yılında YSE tarafından yapılmıştır. Bu çeşmeler, köyün içme suyu ihtiyacını karşılayamamaktadır. Elektrik 1985 yılında, telefon ise, 1986 yılında gelmiştir. Çevirme Köyünde sulu tarım olmadığı gibi kuru tarım da çok azdır. Hayvancılık ise gerekli teşvikler ve kredilerin alınamayışı nedeniyle ölmek üzeredir. Bu nedenle köyün büyük bir kısmı göç ederek büyük şehirlere yerleşmişlerdir.

Gürünlü şairlerimizden İrfani (18.Yüzyıl-19.Yüzyıl), Hakkı Cengiz Alpay (1922-1981), Çevirme Köyünde doğmuştur. Şairimizin yirmiye yakın şiir kitabı, çeşitli konularda yazılmış eserleri bulunmaktadır. Hakkı Cengiz Alpay’ın babası Sezai Alpay/1892-1950) da kendi gibi şairdi. Şairlerimizden Şahin Alpay ve Emin Alpay (Çevirme/1949- ) da bu sülaleye mensupturlar.

Çevirme Köyü halkından; Babaahmetler (Alpay), Sülalesi Pınarbaşı/Aziziye’den gelerek buraya yerleşmişlerdir. Hamitler (Koca), Malatya’nın Akçadağ’dan önce Karadoruk Köyü’ne daha sonra Çevirme Köyüne yerleşmişlerdir. Kahvecioğulları (Kahveci), Malatya Arapkir’den, Çalkamalar (Özkan), Malatya’nın Hekimhan’dan gelmişlerdir. Dizdarlar (Bayırtı), Malatya Akçadağ Arga Bölgesinden Çevirme Köyüne gelerek yerleşmişlerdir.

Çevirme Köyü, 1952 yılında 12 hane, 1997 yılında 4 hane, 2000 yılında 4 hane kalmıştır. 2000 yılına göre; 5 erkek, 11 kadın toplam 16 kişi bulunmaktadır. Çevirme köyünde göç edenler, Gürün, İzmir, İstanbul, Bursa gibi şehirlere yerleşmişlerdir. Yıllara göre Çevirme Köyünün nüfusu şöyledir:

 

Yıl Erkek Kadın Toplam

1935 - - 57

1940 39 24 63

1945 34 37 71

1950 - - 57

1955 30 30 60

1960 29 22 51

1965 26 16 42

1970 20 12 32

1975 47 31 78

1980 36 31 67

1985 34 32 66

1990 11 8 19

1997 8 10 18

13-Çiçekyurt Köyü //// Sayfa Başı

 

Gürün İlçesi’nin güneybatısında yer alan Çevirme Köyü ilçe merkezine 29 kilometre mesafede bulunmaktadır. Çiçekyurt Köyü’nün ismini, yaz aylarında tarlalarda bol miktarda bulunan çiçeklerden dolayı almıştır.

Çiçek yurt köyünün komşusu olan Davulhüyük köyü ile sınırı: çatal yatak küçük kısrelik sırt. Köpek satan deresi, yolu üzerindeki kırmızı taşlar ve toptaş. Hüyüklüyurt köyü ile sınırı; zılho tarlası ve savraoğlundan geçen hat. Bektaşlı köyü ile hududu; Bektaşlı sığır yatağı, kale, araba yolu ve ay elmasının dereden geçen hat. İncesu köyü ile hududu; kuruyayla pınarı çatal koyak, gizlipınar ve toluluğun kaleden geçen hat. Kızılpınar köyü ile hududu; kayanın yamacı ve kuz geçe burnu. Kürkçü köyü ile hududu: Büyük göllüpınarın ayağı.

Çiçekyurt Köyü de tarih öncesi çağlardan beri yerleşim birimi olan köylerimizden birisidir. Çünkü Çiçekyurt Köyü’nün eski yerinde, Gelloş (Koyunlu) ile Çiçekyurt arasında, köyün güneyinde, örenyurt mıntılasının kuzeyindeki Göllüpınar, batısında yer alan Kaleyurt mevkiinde eski ören yerleri, hüyükler ile kale kalıntıları bulunmaktadır. Bu bölgelerde, tarih öncesi çağlara ait olan obsidyen maddesinden yapılmış çeşitli bilezikler ve diğer eşyaların bulunmuştur.

Çiçekyurt Köyü halkının geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır. Son yıllarda göç olayı çok fazla yaşanmaya başlamıştır. Köy halkının içme suyu sorunu vardır. Köyün üst yanındaki Taşönü mevkiindeki ve Büyük Konak mevkiindeki suların getirilmesiyle ve kapalı su şebekesinin yapılmasıyla içme suyu sorunu halledilmiş olacaktır. Bir başka sorunu ise yoldur. İlçe merkezine 29 km .’lik mesafede bulunan Çiçekyurt Köyü’nün 21 km .’lik bölümü asfalt, geri kalan 8 km .’lik mesafesi de stabilizedir. Kış aylarında çok yoğun olarak ulaşım sorunu yaşanmakta ve kış aylarında kapalı kalmaktadır. Bu nedenle de köy yolunun asfaltlanması gerekmektedir. Köyde bir ilkokul vardır. Köyün camisi, 1988 yılında halk tarafından yaptırılmıştır. Köy halkının tarımsal kredileri ve hayvancılık konusunda gereken desteğin devlet tarafından sağlanması şarttır. Ancak bu şekilde ve arıcılık teşviki gibi köy halkının ekonomisini artırıcı tedbirlerin bir an önce alınması şarttır.

1960 yılında 45 hane olan Çiçekyurt Köyü, 1997 yılı itibariyle 24 hane, 2000 yılında 18 hane olup, 57 erkek, 58 kadın, toplam 115 kişi bulunmaktadır. Bu köyden göç edenler, İstanbul, İzmir, Bursa gibi büyük şehirlere yerleşmişlerdir. Çiçekyurt Köyü halkından; Hacışeyhler/Zadeler (Şimşek+Ülger), Gürün Pınarönü (Sadık Ağa) Mahallesinden gelmişlerdir. Kondular (Çiftçi+Kondu), Suriye bölgesinden gelmişlerdir. Kozanoğulları ( Tuna), Adana’nın Kozan bölgesinden gelmişlerdir. Türkmenler (Maden), Şarkışla bölgesinden gelmişlerdir. Şeyhler (Keçili), Suçatı Kasabasından gelmişlerdir. Muhiddinler (Arslan), Kangal-Argaç Köyünden gelmişlerdir. İriAğaçlılar(Toptaş), Malatya Akçadağ’ın İriağaç bölgesinden gelmişlerdir. Muhiddinler (Arabacı), Suçatı’dan gelmişlerdir. Toptaşlar (Toptaş), Ankara Haymana bölgesinden gelerek buraya yerleşmişlerdir. Ciritçioğullları (Tok), Ankara Haymana bölgesinden gelerek buraya yerleşmişlerdir. “Ha sen, Ha ben Gürünlü, Karadeniz” adlı bir şiir kitabı olan şair Hasan Kondu (1933- 1990), bu köyden doğmuştur.

 

Yıllara göre Çiçekyurt Köyünün nüfusu şöyledir:

 

Yıl Erkek Kadın Toplam

1927 - - -

1935 - - 175

1940 92 108 200

1945 87 113 200

1950 - - 219

1955 106 116 222

1960 122 127 249

1965 140 136 276

1970 99 129 228

1975 103 120 223

1980 102 125 227

1985 116 103 219

1990 82 101 183

1997 59 85 144

14-Çipil Köyü //// Sayfa Başı

 

Gürün İlçesi’nin kuzey kesiminde yer alan ve ilçe merkezine 63 km .’lik mesafede bulunan Çipil Köyü, 1970 yılında muhtarlık olmuştur. Yakın olması nedeniyle 1994 yılında Kangal İlçesine bağlanmıştır. İlçe merkezine 63 km .’lik uzaklıkta bulunan Çipil Köyü yolunun 39 km .’lik kısmı asfaltlı, 24 km .’lik bölümü ise stabilizedir. Gazeteci Metin Göktepe bu köyden doğmuştur. Köyün geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır. Tarım ve hayvancılığın azalması ve ekonomik nedenlerden dolayı köy halkının büyük bir kısmı, İstanbul, Ankara, İzmir gibi büyük şehirlere göç ederek yerleşmişlerdir. Çipil Köyü’nün yıllara göre nüfus tablosu ise şöyledir;

 

Yıl Erkek Kadın Toplam

 

1927 - - -

1935 - - -

1940 - - -

1945 - - -

1950 - - -

1955 - - -

1960 - - -

1965 - - -

1970 143 152 295

1975 165 187 352

1980 160 164 324

1985 112 107 219

1990 77 69 146

1997 1994 yılında Kangal’a bağlandı.

15-Davulhöyük Köyü //// Sayfa Başı

Gürün İlçesi’nin kuzeyinde yer alan, ilçe merkezine 25 kilometrelik mesafede bulunan Davulhüyük Köyü ismini, köyün hemen üst yanındaki davula benzeyen tarihi çağlara ait Hüyükten çok kaleyi andıran bu tarihi kalıntının üzerinde, eskiden davul çalınırak, çeşitli törenler düzenlenirdi. Bu olaydan dolayı davulhüyük Köyü denmiştir. Davulhüyük Köyü, tarihi kervan yolunun tali kolu üzerinde bulunuyordu. Tarihin her döneminde yerleşim alanı olma özelliğini korumuştur. Bu yönüyle Gürün İlçesi’nin en eski köylerinden birisidir.

Davulhüyük köyünün komşusu olan kızılveran köyü ile sınırı; Kovalıpınar tötö kayası, Mehmet çelebi özünün üstündeki küçük sivri sırt, Büyük derkizler kayası, Yellice burnu (Kılıçkalanın burnu). Davulhüyük köyünün İncesu köyü ile sınırı; çatal yatak, aşçıyurt, orta sırt, sümüklü yatak. çiçekyurt kölyü ile sınırı; çatal yatak, Küçük kösrelik sırt, Köpek satan deresi, kürkçü yolu üzerindeki kırmızı taşlar ve toptaş. Reşadiye köyü ile sınırı; Gelloş (Koyunlu köyü) yolu.

Davulhüyük Köyünde akarsu ve göl yoktur. Davulderesi denilen, İncesu Deresiyle Tohma Irmağına karışan küçük bir akarsuyu bulunmaktadır. Bu dere kenarlarında sulu tarım yapılabilmektedir. Köyün diğer arazisinde, kuru tarım yapılmaktadır. Köyün geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır. Son yıllarda tarım ve hayvancılık yerleşmiş durumdadır. Köyde Tarım Kredi Kooperatifi bulunmaktadır. Köy yolu asfaltlanmıştır. İçme suyu 1997 yılında, kapalı su şebekesi haline getirilmiştir. Köyde içme suyu sorunu yuoktur. Köyde elektrikle çalışan bir un ve bulgur değirmeni bulunmaktadır.

Köy ilkokulu 1968 yılında devlet tarafından lojmanlı olarak yapılmıştır. Köy camisi ilk olarak 1947 yılında ahşap bina, 1984 yılında betonarme olarak lojmanıyla birlikte inşa edilmiştir. 1975 yılında YSE tarafından köye bir adet çeşme yapılmıştır. Elektrik 1986’da, telefon da 1988 yılında getirilmiştir. Köyde Sağlık Evi veya Ocağı yoktur. Sorunlarının büyük bir bölümünü çözüme kavuşturmuş olan köylerimizden birisidir. Sırasıyla Hüsnü, Mehmet, Nazım özdemir, Said Doğan, Ahmet Güzel, Kazım Soğukbulak, Kadir Üçpınar, İlhan Kılıç, Nurettin Kılıç, Esat Yılmaz köy muhtarlığını üstlenmişlerdir.

Davulhüyük Köyünde de göç olayı yaşanmaktadır. 1960 yılında 90 hane iken 1978 yılında, 80 hane 1997 yılında 45 hane, 2000 yılında 41 hane kalmıştır. 2000 yılına göre; 136 erkek, 128 kadın, 264 kişi bulunmaktadır. Bu köyden ayrılanlar ise; İzmir, İstanbul, Ankara, Sivas, Adana gibi büyük şehirlere göçerek buralara yerleşmişlerdir.

Davulhüyük Köyü Halkından; Fadimeler(Kayapınar), İncesu Köyünden gelerek buraya yerleşmişlerdir. Kölükler (Özer), Çorum’un Sungurlu İlçesinden gelmişlerdir. Şahveledler (Soğukbulak), Kars bölgesinden gelmişlerdir. Karakalpak Oymağına mensupturlar. Seyfiler(Yılmaz), Kars bölgesinden gelmişlerdir. Çurkaşlılar (Güzel+Togay), Malatya Enzek Bölgesinden Şeref/Ayvalı Köyüne, buradan Davulhüyük Köyüne gelmişlerdir. Abidinler (Doğan), Kızılpınar Köyünden gelerek buraya yerleşmişlerdir. Kurtlar (Kurt), Erzincan’ın Kemah bölgesinden gelerek buraya yerleşmişlerdir. Kahyalar(Kırış), Gürün ilçesi’nden gitmişlerdir. Kırışlar’dan gelmişlerdir. Bozolar (Kılıç+özdemir+Sönmez) Ankara’nın Haymana bölgesinden gelmişlerdir. Kenanaliler/Mustolar (Seven+Yıldız), Erzurum bölgesinden gelmişlerdir. Üçpınar soyadını taşıyanlar, Kızılören Köyünden gelerek buraya yerleşmişlerdir. Sele soyadını taşımakta olanlar Gürün’den gelmişlerdir.

Davulhüyük Köyü’nün yıllara göre nüfus tablosu şöyledir:

 

Yıl Erkek Kadın Toplam

 

1927 - - -

1935 - - 283

1940 140 161 301

1945 144 156 300

1950 - - 362

1955 178 177 355

1960 187 188 375

1965 183 189 372

1970 249 242 491

1975 217 236 453

1980 222 226 446

1985 220 214 434

1990 151 179 330

1997 145 152 297

16-Dayakpınar Köyü //// Sayfa Başı

Gürün İlçesi’nin kuzeyinde, 48 kilometre uzaklıkta bulunan Dayakpınar Köyü ismini, köyün içindeki Pınar (Çeşme) dan almaktadır. Bu köyümüzün eski kervan yolunun üzerinde bulunması, Türkmenler’in bu pınarın başında kağnılarını dayakladıkları (dinlendirdikler) için bu ismi almıştır. Daha önceki yıllar Eskihamal Köyü’nün mezrası idi. Daha sonra muhtarlık olmuştur. Köyün eski yerinde, tarih öncesi çağlara ait olduğu sanılan eski yerleşim yerleri ve tarihi kalıntılar bulunmaktadır. Bu tarihi izlerden günümüze çok az bir şeyler kalmıştır. Dayakpınar köyü ilçemizin en eski yerleşim yerlerinden birisidir. Dayakpınar köyü hudutları: Eskihamal köyü ile sınırı; gelen şuğulu ve kaval yurdu ve taş köprü. Karadoruk köyü ile sınırı; paşa öldüren ve Gelloş’un toptaş ve Bezirgan pınarı.

Dayakpınar Köyüne elektrik 1986 telefon 1987 yılında getirilmiş olup, köyün ilkokulu ve camisi bulunmaktadır. Okul ve caminin lojmanları vardır. Okul betonarme olarak, köyün camisi ahşap bina olarak yapılmıştır. Köyün en büyük sorunlarından birisi yoldur. Stabilize yolun bir an evvel asfaltlanması gerekmektedir. Köyün bir başka önemli sorunu da İçme suyunun yetersiz olmasıdır. Köyün içerisinde bulunan iki çeşme yetersiz kalmaktadır. Köyün üst yanında, sulak mevkiindeki suyun, kapalı şebekeyle getirilmesiyle, içme suyu sorunu çözümlenmiş olacaktır.

Köy halkının geçim kaynağı tarım hayvancılıktır. Son yıllarda tarım ve hayvancılıkla uğraşım azlığı nedeniyle, köyde çok sayıda aile göçmüştür. Göç olayının durdurulması için tarım ve hayvancılığın teşviki ve desteklenmesi şarttır.

Dayakpınar Köyü halkının büyük bir çoğunluğu Malatya Akçadağ bölgesinden gelmişlerdir. Bu köyde yaşayanlardan; Akoğulları (Ak), Malatya Akçadağ bölgesinden gelmişlerdir. Altınağız’lar Sarıçiçek bölgesinden gelmişlerdir. Karaalioğulları (Karataş), Malatya Akçadağ veya Elbistan bölgesinden gelmişlerdir. Hacıkenanlar (Özel), Gürün’den gelmişlerdir. Dişalonlar (Taş), Gürün’den gelmişlerdir. KaraÖmerler (Kara), Malatya Akçadağ bölgesinden gelmişlerdir. Poyrazoğulları (Akdeniz), Malatya Akçadağ bölgesinden gelmişlerdir. Çaparlar (Çopur), Malatya Akçadağ bölgesinden gelmişlerdir. Dalkılıçlar (Dalkılıç), Malatya Akçadağ bölgesinden gelmişlerdir. 1960 yılında 65 hane olan Dayakpınar Köyü, göç nedeniyle 1997 yılında 18 hane, 2000 yılında 21 hanedir. 2000 yılı itibariyle 41 erkek, 48 kadın, toplam 89 kişi bulunmaktadır.

Dayakpınar Köyünün yıllara göre nüfus tablosu şöyledir;

 

Yıl Erkek Kadın Toplam

1927 - - -

1935 - - 176

1940 89 93 182

1945 83 85 168

1950 - - 190

1955 105 115 220

1960 123 97 220

1965 116 99 215

1970 72 72 144

1975 65 67 132

1980 79 72 151

1985 60 62 122

1990 51 62 113

1997 43 42 85

17-Deveçayırı Köyü //// Sayfa Başı

 

Deveçayırı Köyü, İlçenin kuzeybatısında, 63 kilometre uzaklıkta bulunmaktadır. Deveçayırı Köyü’nün güneyindeki Arapçalı mevkiinde bol miktarda deve dikeni bulunmaktadır. Buranın kervanyolu üzerinde olması, deve dikeninin bol bulunması, kervancıların develerini eskiden burada otlatmalarından dolayı bu ismi almıştır.

Deveçayırı köyünün komşusu olan Tekerahma köyü ile hududu; Şeytanpınarının sırt, mağara başı, kırıntı sekisinin gediği ve ağıl yerinden geçen hat. Camiliyurt Köyü ile hududu; çetin dere. Akdere köyü ile sınırı; kırıntı sekisinin başı. Akpınar köyü ile sınırı; deveçayırı köyüne giden ve değirmene giden yol.

Deveçayırı Köyü, eskiden Yolgeçen Köyü’nün mezrasıydı. 1940 yılında muhtarlık olmuştur. XIX. Yüzyılda, Çukurova bölgesinde yaylaya gelenlerin otlak yeri olan Deveçayır Köyü halkı, Sinemili Aşiretinin Kalender Oymağına mensupturlar. Soyadı Kanunundan sonra; Bozdağ, Kala, Gürgür, Kavak, Taş, Güleç, Sula, Bozkurt gibi soyadları almıştır. Deveçayırı Köyü halkının bir kısmı, Elbistan ilçesi’nin Gücük bölgesinden önce Karapınar köyüne, daha sonra Deveçayırı Köyüne gelmişlerdir. Deveçayırı Köyünde, Mehmet Gürgür, Bektaş Gürgür, Gülali Kala, İsmail Kala, İbrahim Bozdağ isimli şahıslar muhtarlık yapmışlardır. Köy halkının geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır. Eski yıllarda kilim ve halıcılıkk, tarım ve hayvancılıktan ileri durumdaydı. Fakat son yıllarda bu sanatın ölmesiyle birlikte, tarım ve hayvancılık tek geçim kaynağı haline gelmiştir.

Deveçayır Köyünde maden yoktur. Suyu çok azdır. İçme suyu sorunu vardır. Köy halkının ihtiyacına cevap verememektedir. Köyün içinde YSE tarafından 1975 yılında yaptırılmış olan iki adet çeşme bulunmaktadır. Kapalı su şebekesinin yapılması zorunludur. Köyde cami, sağlık evi, kooperatif gibi kurumlar yoktur. İlkokul 1952 yılında açılmıştır. Köye elektrik 1985’de, telefon 1986 yılında getirilmiştir. Deveçayır Köyü Gürün ilçe merkezine 63 km . uzaklıktadır. Bu yolun 15 km .’lik bölümü stabilizedir ve küme köy yolu olması nedeniyle kış aylarında çok yoğun ulaşım sorunu yaşanmaktır. Bu yolun yakın zamanda asfaltlanması gereklidir. Köydeki göç olayının önlenmesi için tarım ve hayvancılığın artırılması ve geliştirilmesi için yeterli çalışmaların yapılması, eski el sanatlarının tekrar canlandırılması arıcılık vb. gibi faaliyetlerin başlatılması ve peynir yoğurt mandıralarının kurulması zorunludur.

1960 yılında 100 hane iken 1997 yılı itibariyle ancak 13 hane kalmıştır. Bu köyden göç edenler başta İstanbul, İzmir, Ankara gibi büyük şehirlere göç ederek yerleşmişlerdir.

 

Yıl Erkek Kadın Toplam

 

1927 - - -

1935 - - 128

1940 100 101 201

1945 89 93 182

1950 - - 184

1955 120 119 239

1960 122 123 245

1965 157 160 317

1970 136 173 309

1975 154 157 311

1980 146 187 333

1985 162 117 279

1990 76 114 190

1997 45 47 92

18-Dürmepınar Köyü //// Sayfa Başı

 

Gürün İlçesi’nin kuzeyinde yer alan Dürmepınar Köyü, ilçe merkezine 40 km .’lik mesafede bulunmaktadır. Dürmepınar Köyü’nün eski ismi Ziyve’dir. Darende’nin Zaviye mıntıkasında gelerek buraya yerleşenler olduğu için Ziyve (Zaviye) adını vermişlerdir. Sonradan Dürmepınar ismini almıştır. Yaşlılar, Köyde erozyon olması nedeniyle bu ismin verilmiş olduğunu belirtmektedirler. Dürmepınar köyü çok eski tarihlerden beri yerleşim yeri olan bir bölgedir. Eski ticaret ve kervan yolunun üzerinde bulunması nedeniyle tarihi çok eskidir. Darende caddesi adı verilen Bektaşlı köyü ile Dürmepınar köyü arasında bulunan tarihi bir kale kalıntısı yer almaktadır. Astur adı verilen mıntıka da eski bir yerleşim alanıdır. Yoncalık mevkiinde eski dönemlere ait kalıntılar mevcuttur. Sarıca-Dürmepınar arasındaki Üçpınar mevkiinde, köyün doğusunda yaklaşık dört kilometre mesafede bulunan Presören mevkiinde, köyün eski yerinde tarih öncesi çağlarda ait bir takım kalıntılar mevcuttur.

Dürmepınar Köyü halkından Kocasoy’lar (Koca), Malatya Akçadağ’dan, Kangal Kızıliniş bölgesine buradan Dürmepınar Köyü’ne gelmişlerdir. Başka bir rivayete göre Kocalar sülalesi Külükanblılar oymağına mensup olup, Urfa bölgesinden Darende’nin Dumanlı köyüne, buradan Dürmepınar köyüne gelerek yerleşmişlerdir. Gelenler Kabilesi (Ardıç), Kangal İlçesi’nin Avşarören Köyünden gelmişlerdir. Kadoralar Kabilesi (Taşdemir), Gelloş (Koyunlu) ve Karaören köylerinden gelmişlerdir. Kadirler (Çelik), Celiller (Almas) Kabileleri, Konakpınar Bölgesinden gelmişlerdir. Şahin soyadını taşıyanlar, Darende Çayköy (Kuluncak) bölgesinden gelmişlerdir. Dağ soyadını taşıyanlar, Malatya Akçadağ bölgesinden gelmişlerdir. Gürün’lü şairlerden Aşık Hayali (Feridun Koca) ve Aşık Garip Ali bu köyden doğmuştur. Dürmepınar köyü halkının geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır. Son yıllarda tarımda verimlilik artma eğilimine girmiştir. Köyde içme suyu sorunu ve yol sorunu bulunmaktadır. Bu köyümüzde de büyük ölçüde göç olayı yaşanmaktadır. İstanbul, Ankara, İzmir vb. gibi büyük şehirlere göç ederek buralara yerleşmişlerdir. Dürmepınar Köyünde 2000 yılına göre; 6 hane, 16 erkek, 11 kadın, toplam; 27 kişi bulunmaktadır.

Yıllara göre Dürmepınar Köyü’nün nüfus tablosu şöyledir:

 

Yıl Erkek Kadın Toplam

 

1927 - - -

1935 - - 120

1940 69 62 131

1945 67 70 137

1950 - - 160

1955 93 116 209

1960 122 12 134

1965 146 145 291

1970 112 149 261

1975 146 153 299

1980 150 156 306

1985 128 120 248

1990 46 45 91

1997 21 20 41

19-Erdoğan(Maraşlı) Köyü //// Sayfa Başı

 

Maraşlı (Erdoğan)Köyü, Kayseri-Malatya yolu üzerinde, Gürün İlçesi’nin kuzeybatı kesiminde yer alır. İlçe merkezine 57 km .’lik mesafede bulunan Erdoğan köyü 1997 yılı itibariyle hane syısı otuzdur. Bu köyde yaşayan halkın Maraş bölgesinden gelmiş olmaları nedeniyle bu ismi almıştır. Maraşlı Köyü’nün ismi, 1990 yılında Erdoğan olarak değiştirilmiştir. Maraşlı (Erdoğan) Köyü Halkı 1877/1878 yılında yapılan Osmanlı-Rus savaşları esnasında Kuzey Kafkasya’nın Nalçık Bölgesinden gelerek önce Maraş bölgesine, daha sonra Maraşlı Köyüne gelerek yerleşmişlerdir. Gürün İlçesinin tek Çerkes Köyüdür. Çerkes, örf ve adetleri halen aynı şekilde sürdürülmektedir.

Maraşlı Köyünde, Ağılın Suyu denilen yerde eski bir yerleşim yeri vardır. Köyün kuzey kısmında, eski yıllardan kalan yel (rüzgar) değirmeni bulunmaktadır. Günümüzde kalıntısı mevcuttur. Sümerler’den kalmış olduğu sanılan, Salyurt Yaylasından başlayarak Kangal ilçesi topraklarına kadar uzayan dikilitaşlar, Maraşlı Köyü’nün hemen kuzeyinden geçmektedir. Maraşlı Köyünde, eski dönemlere ait birtakim eski yerleşim birimleri bulunmaktadır. Bu kalıntılar, Erdoğan Köyünün eski devirlerden beri yerleşim yeri olduğunu göstermektedir.

Maraşlı (Erdoğan) Köyü’nün doğu kesiminde yer alan, Alimin Pınarı mevkiinde, Osmanlı Devleti zamanından beri işletilmekte olan Devlet harası bulunmaktaydı. Özellikle bu harada at yetiştirilmekteydi. Fakat bu durum günümüzde tamamen kalkmış durumdadır. Köy Halkının geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır. Tarım arazisi az olduğundan tarım üretimi yetersizdir. Hayvancılık için elverişli bir köyümüzdür. Hayvancılık konusunda zor geçen kış şartları ve ekonomik güçsüzlükler, hayvancılığın azalmasına neden olmuştur. Maraşlı Köyü’nün en büyük sorunlarından birisi yol ve içme suyu sorunudur. Köyde tarım ve hayvancılığın geliştirilmesi ve teşviki yönünden gerekli yardımların yapılması şarttır. Maraşlı Köyünde, Kayseri-Malatya asfaltı arasındaki bölgede Bakır Madeni bulunmaktadır.

Köy ilkokulu 1960 yılında yapılmıştır. Eğitim ve öğretime devam etmektedir. Köyde 1991 yılında ahşap binanın yerine yıkılarak betonarme şeklinde inşa edilen bir camii bulunmaktadır. Caminin lojmanı yoktur. Köy ilkokulunun lojmanı vardı. Köyde içme suyu yetersiz kalmaktadır. Köyde, 1974 yılında YSE tarafından yapılan bir tane çeşme bulunmaktadır. Maraşlı Köyü’nün güneydoğusunda yer alan kaynağın köye getirilmesiyle içme suyu sorunu halledilmiş olacaktır. Kayseri-Malatya asfaltına 4 km .’lik uzaklığı bulunan köy yolunun asfaltlanarak karayollarına bağlanmasıyla birlikte yol sorunu çözümlenmiş olacaktır. Elektrik ve telefon 1986 yılında gelmiştir. Maraşlı Köyünde; Hacı Kanen, Ferhat Arslandok (1985-1989), Hayri Duman (1989-1994), adlı kişiler muhtarlık yapmışlardır. Çelik, Kanlı, Şirayder, Ağurtlu, Batur, Arslandok, Duman gibi soyadı taşıyan Erdoğan Köyü Halkının hepsi Nalçık bölgesinden gelmişlerdir.

Erdoğan/Maraşlı Köyümüzde de ekonomik güçsüzlükler nedeniyle göç olayı oldukça yoğundur. 1960 yılında 60 hane, 1997 yılında 30 hane, 2000 yılında 28 hane kalmıştır. 2000 yılına göre Erdoğan Köyünde 67 erkek, 80 kadın, toplam 147 kişi bulunmaktadır.

Yıllara göre Maraşlı/Erdoğan Köyü’nün nüfus tablosu aşağıdadır;

 

Yıl Erkek Kadın Toplam

 

1927 79 74 153

1935 - - 226

1940 120 103 223

1945 108 122 230

1950 - - 307

1955 146 157 303

1960 167 193 360

1965 141 165 306

1970 119 126 245

1975 129 122 251

1980 110 105 215

1985 107 108 215

1990 79 82 161

1997 74 79 153

20-Eskibektaşlı Köyü //// Sayfa Başı

 

Gürün İlçesi’nin kuzeyinde ve ilçe merkezine 35 km .’lik mesafede bulunan Eskibektaşlı Köyü, anlatılan rivayetlere göre; ismini daha önceki yıllarda burada yaşamış olan Bektaş isimli bir kişiden dolayı almıştır. Bir başka rivayet ise, bu köyün ilk ismi Celikan’dır.Çünkü buaraya ilk olarak gelip yerleşen aileler Celikan Aşiretine mensup idiler. Bu yüzden Eskbektaşlı köyüne eskiden Celikan deniliyordu. Moroğulları olarak bilinen sülale bu köye gelerek ilk yerleşen aile olduğu da bilinmektedir. Eskibektaşlı köyünün hudutları; Eskibektaşlı köyünün Böğrüdelik köyü ile sınırı; dikili taş ve naldöken ve Bektaşlı gediğidir. Dürmepınar köyü ile sınırı, çabutlu çalı gediği ve Karaören değirmen yoludur. Karadoruk köyü ile sınırı: çoluk ve çoban ağılı peyiği ve simyon gözesi ve çabutlu çalı ve yol ve Temür Ağa tarlasıdır. Konakpınar ile sınırı, Begrosun çal ve kırmızı bayır ve İso kahyanın ağılının başıdır.

Eskibektaşlı Köyüne, Elektrik ve telefon 1990 yılında geldi. Köyün en önemli sorunlarından birisi yol, diğeri de içme suyu sorunudur. Köy yolu, 1991 yılında stabilize olarak yapılmıştır. Ancak kış aylarında bahar aylarına kadar kapalı kalmaktadır. Köy yolunun asfaltlanması, köy halkının içme suyu sorununun mutlaka çözümlenmesi gereklidir. Köyün geçim kaynağı tarım ve hayvancılık olduğu için tarım ve hayvancılığın teşviki ve desteklenmesi şarttır. Yukarı Çatkara ve Orta Çatkara, Eskibektaşlı Köyü’nün mezrasıdır. Orta Çatkara Halkının hepsi aynı oymağa mensuptur. Ortaçatkara Mezrasında yaşayan Moroğulları (Moroğlu), Gaziantep Islahiye Bölgesinden gelerek buraya yerleşmişlerdir. Mensup oldukları oymak önce Konakpınar’a, daha sonra Eskibektaşlı’ya, daha sonra Orta-Çatkara mezrasına gelerek yerleşmişlerdir. 1997 yılı itibariyle Orta Çatkara mezrasında 10 hane kalmaktır.

1997 yılı itibariyle Orta Çatkara mezrasında 30 kadın, 26 erkek toplam nüfusu: 56 kişidir. 1960 yılında 60 hane, 1997 yılında 23 hane, 2000 yılında 14 hane kalmıştır. Eskibektaşlı Köyünde 1997 yılı itibariyle; 44 kadın, 24 erkek, toplam 68 kişi bulunmaktadır. Orta Çatkara mezrası dahil 1997 yılı itibariyle toplam 124 nüfusa sahip bulunan Eskibektaşlı Köyü’nün nüfusu 2000 yılı itbariyle 30 erkek, 38 kadın, toplam 68 kişi bulunmaktadır.

Yıllara göre nüfus tablosu şöyledir:

 

Yıl Erkek Kadın Toplam

 

1935 - - 154

1940 80 95 175

1945 99 100 199

1950 - - 249

1955 153 130 283

1960 169 166 335

1965 150 174 324

1970 128 148 276

1975 117 137 254

1980 121 123 244

1985 136 118 254

1990 100 103 203

1997 50 74 124

21-Eskihamal(Keşoğlu)Köyü //// Sayfa Başı

 

Gürün İlçesi’nin kuzeydoğu kesiminde yer alan, ilçe merkezine 40 km .’lik mesafede bulunan Eskihamal Köyü, merkez bucağına bağlıdır. Kozakmağara, Ayranca, Dırışlar, Çatkara gibi mezraları bulunmaktadır. Eski ismi Hamal Çayı olan Yeşildere Köyü, 1990 yılına kadar Eskihamal Köyü’nün mezrası idi. Fakat 1990 yılında muhtarlık olmuştur. Körmustolar/Kılıçdoğan Köyü de Eskihamal Köyünün eskiden mezrası idi. 1990 yılında muhtarlık olmuştur. Gürün İlçesi’nin en eski köylerinden birisi olan Eskihamalın ismi konusunda değişik rivayetler bulunmaktadır. Bu nedenle birçok ismi bulunmaktadır.

Üstboğaz: Yeşildere ile Eskihamal arasında bulunan bir boğaz(dere)dan dolayı bu ismi almıştır. Eskihamal Köyü: Bu köyümüz tarihinin, Kangal’a İlçesine bağlı Yenihamal Köyünden eski olması nedeniyle Eskihamal Köyü denmiştir. Eskihamal Köyünün en eski ismi “Güdülveren’dir. “Az veren, kıt veren” anlamına gelmektedir.

Keşoğlu: Eskihamal Köyü’nün eski isimlerinden birisi Keşoğludur. Bilindiği gibi Keş, Türkmenlerce ayrandan yapılan bir çökelek türüdür. Daha önceki yıllarda burada çok iyi keş yapılmış olduğu için bu isim verilmiştir. Eskihamal Köyü ve bu köye bağlı mezralar, eski kervan yolunun geçtiği mıntıkadan yer almaktadır. Köyün doğusunda, Erikli mıntıkasında, Kangal Etyemez bölgesine doğru giden yolun kalıntıları halen varlığını korumaktadır. Yeşildere Köyü’nün (Eskihamal Köyü’nün doğusunda), eski ismi Hamal Çayı’dır. Bu köyün içinde eski İpek Yolu’nun kalıntıları halen mevcuttur. Horasandan örülmüş tarihi duvarlar ve mozaiklere bugün bile rastlamak mümkündür. Yeşildere Köyü’nün güneyinde Armutluyurt ve Matçonun yurdu mevkilerinde eski dönemlere ait yerleşim yerleri bulunmaktadır. Tarihi kervan yolu, Eskihamal Köyü’nün doğu kesiminde geçiyordu. Malatya-Darende-Bicir-Sofular Köyünü birleştiren yol bu güzergahtan geçerek Eskihamal mıntıkasına ulaşıyordu. Yeşildere ile Bicir (Darende) Köyü arasındaki Meşe mevkiinde, Kıllı Ziyaret adı verilen bir tarihi yer bulunmaktadır. Burada çam ağacının bulunduğu yer, Eskihamal Köyü ve mezralarında ziyaret yeri olarak kabul görmektedir. Köylüler buraya her yıl adak kurbanlarını kesmeye ve herhangi bir dileği olan buraya dilek dilemeye gelirler. Aynı zamanda burası yağmur duasının da yapılmış olduğu bir yerdir.

Eskihamal köyünün hudutları şöyledir; doğusu; Gök boynundaki eski sanı taş ve dana deresi. Batısında; sandakar yolu ve çakanın hüyük ve külahlının karapınar gediği ve par yere gediği Külahlıdan gelen yol ve Cennet pınarı. Kuzeyinde; Çevlü tepesi Ade gölü ve ibiş oğlu tarlası ve gelen şuğulu ve kavak yurdu taş köprü ve ay deresinin büyük cadı yurdunun sulağı ve piç kavağı köprüsü. Güneyi; Saz taşı hüyüğü ve yaprak yanının yol, kösüreliğin taş.

Eskihamal Köyü en eski yerleşim birimidir. Mezralar daha sonraki yıllarda kurulmuştur. Eskihamal Köyü’nün dokuz tane mezrası vardır.

1-Hamal Çayı(Yeşildere) Eskihamal Köyü’ne ilk olarak gelip yerleşen ve Keşoğlu diye bilinen zatın üç oğlundan birisi olan Osman, bugünkü Hamal Çayı’na giderek yerleşmiştir. Burada yaşayan aileler, bu zatın ahfadıdır. 1990 yılında Hamal Çayı ismi, Yeşildere Köyü olarak değiştirilmiştir. Yeşildere Köyü aynı yıl içinde muhtarlık olmuştur.

2-Keşoglu (Eskihamal) Köyü: Keşoğlu olarak bilinen zatın üç oğlundan Osman Hamal Çayı’na (Yeşildere) Köyü’ne yerleşince, diger iki oğlu Halil ve Mehmet de Keşoğlundan kalmışlardır. Burada yaşayan ailelerin çoğu bu iki zatın soyundan gelmektedirler. 1989 yılında muhtarlık olmuş, ismi Eskihamal olarak degiştirilmiştir.

3-Kılıçdoğan (Körmustolar) Köyünün ismi, Keşoğlundan ayrılarak buraya yerleşen Körmusto adındaki zattan dolayı almıştır. 1990 yılında Körmustolar muhtarlık olunca ismi, burada yaşayan Kılıç ve Doğan soyadını taşıyan aillelerin isimleri birleştirilerek Kılıçdoğan Köyü denilmiştir. Bu köyde yaşayan ailelerin aynı soydan olmalarına rağmen Soyadı Kanunundan Doğan, Çokkoca, Balkaya gibi soyadlarını almışlardır.

4-Koyunlukoca: Koyunlukoca mezrasının en büyük sorunlarından birisi yol, diğeri içme suyu sorunudur. Köyün kuzeyinde, Zebik mevkiindeki suyun kapalı şebneke halinde getirilerek içme suyu sorunu çözümlenebilir.

Keşoğlu Sülalesinden bazı aileler bu mezraya yerleşmişlerdir. Çirciler, Malatya Hekimhan bölgesinden, Poyrazoğlu ve Toprak soyadını taşıyanlar, Elbistan Aktel Bölgesinden gelmişlerdir. Alhaslar (Karatilki+Ceylan+Sönmez+Koyun+Taş+Devetaş+Göl) Maraş Elbistan Bölgesinden gelmişlerdir. 2000 yılı itibariyle 20 hane kalmıştır. Koyunlu koca Mezrasından İstanbul’a 85 hane göç etmiştir.

5-Dırışlar: 10 hanelik bir mezradır. Keşoğlundan ayrılan aileler burada yaşamaktadırlar. Soyadı Kanununda; Menekşe, Kil, Yanık, Kilci, soyadını almışlardır.

6-Kozakmağara: 10 hanelik bir mezradır. Burada yaşayanların soyadları Akpınar’dır. Buraya Karadoruk Köyü’nden gelmişlerdir.

7-Dayakpınar Köyü: Eskihamal Köyü’nün mezrası iken daha sonra muhtarlık olmuştur.

8-Başkaragöz Mezrası: On hane bulunmaktadır. Bu mezrada Tatar soyadını taşıyan aileler yaşamaktadır.

9-Ayranca Mezrası: Burada yaşayan halktan Hacıomarlar (Tozman+Duran+Turcan+Ayran), Malatya Akçadağ Bölgesinden gelmişlerdir. Parçikanlar (Parçikan), Malatya Akçadağ Bölgesinden gelmişlerdir. Ayranca Mezrasının 2000 yılına göre 11 hane olup, 11, 35 erkek, 36 kadın toplam 71 kişi bulunmaktadır.

Gürün ilçesinin en eski köylerinden birisi olduğu gibi eski ticaret ve kervan yolunun üzerinde bulunmuş olması nedeniyle de tarihi önemi arzetmektedir. Eskihamal Köyü’ne Keşoğlu adındaki kimseler ilkönce gelerek yerleşmişler daha sonra da yurdun çeşitli yerlerinden gelerek buraya yerleşenler olmuşlardır. Eskihamal Köyünden sülaleler ve geldikleri yerler şöyledir:

Eskihamal Köyüne ilk olarak Keşler (Yılmaz+Çay), Tunceli Çemişgezek Bölgesinden, Külükenliler (Toklu), Gaziantep Islahıye bölgesinden, Dinnolar (Çitil) ve Çarolar (Kara) adlı oymaklar gelerek yerleşmişlerdir. Keşoğlu (Yılmaz+Çay) Sülalesi: Köye ilk yerleşen sülale olarak bilinmektedir. Malatya Yama bölgesinden önce Darende Ayvalı Köyü’ne daha sonra Eskihamal Köyü’ne yerleşmişlerdir. Keşoğlu’nun üç oğlundan Osman Yeşildere (Körmustolar) Köyüne, Mehmet ve Halil de Keşoğlu/Eskihamal Köyüne yerleşmişlerdir. Eskihamal Köyü halkı daha önceleri Sünni-Kürt lisanıyla konuşmaktaydılar.

Eskihamal Köyü Halkından; Çorolar (Çitil), Leventler (Duran), Malatya Akçadağ’dan gelmişlerdir. Çobanuşağı (Ayran), Malatya Akçadağ’dan gelmişlerdir. Körmamolar (Dikilitaş): Malatya Dirican bölgesinden gelmişlerdir. Ömerağalar (Genç+Temel), Darende Zaviye bölgesinden gelmişlerdir. Kürtaliler (Koç), Ankara Haymana’dan gelmişlerdir. Seyfolar (Şahin) Ankara Haymana’dan gelmişlerdir. Alikirler (Kara), Malatya Dırıcan bölgesinden gelmişlerdir. Keşler (Yılmaz) Malatya Dirican bölgesinden gelmişlerdir. Oğun Soyadını taşıyanlar Malatya Hekimhan bölgesinden gelmişlerdir. Haceliler (Yıldırım), Darende bölgesindennden gelmişlerdir. Soyadı Göl olanlar İslahiye bölgesinden gelerek buraya yerleşmişlerdir. Boz Soyadını taşıyanlar ise Hamal Çayı mezrasında yaşamaktadırlar.

Eskihamal Köyünde, son yıllarda sebze ve meyvecilik üretimine başlanmıştır. Köy ve mezralardaki en büyük sorunları içme suyu sorunu ve yol sorunudur. Eskihamal Köyü’nün ve mezralarının yolu stabilizedir. Bu nedenledir ki kış aylarınca uzun bir müddet kapalı kalmış olduğundan halk zorluklar içinde kalmaktadırlar. Köyde elektrik ve telefon, okul, camii bulunmaktadır. Eskihamal Köyünde Sağlık Evi bulunmaktadır. Diğer sosyal hizmet birimleri yoktur. ihamal Köyünde göç edenler başta Istanbul, Izmir, Ankara, Bursa gibi daha birçok büyük şehirlere göç ederek buralara yerleşmişlerdir. Tiyatrocu spiker Cem Yılmaz, Şair Osman Toklu (Eskihamal/1954- ), Araştırmacı Yazar İrfan Yılmaz bu köyden doğmuştur.

Eskihamal Köyünde ve mezralarında da hızlı göç olayı yaşanmaktadır. 1997 yılı ETF sonuçlarına göre Eskihamal Köyü merkezde 96 hane mevcut olup 237 kadın nüfusu ve 216 erkek nüfusu vardır. Toplam nüfusu (merkezin) 453 kişidir. Eskihamal Köyünün 2000 yılı itibariyle 87 hane olup, 185 erkek, 208 kadın, toplam 393 kişi nüfusu vardır. Ayranca mezrasının 1997 yılı itibariyle 14 hane mevcut olup, 43 kadın, 56 erkek, toplam: 99 nüfusa sahiptir. 2000 yılına göre 11 hanedir. 35 erkek, 36 kadın, toplam nüfusu 71 kişidir. Dırışlar mezrasının 1997 yılı itibariyle; 14 hanesi mevcut olup, 47 kadın, 45 erkek, toplam 92 nüfusa sahiptir. 2000 yılında 11 hanedir. 26 erkek, 40 kadın, toplam 66 kişi nüfusu vardır. Koyunlukoca mezrasında 19 hane mevcut olup, 69 kadın, 64 erkek, toplam 133 nüfusu vardır. 2000 yılı itibariyle 20 hanedir. 55 erkek, 51 kadın, toplam 106 nüfusu vardır. Kozakmağara mezrasında 36 kadın, 25 erkek, toplam 61 nüfusu bulunmaktadır. 2000 yılı itibariyle 10 hanedir. 28 erkek, 34 kadın, toplam 62 kişidir.

Eskihamal Köyü’nün yıllara göre nüfus tablosu ise aşağıdadır.

 

Yıl Erkek Kadın Toplam

1935 - - 711

1940 418 391 809

1945 422 392 814

1950 - - 864

1955 562 546 1108

1960 689 627 1316

1965 734 715 1449

1970 654 715 1369

1975 796 759 1555

1980 754 801 1555

1985 844 702 1546

1990 429 530 959

1997 406 432 838

22-Gerdekmağara Köyü //// Sayfa Başı

Gürün ilçesinin en uzak köylerinden birisi olan Gerdek Mağara Köyü, ilçe merkezine 65 km .’lik uzaklıktadır. Gerdekmağara Köyü’nün bir ismi Avşar’dır. Köy halkının Avşar İlbeylerinden Torun Oymağına mensup olmaları nedeniyle bu ismi almasına neden olmuştur. Gerdekmağara isminin değişik rivayetleri vardır. Bu rivayetlerden birisi; köyün batı kesiminde bulunan mağaranın kapısının gerdekli bir halde olması nedeniyle bu ismin verilmiş olduğu söylenmektedir. Bir diğeri, burada birbirini seven iki gencin kaçarak burada gerdeğe girmiş olmalarından dolayı bu ismi almıştır. Gerdekmağara Köyü’nün güney kesiminde yer alan mağara da eski devirlere ait olduğu tahmin edilen kaya kabartmaları ve çeşitli şekiller bulunmaktadır.

Gerdekmağara köyünün komşusu Camiliyurt köyü ile hududu; çetindere üç pınarların sırtı, çetintaş. Damızlık köyü ile hududu; Solarpınar sırtı, camuzlu suyu sığır yatağı. Bozhüyük köyü ile bağlıyacak Çavdar köyü ile camuzlu su, çetin taş mevkiileri.

Gerdekmağara Köyü halkının büyük bir kısmı bu köye Fransızlar’a karşı yapılan mücadele esnasında göstermiş oldukları başarıdan dolayı Diyarbakır bölgesinden buraya yerleştirilmişlerdir. Gerdekmağara Köyü Halkından; Topallar (Topaloğlu+Üçpınar+Çaylak), Kayseri Pınarbaşı İlçesinin Gebelek bölgesinden önce Söğütdere bölgesine, sonra Gerdekmağara Köyüne gelmişlerdir. Gaziler (Şahin+Çiftçi+Ateş+Yıldız+Göl+Gül+Doğan) Diyarbakır bölgesinden gelince Borandere mıntıkasına, sonra Gerdekmağara köyüne yerleşmişlerdir. Cansızlar (Cansız+Dağ+Yılmaz+Göz) Diyarbakır Bölgesinden gelmişlerdir. Sazlar (Dal+karapınar+Yılmaz+Kalay+Mağara) Yozgat/Bozok bölgesinden gelmişlerdir. Eseler (Güneş), Borandere Bölgesinden gelmişlerdir.

Gülali Cansız, Ali Topal, Mehmet Mağara, Osman Mağara, Ali Cansız, Ali Şahin, hasan Göl, Hüseyin Şahin, Kadir Cansız gibi şahıslar sırasıyla köyde muhtarlık yapmışlardır. Gerdek mağara Köyünde Mustafa Şahin ve Ali Güneş, Kafkas Savaşlarında, Mehmet Çavuş da Yemen savaşlarında şehit düşmüşlerdir.

Gerdekmağara Köyü halkının geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır. Dölek, barıtçı, üçöz, üçgöz, keklik pınarı, kervan mezarı, büyükgüneyin eteği, Çamurlu kozo sırtları, taşlı güney gibi mevkileri bulunan Geredekmağara Köyünde sebze ve meyve yetiştirilmemektedir. Kavak, söğüt, patates, soğan, sarmısak, çayır, yonca, goranga, arpa, buğday gibi ürünler elde edilmektedir. Eskiden olduğu gibi günümüzde de evlerde Avşar kilim ve halıları dokunmakta ve rağbet görmektedir. Gerdekmağara köyü, Gürün İlçe merkezine 65 kilometre , Sarız İlçesi’ne 35 kilometre mesafede olduğu için 1994 yılında Sarız ilçesine bağlanmıştır. 2000 yılı itibariyle 60 hanedir. Elektrik ve telefon 1986 yılında gelmiştir. Köyde, 1974 yılında yapılan tek sınıflı bir ilkokul bulunmaktadır. Köy ilkokulu eğitim ve öğretime açıktır. Köyde halk tarafından 1979 yılında yaptırılmış olan bir cami bulunmaktadır. Caminin lojmanı bulunmaktadır. Gürün İlçesinin diğer köylerinde olduğu gibi bu köyde de oldukça yoğun bir şekiilde göç olayı yaşanmaktadır. Bu köyün büyük bir kısmı Adana, Mersin, Osmaniye, Kayseri, Sarız, Pınarbaşı gibi şehirlere giderek yerleşmişlerdir.

Yıllara göre Gerdekmağara Köyü’nün nüfus tablosu şöyledir:

 

Yıl Erkek Kadın Toplam

 

1927 - - -

1935 - - 259

1940 143 131 274

1945 159 142 301

1950 321

1955 153 149 302

1960 232 196 428

1965 140 155 295

1970 154 182 336

1975 191 160 351

1980 175 159 334

1985 109 134 243

1990 154 136 290

1997 1994’de Sarız’a bağlandı.

23-Göbekören Köyü //// Sayfa Başı

 

Gürün İlçesi’nin kuzeybatısında, ilçe merkezine 38 km .’lik mesafede bulunan Göbekören Köyü ismini, köyün üst yanında, göbek şeklindeki Etiler’e ait göbek şeklindeki ören yerinden almaktadır.

İdari bakımdan Yazyurdu Nahiyesinde bağlı bulunan Göbekören Köyü, daha önceki yıllarda nahiye konumundaydı. Göbekören Köyünde, taştan yontulmuş bir Hitit (aslan) heykeli bulunmuştur. Bu heykel Ankara Etnoğrafya Müzesindedir. Göbekören Köyü Gürün İlçesi’nin en eski köylerinden birisidir. Köyün tarihi Hititler dönemine kadar uzanmaktadır. Göbekören köyünün komşusu hüyüklüyurt köyü ile sınırı; Güvercin kayası, çıtırığın sulak. Tekerahma köyü ile sınırı; Armutlu özden geçen kaş, Kör Bekirin tablak, değirmen yolunun üstü tablaktan geçen hat. Beypınar köyü ile olan sınırı; Aşçı yurdundaki mer’a ve sulağın iki köy arasında müşterek mer’a olduğu gibi, aşçı yurdu pınarının üstündeki ufak dereden deve kemiği mevkiindeki kalenin 200 metre doğusundan kuzeye doğru yukarıdaki sırt. Ve güz yatağından geçen hat. Osmandede köyü ile sınırı; Osmandede köyünün kale, tekerahma köyüne giden yol. Yazyurdu ile sınırı; deve kemiğindeki sırt, Yazyurdu köyünün üstündeki kaş ve Kaynarca arasında güneyden kuzeye doğru inen büyük dere.

Göbekören Köyü halkının geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır. Son yıllarda hayvancılık azalmış durumdadır. Arazinin dar ve taşlı olması nedeniyle tarımda istenen verim alınamamaktadır. Köyün en büyük sorunlarından birisi içme suyu, diğeri yol sorunudur. Beypınar, Akpınar, Deveçayırı, Camiliyurt, Gerdekmağara gibi köylerin ulaşımını sağlayan, Malatya-Kayseri karayoluna 8 km .lik mesafede bulunan stabilize yolun asfaltlanması gereklidir. Köydeki içme suyu sorunu had safhadadır. Köyün içme suyu Beypınar Köyü’nün Karaboğaz mevkiinde getirilmiştir. Fakat bu su yeterli değildir. Köyün içme suyu sorununun çözümü ancak; Beypınar Köyünden getirilen suyun kaynağından artırılıp, kapalı şebeke haline getirilmesiyle mümkün olabilir. Köyün çeşitli yerlerine birtakım göletler yapılarak bahar aylarındaki yağmur ve kar sularının toplanmasıyla küçük çaplı da olsa arazinin sulanarak tarımın daha verimli hale getirilmesi sağlanabilir. Köyde bir ilkokul, bir cami vardır. Köye Elektrik ve telefon 1986 yılında gelmiştir. Elektrik ve telefon yoğun kış ve yolun kapanması nedeniyle sık sık arızalanmaktadır.

Göbekören Köyü halkından; Karamollaoğulları, Maraş Bölgesinden, Cabatlar (Özyurt), Elbistan Tanır Bölgesinden, Kodazlar (Özdemir), Elbistan İğde Köyünden gelmişlerdir. Hamolar (Bozdağ), Kırıkhan’dan gelmişlerdir. Kürdolar (Sığırcı), Malatya Akçadağ’dan gelmişlerdir. Zeyneller (Şahin), Elbistan Hunu bölgesinden gelmişlerdir. Kürthüseyinler (Boy), Erzincan bölgesinden gelmişlerdir. Sırmalılar (Kattı), Elbistan Demirci bölgesinden gelmişlerdir. Elbeyler (Elbey), Gümüşhane’den gelmişlerdir. Alolar (Yıldırım+Karakuş) Elbistan bölgesinden gelmişlerdir. Muhacirler (Güzel), Bulgaristan’dan gelmişlerdir. Delimemetler (Yılankaya), Kars Bölgesinden Elbistan bölgesine, buradan Göbekören Köyüne gelmişlerdir. Salihler (Dal), Hatay bölgesinden gelmişlerdir. Söylemez’ler Elbistan Kozanhüyük bölgesinden, Böcek’ler Elbistan bölgesinden gelmişlerdir. Mıstıklar (Küçük), Beypınar Köyünden gelmişlerdir. Aliler (Aktaş), Maraş İli Elbistan Bölgesinden gelmişlerdir. Adolar (Coşkun), Edeler (Koca), Patoslar (Polat), Kamyonlar (Çoban), Eggolar( ), Toycular( ), Bodurlar (Bodur), Türkiyenin çeşitli bölgelerinden gelerek bu köye yerleşmişlerdir.

Göbekören Köyünde, son yıllarda göç olayı oldukça fazlalaşmıştır. Arazi yetersiz kalmaktadır. Tarım ve hayvancılık ise hemen hemen tükenmiş durumdadır. Bu nedenle köy halkı zorunlu olarak başka illere, özellikle İstanbul, Ankara, Karabük, Kayseri, İzmir, Maraş, Adana, Hatay gibi büyük şehirlere göç etmektedirler. 1960 yılında 150 hane iken 1997 yılında 90 hane kalmıştır.

Yıllara göre Göbekören Köyü’nün nüfus tablosu şöyledir:

 

Yıl Erkek Kadın Toplam

1927 - - -

1935 - - 574

1940 267 318 585

1945 317 324 641

1950 - - 731

1955 400 436 836

1960 457 417 874

1965 437 409 846

1970 401 390 791

1975 270 277 547

1980 266 307 573

1985 317 306 623

1990 305 271 576

1997 263 270 533

24-Gökçeyazı(Otlukilise)Köyü //// Sayfa Başı

 

Gürün İlçesi’nin kuzeyinde, ilçe merkezine 30 km .’lik mesafede bulunan Otlukilise Köyü’nün yeni ismi Gökçeyazı’dır. Otlukilise ismini, köyün içinde halen varlığını koruyan eski dönemlere ait kiliseden almıştır. Gökçeyazı Köyü’nün içinde ve çevresinde eski çağlara ait bir takım ören yerleri ve tarihi kalıntılar bulunmaktadır. Bu tarihi kalıntılar, Gökçeyazı Köyünün eski dönemlerden beri yerleşim yeri olduğunu göstermektedir. 1936 yılına kadar Yukarısazcağız Köyünün mezrası iken bu tarihten sonra muhtarlık olmuştur. Otlukilise köyünün hududtları; doğusu Abort kuyusu ve uzun dere ve karadoruk yolu. Batısı; Kıbla çayırı ve kölence oğlu. Kuzeyi; Bektaşlı gediği karakepez ve üç kuyu. Güney hududu;Sel pınarı ve Ablut kuyusudur.

Gökçeyazı Köyüne elektrik 1986 yılında, telefon, 1987 yılında getirilmiştir. Köyün ilkokulu, camisi bulunmaktadır. Her iki sosyal tesisin de lojmanı vardır. Gökçeyazı Köyü halkının geçim kaynağı, tarım ve hayvancılıktır. 1997 yılı itibariyle 3000 koyun ve 200 adet kümes hayvanı, 75 adet inek bulunmaktadır. Köylünün geçim kaynağı olan tarım ve hayvancılık mutlaka desteklenip, gerekli teşvikler yapılmalıdır. Sivas-Gürün asfaltına 5 km .’lik mesafede bulunan stabilize yolun asfaltlanmalıdır. Demir Export tarafından işletilen demir madeni bulunmaktadır. Otlukilise Köyünde bulunan demir madeni nedeniyle köydeki ulaşım daha da kolay bir hale gelmiştir. Köyün içme suyu sorunu vardır. YSE tarafından daha önceki yıllarda yapılan çeşmeler, köyün içme suyu ihtiyacını karşılayamamaktadır. Gökçeyazı Köyünde yaşayanlardan:

Kılıçoğlular (Keklik) Maraş/Pazarcık bölgesinden gelmişlerdir. Körahmetler (Kaplan), Gaziantep/Araban bölgesinden gelmişlerdir. Bağdatlılar (Arslan), Irak/Bağdat’tan gelmişlerdir. Sünnetçiler (Demir), Yukarısazcağız Köyünden gelmişlerdir. Cennetler (Kalay), Malatya Hekimhan Bölgesinden gelmişlerdir. Kalenderler (Şimşek), Karadoruk Köyünden gelmişlerdir. (Polat), (Pınar), (Kaya), (Köroğlu) soyadını taşıyanlar yurdun çeşitli bölgelerinden gelerek buraya yerleşmişlerdir.

1960 yılında 70-80 hane iken 1997 yılı itibariyle 38 hane, 2000 yılında 39 hane kalmıştır. 2000 yılı itibariyle 109 erkek, 107 kadın, toplam 216 kişi bulunmaktadır.

Gökçeyazı Köyü’nün yıllara göre nüfus tablosu şudur:

 

Yıl Erkek Kadın Toplam

1935 - - 157

1940 75 110 185

1945 71 105 176

1950 - - 220

1955 118 105 223

1960 129 137 266

1965 259 126 385

1970 143 154 297

1975 137 141 278

1980 131 117 248

1985 124 186 310

1990 116 121 237

1997 112 112 224

25-Güldede Köyü //// Sayfa Başı

 

 

Gürün İlçesi’nin güneybatı kesiminde yer alan, 45 km . uzaklıkta bulunan Güldede Köyü ismini, köyün yakınındaki Güldede adı verilen ve yöre halkınca ziyaret yeri olarak kabul edilen tarih öncesi çağlardan günümüze kadar gelmiş olan Hüyük/Tümülüs’ten almaktadır.

Güldede Köyünde bulunan eski devirlere ait hüyük, kale, ören yeri gibi tarihi kalıntılar, bu bölgenin tarih öncesi çağlardan beri yerleşim alanı olduğunu göstermektedir. Güldede köyünün hudutları; karakuyu köyü ile hududu Ziyaret yatağından geçen hat. Karapınar köyü ile sınırı, Kürklü Mehmet tarlası ve devlet koyağı. Tekerahma köyü ile hududu, halifenin tarlasının başı, hüyük, şeytanpınarının altındaki hüyük, hadım pınarının büyük toptaş. Başören köyü ile hududu, Ali bey kuyusu yazısı kuyusu, büyük güney.

Güldede Köyü halkının bir kısmı Malatya’nın Arapkir Bölgesinden bir kısmı, Sivas Zara İlçesi’nden, bir kısmı da Tokat (Zile) bölgesinden gelmişlerdir. Birimuşakları (Birim), Kürdükler (Erdal), Kürşükler (Boynueğri), Şüştüler (Kartal), Çakolar (Tepe), Karalar (Kara), gibi soy isimlerine mensupturlar. Arapkir’den gelenler Sinemili Aşiretine mensup olup, Zile ve Zara bölgesinden gelenler, Zaza Aşiretine mensupturlar. Güldede Köyü halkı her yıl eski Türk takvimine göre yılbaşı sayılan günlerde Ser-i Sala (Yılbaşı) adı verilen oyunu oynamaktadırlar. Bu oyun ve yapılan şenlikler çevre köylerde yapılan kış yarısı eğlencesine benzemektedir. Bu oyunlar, Türkler’in Orta Asya’dan beri oynamış oldukları milli bir oyundur.

Güldede Köyü halkında geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır. Bir diğer seçim kaynağı da kilim ve halıcılıktır. Su çok az olduğu için sulu tarım yapılmamaktadır. Buğday, arpa, nohut vb. gibi tahılların üretimi yapılmaktadır. Son yıllarda ise tarım ve hayvancılık azalmış durumdadır. Köyün içme suyu sorunu bulunmaktadır. Yol sorunu ise 8 km .’lik yolun asfaltlanmasıyla çözüme kavuşturulmuş olacaktır. Güldede Köyü ile Başören Köyü arasındaki suyun değerlendirilerek kapalı su şebekesinin yapılmasıyla hem Güldede Köyü’nün ve hem de Başören Köyü’nün içme suyu çözüme kavuşturulmuş olacaktır. Köyde camii yoktur. Okul bulunmakta ve eğitim öğretime açıktır. Köydeki kilim ve halıcılık desteklenmelidir. Köydeki göç olayının önlenmesi için tarım ve hayvancılık konusunda gereken önemin ve desteğin de sağlanması şarttır...

1960 yılında 60 hane olan Güldede Köyü, 1997 yılı itibariyle 21 hane kalmıştır. Köy halkı, ekonomik nedenlerden dolayı İstanbul, Ankara gibi büyük şehirlere göç ederek yerleşmişlerdir.

Yıllara göre Güldede Köyü’nün nüfus tablosu şöyledir:

 

Yıl Erkek Kadın Toplam

1927 - - -

1935 - - 151

1940 89 97 186

1945 93 100 193

1950 - - 212

1955 112 135 247

1960 146 145 291

1965 167 172 339

1970 152 197 349

1975 170 166 336

1980 161 169 330

1985 167 144 311

1990 55 65 120

1997 64 60 124

26-Güllübucak Köyü //// Sayfa Başı

 

Güllübucak Köyü Gürün İlçesi’ne 57 km .’lik mesafede, ilçe merkezinin güneybatı kesiminde yer almaktadır. Sarıören ve Aptalpınarı adında iki mezrası olan Güllübucak Köyü’nün 1997 yılı E.T.F sonuçlarına göre, mezraları dahil toplam nüfusu: 228 kişidir. Köyün arazisi üzerinde gerek tarlalarda ve gerekse kırsal kesiminde gül bitkisi bol miktarda bulunması nedeniyle, “güllü yurt, güllü yer” anlamına gelen Güllübucak Köyü ismi verilmiştir.

Güllübucak Köyü, Hurman Çayı’nın kenarında kurulmuştur. Bu nedenle de tarihi bir bölgede kurulması nedeniyle tarihsel geçmişi oldukça da uzun olan bir köyümüzdür. Dolayısıyla Güllübucak Köyü’nün tarihi, Hurman Kalesi’nin tarihi kadar eskidir. Bilindiği gibi Hurman Kalesi ve civarı Miladdan önceki yıllarda Hititler’in egemenliğinde bulunan Kizwatna Krallığı’nın daha sonraki yıllarda Geç Hitit Krallıkları döneminde Kumana (Comana) Krallığı’nın sınırları içinde bulunmaktaydı.

M.S. dönemlerde de Müslüman Araplar ile Bizans İmparatorluğu arasındaki mücadelenin en önemli sahalarından birisini oluşturmuştur. X. yüzyıldan sonra da Memlüklüler ile Dulkadirli Beyliği ve Osmanlılar arasındaki mücadele sahasını oluşturmuştur. Bu nedenledir ki bütün bu bölgelerde bulunan tarihi yerlere, kaleler ve eski yerleşim birimleri hep bu dönemin izlerini taşımaktadırlar. Güllübucak köyünün komşusu Tekerahma köyü ile sınırı; konakgörmez gediği, Akdere köyüne giden patika yol. Bozhüyük köyü ile sınır; Camiliyurt köyü sınırının bitim noktası olan tersakan mezrasından gelen yol, yaylacık boğazı, sato tepesi, Aptal pınarı, Çamurlupınar, hurman çayı, yığkılhan tepe, kenesi hayması, Kızlı seğer hurman çayı. Akdere köyü ile sınırı; Mahkenli taş, Çamurlu gediği, sereğli, çamurlu pınar. Camiliyurt Köyü ile sınırı; sıra tuzak taşı, Camiliyurt köyü Halit beğ değirmeninden geçen hat.

Güllübucak Köyü’nün Aptalpınarı ve Sarıören olmak üzere iki tane mezrası bulunmaktadır. Güllübucak Köyü daha önceki yıllarda Kayseri’nin Sarız İlçesi’ne bağlıydı. Akdere Köyü ile mezrası Akoluk-Çürük Köyü de Güllübucak Köyü’ne bağlıydı. Fakat 1938 yılında Akoluk Çürük mezrası Sarız ilçesi’ne bağlandı. Akdere Köyü de daha sonraki yıllarda muhtarlık oldu. Böylece Akdere Köyü de Güllübucak Köyünden ayrılmış oldu.

Güllübucak Köyü’nün geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır. Köyün bir başka geçim kaynağı, kilim ve halıcılıktır. Buradan üretilen kilim ve halılar gerek yurt içine ve gerekse yurt dışına pazarlanmaktadır.

Güllübucak Köyünde yaşayanların bir kısmı, Malatya Akçadağ ve Kürecik bölgelerinden gelmişlerdir. Dadaloğlu-Avşar Oymağına mensupturlar. Güllübucak köyündeki sülalelerden; Çalolar (Demir), Hüseyinler (Erdoğan), Köralioğulları (Polat), Söğütler (Söğüt), Malatya Akçadağ Demirciler Kağan Bölgesinden gelmişlerdir. Tophasanlar (Top), Malatya Akçadağ Topkin Kağandan Bölgesinden, Töhmetliler (Su), Malatya Develi Bölgesinden, karayılanlar (Yılan), Malatya Kirliuşağı Bölgesinden gelerek buraya yerleşmişlerdir.

Güllübucak Köyü halkı da İstiklal Harbimize aktif katılmışlardır. Mehmet Demir Rusya’ya esir düşerek yedi yıl esir kaldıktan sonra köye geri dönmüştür. Mehmet Ali Söğüt, İstiklal Harbinde şehit olmuştur. Bu köyümüzde de diğer köylerimizde olduğu gibi, Birinci Dünya savaşı esnasında şehit düşen birçok kişi bulunmaktadır. Güllübucak Köyünde Kalo Top çok güzel güreş yapardı ve çevrede çok büyük bir güreşçi olarak tanınırdı. Ramazan Söğüt çevrede halk ozanı olarak tanınır ve yöre ağıtlarını ve kendine ait deyişleri söylerdi.Güllübucak Köyünde sırasıyla; Mehmet Ali Söğüt, Hüseyin Top, Mehmet Su, İsmail demir, İsmail Top, Mustafa Su muhtarlık yapmışlardır.

Güllübucak Köyümüzün en büyük sorunlarından birisi ilçeye en uzak köylerimizden birisi olması nedeniyle yoldur. 57 km .’lik yolun büyük bir kısmı stabilizedir. Kış aylarında tamamıyla kapalı kalmaktadır. Köyde ilkokul ve lojmanı vardır. Cami ve lojmanı bulunmaktadır.

Güllübucak Köyü halkının geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır. Güllübucak Köyünde az da olsa sulu tarım yapılmaktadır. Tarım ve hayvancılık halen iptidai usullerle yapılmaktadır. Tarım ve hayvancılığın geliştirilmesi ve arıcılık gibi tarımsal faaliyetlerin teşviki ve desteklenmesi şarttır. Güllübucak Köyü’nde de oldukça sık göç olayı yaşanmıştır. 1997 yılında 20 hane kadar ev kalmıştır.

Güllübucak Köyünün yıllara göre nüfus tablosu şöyledir:

 

Yıl Erkek Kadın Toplam

1935 - - 177

1940 130 109 239

1945 141 113 254

1950 Muhtarlık oldu 191

1955 96 91 187

1960 112 124 236

1965 126 136 262

1970 92 126 218

1975 112 116 228

1980 104 109 213

1985 114 96 210

1990 75 73 148

1997 112 116 228 (Sarıören ve Aptalpınarı mezraları dahil)

 

Alkoluk-Çürük Mezrası

Yıl Erkek Kadın Toplam

1935 - - 100

1940 57 61 118

1945 61 78 139

1950 - - 150

1955 Sarız İlçesi’ne bağlandı.

27-Güneş Köyü //// Sayfa Başı

 

Güneş Köyü, Gürün İlçesi’nin kuzeybatı kesiminde yer almaktadır. İlçe merkezine 55 km . Uzaklıktadır. Güneş Köyü, rakım olarak Gürün İlçesi’nin en yüksek konumdaki köylerinden birisidir. Kayseri’nin Pınarbaşı ilçesi ile sınır bulunmaktadır. Güneş Köyü’nün ismi hakkındaki rivayet şöyledir: Güneş Köyü’nün Tahtalı Dağları’nın üzerinde bulunması, rakım olarak yüksek olması nedeniyle, Gürün ve havalisinde güneşin ilk olarak bu köye doğması özelliğinden dolayı bu isim verilmiştir.

Güneş Köyü Kayseri-Malatya yolu üzerinde ve dört kilometre mesafededir. Kış aylarında devamlı olarak kapalı olan bu yol stabilizedir. Yolun asfaltlanmasıyla köyün yol sorunu çözümlenmiş olacaktır. Güneş köyümüzün kuruluş tarihi iki yüz yıla yakındır. Harabit Deresi adı verilen yer başta olmaküzere bu bölgeler, tarihi kaynaklarda belirtildiği gibi, Bizanslılar ile Müslüman Araplar, daha sonra da Bizanslılar ile Müslüman Türkler arasındaki mücadelenin çok yoğun olduğu yerler olmuştur. Halk arasında anlatılan rivayetlere göre Müslümanlar’ın, Bizans’a hücum ettikleri yıllarda, burada Yemen’li bir komutan şehit düşmüştür. Bölge halkı tarafından burası Ziyaret Tepe adı verilmiştir. Halk tarafından adak kurbanların kesildiği, yağmur duasının yapıldığı, ziyaret yeri olarak kabul edilmiştir. Günümüzde kış aylarında kar ve fırtınanın yoğun olduğu günlerde, yolların kapalı ve trafik kazalarının çok sayıda olmasıyla bilinmektedir. Ziyaret Tepesi mevkiindeki virajların yapılarak yolun genişletilmesi, gerekli levhaların yerleştirilmesiyle bu bölgedeki kazalar büyük ölçüde önlenmiş olacaktır.

Köyün en büyük sorunlarından birisi içme suyu sorunudur. Köye beşyüz metrelik bir mesafedeki oluklupınar suyu köye kapalı şebeke halinde getirilmesiyle bu sorun çözülmüş olacaktır.

Köyün ilkokulu 1965 yılında yayılmıştır. Köyde bir öğretmen eğitim ve öğretim yapmaktadır. Köyün camiisi ahşap bina halinde ve lojmanı vardır. Köy halkı tarafından yapılmıştır. Köyün ilkokulu ve camisinin tekrar tamirata ihtiyacı bulunmaktadır.

Güneş Köyü’nün Zekik ve Antegaci mevkiilerinde büyük ölçüde mermer yatakları bulunmaktadır. Karagüney mevkiinde ise; çeşitli boya madenleri bulunmaktadır. Güneş Köyü’ndeki arazinin darlığı, suların az olması nedeniyle gerekli tarım yapılamamaktadır. Hayvancılık ölmek üzeredir. Yayla ve otlakların bol olması nedeniyle gerekli teşviklerin yapılarak köy halkının desteklenmesi şarttır. Güneş Köyü, Arıcılık için çok uygun olan köylerimizden birisidir.

Güneş Köyü Halkından Telleler/Bilaloğulları (Telle+Yılmaz), Ankara Haymana/At kafası Köyü’nden gelerek buraya yerleşmişlerdir. Karaoğlanoğulları (Kara), Kangal/Sivas İlçesi’nin Ağcaşar Köyünden gelmişlerdir. Delikadirler (Demir), Kangal İlçesinden gelmişlerdir. Keskin’ler Kangal bölgesinden, Köraliler (Gülüç) Ankara Haymana bölgesinden, Halifeler (Öksüz), Malatya Akçadağ’dan, Güluşağı (Değerli), Darende Ayvalı bölgesinden, Gülüçler (Gülüç), Ankara Haymana Bölgesinden gelmişlerdir. Ustaahmetler (Kesgin) Malatya bölgesinden gelmişlerdir. Billikler (Karataş), Öksüz, Hocagil (Kurt), Deliahmetler (Poyraz), Meççolar ve diğerleri yurdumuzun çeşitli bölgelerinden gelerek yerleşmişlerdir.

Tarım ve hayvancılığın azalması nedeniyle köy halkının büyük bir kısmı İstanbul, Ankara, Kayseri, Pınarbaşı, Karabük, Gürün, Sivas gibi yurdumuzun çeşitli şehirlerine göç ederek bu şehirlere yerleşmişlerdir. 1960 yılında 50 hane olan Güneş Köyü, 1997 yılında 25 hane, 2000 yılında 25 hane kalmıştır. 2000 yılına göre Güneş Köyünün 71 erkek, 75 kadın, toplam 146 kişi bulunmaktadır.

Güneş Köyü’nün yıllara göre nüfusu şöyledir:

 

Yıl Erkek Kadın Toplam

1935 - - 150

1940 94 101 195

1945 100 96 196

1950 - - 229

1955 120 116 236

1960 132 121 253

1965 115 115 230

1970 144 138 282

1975 142 136 278

1980 82 96 178

1985 100 91 191

1990 88 108 196

1997 79 72 151

28-Hüyüklüyurt Köyü //// Sayfa Başı

 

 

Hüyüklüyurt Köyü, Gürün İlçesinin kuzeybatısında yer almaktadır. İlçe merkezine 34 kilometre mesafede bulunan Hüyüklüyurt Köyü ismini, köyün kuzeyinde bulunan tarihi hüyükten almaktadır.

Hüyüklüyurt köyünün komşusu olan kızılpınar köyü ile sınırı; Osmançavuş tarlası, Acıyurdundaki kadir tarlası, mezarlı yurttaki Cillo tarlası, çalılı tarla, Yusuf tarlası. İncesu köyü ile sınırı; çatal sırt ve yol. Çiçekyurt köyü ile sınırı; Zillo tarlası, savran oğlundan geçen hat. Göbekören köyü ile sınırı; Güvercin kayası ve çıtrığın sulak. Osmandede köyü ile sınırı; Çakıroğlunun harman yeri, çifte kaya, Kahraman ağa çayırı. Kaşköy ile sınırı; Kaya önü, Gürün yolu. Yenibektaşlı köyü ile sınırı; Arifin sivri, kızlar kısığı, kerim ağılının büyük güney ve güvercin kayası. Celikanyurdu ile sınırı; Arifin koyuğunun tepesi, nohutlu tepesi, çift gediği, Gazo oğlu deresi, Armutlu tepe.

Hüyüklüyurt Köyü Halkı, 93 Harbi olarak bilinen Osmanlı-Rus Savaşı sırasında Gürcistan’ın Tiflis’in Ağababa bölgesinden önce Kangal İlçesi’nin Kurtoğlu Köyü’ne, daha sonra Hüyüklüyurt Köyünün kuzey kesiminde yer alan Yeni Bektaşlı Köyü tarafındaki Kısık mevkiine, sonra Osmanlı ordusunda yüzbaşı olan Kahraman Ağa’nın müracaatı üzerine (Adana bölgesindeki yörüklerin yayla olarak kullandıkları) devlet tarafından Hüyüklüyurt Köyü’ne yerleştirilmişlerdir. Köye ilk olarak gelen Kahraman Ağa, Nebi Efendi ve Karslı Mehmet Efendi ismindeki kişilerdir.

Hüyüklüyurt Köyü Halkı, Hıngel yemeğiyle meşhur Karakalpak/Karapapak oymağına mensupturlar. Hüyüklüyurt Köyüne yerleşmiş olan ailelerden; Minnetoğulları (Camili+Şeker), Hebilioğulları(Atıcıyurt), Askeruşağı (Taşdemir), Karabayramuşağı (Kaya) aileleri Tiflis Ağbaba Bölgesinin Çaltaş Köyünden gelmişlerdir. Hocalar (Hocaoğlu) Sülalesi kars Bölgesinden gelmiştir. Mahmutoğulları (Karadağ) Sülalesi farklı bir bölgeden gelmiştir.

Hüyüklüyurt Köyü halkının geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır. Eski yıllarda evlerde büyük ölçüde kilim ve halı dokunmaktaydı. Fakat son yıllarda bu sanat ölmüş durumdadır. Hüyüklüyurt Köyü’nde yol ve su sorunu bulunmaktadır. İlçe merkezine 34 km .’lik mesafede bulunan Hüyüklüyurt Köyü’nün Malatya, Kayseri asfaltı üzerinde olması nedeniyle 30 km .’lik bölümü asfalttır. Geri kalan 4 km .’lik bölüm ise stabilizedir ve kış aylarında çoğu kez kapalı kalmaktadır. Bu yolun asfaltlanması gerekir.

Ekonomik nedenlerden dolayı bu köyümüzde de göç olayı yaşanmıştır. İstanbul, Ankara, Sivas, Kayseri gibi şehirlere göç ederek yerleşmişlerdir. Sadece İstanbul’da 137 hane vardır. 1960 yılında 60 hane iken 1997 yılında 33 hane, 2000 yılında 21 hane kalmıştır. Hüyüklüyurt Köyünün 2000 yılına göre 45 erkek, 47 kadın, toplam 92 kişi nüfusu vardır. Yıllara göre nüfusu şudur:

 

Yıl Erkek Kadın Toplam

1927 - - -

1933 - - 340

1940 161 144 305

1945 160 178 338

1950 - - 343

1955 165 183 348

1960 166 178 344

1965 203 196 399

1970 167 207 374

1975 167 171 338

1980 178 168 346

1985 119 129 248

1990 92 98 190

1997 70 86 156

 

29-İncesu Köyü //// Sayfa Başı

İlçe merkezinin batısında yer alan ve Gürün ilçesine 21 km .’lik mesafede bulunan İncesu Köyü’nün ismi, Fırat Irmağı’nın bir kolu Gürün ve Darende ilçelerinin de can damarı olan Tohma Suyu’nun bu köyün arazisi içinde kıvrılarak (adeta yılan gibi) süzülerek yukarılardan aşağı kesimlere doğru incelerek inmiş, İncesu Köyü’nün içinden geçmiş olduğu için bu ismi almasına neden olmuştur.

İncesu Köyü de Gürün ilçesinin en eski yerleşim birimlerinden birisidir. Çünkü Gürün ilçesine yakın olması ve arazisinin de Tohma Suyu’nun kenarında bulunması bu köyümüzün tarihin her döneminde olduğu gibi günümüzde de yoğun bir yerleşim alanı olma özelliğini korumaktadır. Zaten köyün içerisinde ve üst kısmında bulunan eski yerleşim yerleri ve üst yandaki kalenin tarihi çok eski dönemlere dayanmış olduğu burada bulunan tarih öncesi çağlara ait olan eşyalardan anlaşılmaktadır.

İncesu Köyü’nün, Çiçekyurt Köyü’ne giden yolun hemen üzerinde “ziyaret yeri” olarak eski dönemlerde kabul gören bir yer vardır. Burada eskiden savaş yeri olduğu ve burada birçok şehit mezarının bulunduğu rivayetleri de bulunmaktadır. Gerçekten de bu köyün yaşlılarının da ifade ettiği gibi bu bölgede eski dönemlere ait savaş aletleri köyün yaşlılarının da ifade ettiği gibi bu bölgede eski dönemlere ait savaş aletleri ok ve mızrak uçları, kiriş ve yay kırıntıları gibi eşyalar bulunmuştur.

İncesu Köyü’nde yaşamakta olan halktan Fadimeler olarak bilinen sülalenin aslı Haytapaşalar olarak bilinir. Bir kısmına da Gülebiler adı verilmektedir. İncesu Köyü’ne ilk önce hangi sülalenin gelmiş olduğu konusunda değişik rivayetler ve söylentiler bulunmaktadır. Bazıları İncesu köyüne ilk olarak Küçük Haliller’in daha sonra Fadimeler oymağının, daha sonra Kelekler ile Cırıklar’ın ve Gülelbioğullarının gelmiş oldukları rivayet edilmektedir. Haytapaşalar Fadimeler/Haytapaşalar (Kayapınar+Yıldız+Yiğit), Ankara Haymana’dan gelmişlerdir. En son yaptığımız araştırmada ise; buraya Azerbaycan’ın Irışvan kasabasından gelmiş oldukları söylenmektedir. Gülebioğulları (Gülsoy) nın Bozoklar’a bağlı bulundukları, İncsu köyüne Maraş bölgesinden gelerek yarlaştikleri, Maraş bölgesine de Konya Haymana’dan gelmiş oldukları söylenmektedir. Hacı Mirzaoğulları (Akkaya) Kırşehir’in Akpınar ilçesinin Hacı Mirza Köyü’nden gelerek bu köye yerleşmişlerdir. Arslan soyadını taşıyanlar Malatya Akçadağ’dan gelmişlerdir. Cercisler (Gökalp) Gürün ilçesinin Emin Bey mahallesinden (bugünkü Kirazlık) gelerek bu köye yerleşmişlerdir. Cırıklar (Cırık) Darende Ayvalı (Şeref) bölgesinden gelerek buraya yerleşmişlerdir. Kelekler (Kelek) Gürün ilçesinin Dapir bölgesinden gelmişlerdir. Alolar (Yıldırım) Maraş ili Kömürler’den Göbekören Köyü’ne buradan İncesu Köyü’ne gelmişlerdir. Gençtürk soyadını taşıyanlar, Yolgeçen köyünden buraya gelmişlerdir. Hacımollaoğulları (Yiğit), Yılanhüyük köyünden, Ulutaş’lar Bayburt bölgesinden gelmişlerdir.

İncesu köyümüzde okuma yazma oranı % 95 oranındadır. Yüksek okul mezunu olan insanı gayet fazladır. Tarım ve Köy İşleri Bakanı Profesör Hüsnü Gökalp, Aşık Gülebi (Kadir Gülsoy) ve Şinasi Gülsoy (1950) İncesu Köyümüzde doğmuştur.

Köyün Malatya-Kayseri karayolu üzerinde bulunması nedeniyle yol sorunu yoktur. İçme suyu sorunu 1984 yılında kapalı su şebekesi yapılarak çözüme kavuşturulmuştur. Köyün dere içinde bulunması nedeniyle heryıl sel sularının altında kalma gibi bir durumu bulunduğundan sel alanı dışına çıkarılması ya da sel baskınlarını önleyici birtakım tedbirlerin alınması şarttır. Tarım ve hayvancılık son yıllarda bu köyümüzde gelişmiş bir duruma ulaşmıştır. Fakat daha da verimin artırılması için gerek tarım ve hayvancılık gerekse kooperatifleşme gibi kurumların gerçekleştirilerek köy halkının ihtiyaçlarına ve sorunlarına çözümlerin üretilmesi için kesinlikle lazımdır. İncesu Köyü’nde camii ve lojmanı ile okul ve lojmanı bulunmaktadır. Köyde elektrik ve telefon bulunmaktadır. Elektrik 1982’de, telefon da 1987 yılında gelmiş ve telefon acenteliği kurulmuştur. 1980 yılında 50 hane olan İncesu Köyü 1997 yılında 55 hane olmuştur. Bu köyümüzde de göç olayı başlamıştır. 1997 yılı E.T.F. sonuçlarına göre 138 kadın, 132 erkek ve toplam 270 nüfusa sahip bulunan İncesu köyü 2000 yılında 51 hanedir. 131 erkek, 128 kadın, toplam 259 kişi nüfusu vardır.

İncesu Köyünün yıllara göre nüfus tablosu şöyledir:

 

Yıl Kadın Erkek Toplam

1935 - - 197

1940 99 119 218

1945 116 122 238

1950 - - 278

1955 133 154 287

1960 129 144 273

1965 149 146 295

1970 174 157 331

1975 188 165 353

1980 175 164 339

1985 163 182 345

1990 161 138 299

1997 138 132 270

30-Kaledere Köyü //// Sayfa Başı

 

Gürün ilçesinin kuzey kesiminde yer alan Kaledere Köyü, ilçe merkezine 21 km . Uzaklıktadır. Kaledere Köyü ismini, köyün kuzey kesiminde yer alan tarih öncesi çağlardan günümüze kadar varlığını koruyan tarihi kaleden almaktadır. Daha önce Yukarısazcağız Köyünün mezrası iken, 1990 yılında muhtarlık olan Kaledere Köyü’nün çevresine tarih öncesi çağlara ait birçok yerleşim yeri ve tarihi kalıntılar bulunmaktadır. Köyün üst yanındaki kaleye taş merdivenlerle inilmektedir. Köyün kuzey kısmında yer alan ve Vezirhüyüğü denilen kaleden aşağıya doğru kayalardan tabi merdivenler yapılmıştır. Kaledere Köyü’ndeki tarihi hüyükler ve kaleler ile eski yerleşim yerleri, Geç Roma ve Bizans dönemlerine aittirler. Bu bölgede Hititler dönemine ait olan tarihi kalıntılar da bulunmaktadır. özellikle Yukarısazcağız Köyü’ne yakın yerdeki tarihi hüyükler, Prohistorik çağa aittirler.

Bu köyde yaşayanların büyük bir kısmı Yukarısazcağız Köyü’nden bir kısmı Karadoruk Köyü’nden gelerek buraya yerleşmişlerdir. Coruk, Kale, Kaledere, Karadere, karaarslan, Çiko, Sönmez, Ertaş, Boztepe, öküzcü, gibi soyadları taşımaktadırlar. Malatya Akçadağ Bölgesinden gelmişlerdir.

Kaledere Köyü’nde demir madeni rezervi bulunmaktadır. Köy ilkokulu 1969’da yapılmıştır. Lojmanı bulunmaktadır. Köy camisi ahşaptır. Eletrik 1975 yılında, telefon 1986 yılında gelmiştir. YSE tarafından köye içme suyu çeşme yaptırılmıştır. Fakat içme suyu yetersizdir. Köydeki içme suyu sorunu had safhadadır. Köyün bir başka sorunu, kış aylarında çoğu zaman kapalı olan 3 km .’lik stabilize yoldur. Bu yolun asfaltlanması gereklidir. Köydeki tarım ve hayvancılık azalmış durumdadır. Bu nedenle köy halkının büyük bir kısmı, büyük şehirlere göçmüştür. Göçler nedeniyle Kalederesi Köyü, 1960 yılında 70 hane iken, 1997 yılında 34 haneye kalmıştır..1990 yılında 107 erkek, 117 kadın, toplam nüfusu 224 kişidir. 1997 yılında ise bu rakam 225 kişiye düşmüştür. Bu rakamın 117 tanesi erkek, 108 tanesi kadındır. 2000 yılı itibariyle Kaledere köyünde hane sayısı 36 olup, 85 erkek, 104 kadın, toplam 189 kişi nüfusu vardır.

31-Karadoruk Köyü

 

Gürün ilçesinin kuzeyinde, ilçe merkezine 37 km .’lik mesafede bulunan Karadoruk Köyü, ilçemizinn en eski yerleşim yerlerinden birisidir. Daha önceki yıllarda Bucak merkezi olan Karadoruk Köyü’nün “Çöplü (Çiftlik), Kuz, Aşağı Çatkara, Düğünyurdu/Sünbüllüyurt olmak üzere dört tane mezrası bulunmaktadir. Karadoruk, Konakpınar Nahiyesi’ne bağlıdır.

Karadoruk Köyü’nün batısında Karadağ, kuzeyinde Kırmızıdağ, doğusunda Köyönü ve Gölçayı arazileri bulunmaktadır. Karadoruk köyünün doğusundaki sınırı: çatal boğaz ve yolak taş ve şido taşı ve bezirgan pınarı ve yer kesen ve cevlik tepesi oba gölü. Batısında: mehmet öldüren gediği ve sele boğazı ve sazcağıza giden yol ve tandırlı gediği ve horasan çalı ve armutlu dere. Kuzeyinde: Aborot kuyusu ve uzun dere Gürün yolu ve Sel pınarı ve büyükpınar gediği ve karataş gediği ve büyük güney çorak alma boğazı adam ölen tabla.Güneyinde: çorak ve gaban ahıllı ve sıno gözesi ve çabutlu çalı cadde ve temür ağa tarlası.

Karadoruk Köyü’nün ismi hakkında değişik rivayetler vardır. Bunlardan birisi; bölgenin önceki yıllarda ormanlarla kaplı olduğu, kesilen tomruklara Gürün yöresinde doruk adı verildiği için. Kara ağaçların bulunduğu yer anlamına gelen “Karadoruk” adı verilmiştir. Başka bir rivayete göre; eskiden bu köyde çok güzel kara üzüm yetiştirilirdi. Bilindiği gibi yöremizde üzümün kurumuş cinsine koruk adı verilmektedir. Üzüm koruklarının genellikle siyah ve büyük olması nedeniyle “Karakoruk” adı verilmiştir. Zamanla bu isim değişerek Karadoruk olarak söylenmiştir. Karadoruk Köyüne 5 kilometre uzaklıkta bir kale kalıntısı mevcuttur. Havadır Çayırı ve Dikilitaş mevkiinde, eski yerleşim yerleri bulunmaktadır. Karadoruk Köyü, Çöplü, Çatkara ve Kuz mezralarında yaşayanların büyük bir çoğunluğu Malatya Akçadağ ve Amik bölgelerinde, Avşarlarla geçinemeyen türkmen oymaklarına mensupturlar. Bunlardan bir kısmı Karadoruk Köyüne, bir kısmı Çiftlik (Çöplü) mezrasına, diğer bir kısmı da Çatkara ve Kuz mezralarına yerleşmişlerdir. Mustafa Efendi Çöplü’ye yerleşirken kardeşi ve ahfadı da Karadoruk Köyü’ne yerleşir. Bu köyden yaşayan sülalelerden Karadoruk Köyü’ne gelerek yerleşen üç hanedir.

Karaaliler (Karapınar), Kars İli Kağızman Bölgesinden gelmişlerdir. Haydargiller (Kayapınar), Havadırlar (Havadır), Kalenderoğulları (Kayapınar), Sayılgan’lar, Şimşek’ler, Kısık’lar, Büyükpınar’lar, Gürün İlçesinden, Covaloğulları (Kaya), Malatya Akçadağ Amikler bölgesinden, Amiklioğulları (Toptaş+Akdağ), Malatya Akçadağ bölgesinden gelmişlerdir. Apanlar (Özdemir), Elbistan bölgesinden, Elbistanlıoğulları (Akpınar), Elbistan’ın Karamağara köyünden gelmişlerdir. Bilikanlar (Karataş+Yıldırım+Çapar+Nalbant), Van bölgesinden gelmişlerdir. Mahsuroğulları (Bayırbağ), Gaziantep Bölgesinden gelmişlerdir.

Hasan Budak, Muttalip Çapar, Mehmet Akpınar, M. Mustafa Sayılgan, Şeyhali Şimşek, Süleyman Karataş, Süleyman Büyükpınar, Osman Bal, Osman Kaya, Cevdet Akpınar, Muhammed Kısık sırasıyla Karadoruk Köyü’nde muhtarlık yapmışlardır.

19. Yüzyılın başından itibaren bu köyde müderrisler eski usulü uygulayarak eğitim ve öğretim yapmaktaydılar. Bu nedenledirki Karadoruk Köyü’ndeki okuma yazma oranı bu dönemde Gürün’ün birçok köyünden daha ileri durumdaydı. Köyün ilkokulu üç dört kez yeniden inşaa edilmiştir. En son olarak köyün ilkokulu betonarme bina olarak lojmanlı olarak yapılmıştır. Köyün camiisi de betonarme olarak ve lojmanlı olarak yapılmıştır. Köyün yolu 1974 yılında stabilize olarak yapıldı. 30 km .’lik bölümü Sivas-Gürün yolunun üzerinde olduğu için asfaltlıdır. Fakat geriye kalan 7 km .’lik bölümü stabilizedir. Bu nedenledirki asfaltlanması gereklidir. Çünkü kış aylarında kapalı kalmaktadır. Elektrik köye 1987 yılında, telefon 1993 yılında gelmiştir.

Köyün içme suyu sorunu bulunmaktadır. Eğer 5- 6 km .’lik mesafede bulunan Ağanın pınarındaki içme suyu köye getirilerek kapalı su şebekesi haline getirilebilir. Karadoruk Köyü’nde sulu tarım yapılamamaktadır. Her ne kadar Karadoruk Köyü’nün kuzeyinde bulunan mağaralarda çıkarak Çatkara’ya doğru akmakta olan Elma Deresi varsa da yaz aylarında kurumuş olduğu için tarım arazisinin sulanmasında kullanılmamaktadır. Büyükpınar Deresine bir gölet yapıldığı takdirde az da olsa tarım arazisi sulanabilecek duruma getirilecektir.

Karadoruk Köyü’nde ve gerekse bağlı olan mezralarında geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır. Tarım ve hayvancılık son yıllara göre gittikçe azalmaktadır. Çünkü halkın ihtiyacına cevap veremediği için köyün halkından büyük bir kısmı, İzmir, İstanbul, adana vb. gibi büyük şehirlere göç etmişlerdir. Gürünlü Şairlerden Şeyh Hamit Budak (Karadoruk/1932- ), Mustafa Karataş(Karadoruk/1940- ), Hamza Turgut (Çatkara/1945- )bu köyden doğmuştur.

1960 yılında, 70 hane iken, 1997 yılı itibarıyle ancak 35 hane kalmış olan Karadoruk Köyü’nün nüfusu (1997 E.T.F. sonuçlarına göre) 105 kadın, 89 erkek ve toplam 194 nüfusa sahip bulunmaktadır. Aşağı Çatkara mezrasının nüfusu ise 1997 yılında 12 kadın, 11 erkek ve toplam 23 nüfusu vardır. 2000 yılı itibariyle 37 hane olan Karadoruk Köyünde; 80 erkek, 93 kadın, toplam 173 kişi nüfusu vardır.

Yıllara göre Karadoruk Köyü’nün nüfus tablosu şöyledir:

 

Yıl Kadın Erkek Toplam

1935 - - 714

1940 423 405 828

1945 416 422 838

1950 - - 869

1955 477 421 898

1960 501 491 992

1965 446 407 853

1970 426 381 807

1975 357 351 708

1980 322 301 623

1985 279 276 555

1990 189 955 477

1997 117 100 217

32-Karahisar Köyü //// Sayfa Başı

 

 

Gürün ilçesinin güneydoğusunda, ilçe merkezine bağlı, 9 km . uzaklıkta bulunan Karahisar Köyü ismini, köyün güneybatısında(Gökpınar Vadisine bakan)yer alan kara(siyah)kaleden almaktadır. Kalenin taşları ve bulunduğu yerin siyah oluşu nedeniyle karahisar Köyü denilmektedir. Burada eski çağlara ait bir Hisar(kale)bulunmaktadır. Karahisar Köyü ile Suçatı Kasabası arasında da yine aynı şekilde ve çok eski dönemlere ait bulunan bir kale bulunmaktadır. Bu kalenin de taşları ve bulunduğu yer siyahtır. Bu kale, eski dönemlerde gözetleme yeri olarak kullanılıyordu.

Karahisar Köyü’nde, Hititler ve Asurlar döneminden kalmış olan birçok mağaralar bulunmaktadır. Karahisar Köyü Gürün ilçesinin en eski yerleşim birimlerinden birisidir. Karahisar Köyü’nün mezrası Fertik mıntıkası ve Başpınar mevkiinde, Bozbağı denilen yerde eski dönemlere ait birçok ören yeri bulunmaktadır. Karahisar Köyü, eski ticaret ve kervan yolunun tali kolu üzerinde bulunmaktaydı. Karahisar Köyü’nün “Ballıkaya” bölgesindeki mağaraların içinde, Şuğul mahallesinde olduğu gibi Hititkaya yazıtı bulunmaktadır. Buradaki yazılar ile Karahisar-Suçatı arasında yer alan “Gavur Kalesi” adı verilen hisarda yapılacak detaylı bir araştırmayla birlikte Gürün tarihi hakkında geniş bilgiler elde edilebilecektir.

Karahisar köyünün Suçatı Kasabası ile hududu: kerim çavuşun ağaçlığı ve maltepe sırtı, kızılcapınar. Göllücepınar, fertikpınarı, körpınarın batısındaki sırt ve karatepede Abbas çavuşun tarlası. Çayboyu mahallesi ile hududu; Irmak sulağı aralarında müşterek olmak üzere aşağı uzunkoyak, büyük güney başı ve tuztaşı. Yelken köyü ile sınırı: karatepe ve ayı ini,güneyi kuşkayası, pancarlık mevkiileri ısınır olarak kabul edilmiştir.

Karahisar köyü’nün geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır. Az da olsa sebze ve meyve üretimi yapılmaktadır. Eski yıllarda Gürün ilçesi’nin pekmez, dut, ceviz ve elma gereksiniminin yarısına yakınını bu köyümüz karşılarken günümüzde gerek tarım ve hayvancılık ve gerekse sebze ve meyve üretimi azalmıştır. Ceviz ağacının miktarı da çok azalmıştır. 1997 tarihi itibarıyle Karahisar Köyümüzde 250 adet ceviz ağacı, 700 adet dut ağacı, 1200 adet de elma ağacı bulunmaktadır. Üzüm yetiştiriciliği de yapılmaktadır.

Köydeki tarım faaliyetleri desteklenmeli ve hayvancılık gerekli teşvikin yapılmasıyla artırılmalıdır. Gökpınar Suyu’nun tarım arazilerinin sulanmasında kullanılabilir hale getirilmesiyle Karahisar Köyü’ndeki her türlü üretim artacaktır. Çünkü bu köyümüzde gerek tarımsal alanda, hayvansal üretimin yapılmasında yeterli potansiyel mevcut bulunmaktadır.

Köyde YSE tarafından 1974 yılında yapılmış olan çeşme suyu içme suyu ihtiyacını karşılayamamaktadır. Karahisar Köyü’ne 2 km . uzaklıktaki suyun getirilmesiyle, kapalı su şebekesi yapıldığı takdirde içme suyu sorunu çözülmüş olacaktır. Köy ilkokulu 1959 yılında devlet tarafından yapılmıştır. Köy camiisi de 1937 yılında eski kilisenin yerine inşa edilmiştir. 1986 yılında da bu camii de yıkılarak yerine betonarme bir bina inşaa edilmiştir. Elektrik 1986’da, telefon 1988 yılında gelmiştir.

Kasım Aktaş, Şeyhali kaya, Mevali Yıldırım, Ali Yıldırım, Molla Kaya, Said Aktaş, Rıza Gürz, Aziz Arslan, Bayram Kurt, İbrahim Yıldırım, Abdülkerim Bozkurt, Mustafa Karapınar, Hasan Yıldırım, Hüseyin Yıldırım sırasıyla Karahisar Köyü’nde muhtarlık yapmışlardır. Karahisar Köyü halkının büyük çoğunluğu 1916 yılında, Ruslar’ın Erzurum’u işgal ettikleri sırada Ağrı Eleşkirt bölgesinden göçen ailelerin bir kısmı Adana/Kozan bölgesine yerleşirken bir kısmı Karahisar Köyü’ne gelerek yerleşmişlerdir. Bu köye yerleşen ailelerden Berazi kabilesi (Aktaş+Bozkurt+Yilmaz+Gürz+Yıldırım), Babinli kabilesi (Bozkuş+Arslan+Şahin) Ağrı Eleşkirt’ten gelmişlerdir. Gülsanahmetler (Akpınar+Karatarla+Doğan) soyadını taşıyanlar Erzurum Tortum’dan geldi. Musolar (Uz), Ağrı Eleşkirt’ten gelmişlerdir. Nebioğulları (Boğ) Ağrı Eleşkirt bölgesinden gelmişlerdir. Bulut soyadını taşıyanlar, Ağrı İlinden gelmişlerdir. Galiller (Kaya), Adana Toroslar bölgesinden gelmişlerdir.

Karahisar Köyü, 1960 yılında 78 hane iken 1997 yılı itibarıyle 20 hane kalmıştır. Bu köyde göç oranı yüksektir. Karahisar Köyünün beş katı nüfusu dışarıya göç etmiştir. Bu köyden göç edenler İzmir, Ankara, İstanbul gibi büyük şehirlere giderek oraya yerleşmişlerdir.

Karahisar Köyü’nün yıllara göre nüfus tablosu ise şöyledir:

 

Yıl Erkek Kadın Toplam

1927 - - -

1935 - - 173

1940 100 108 208

1945 227 225 452

1950 - - 275

1955 127 152 279

1960 142 167 309

1965 133 144 277

1970 138 147 285

1975 158 150 308

1980 129 160 2899

1985 129 119 248

1990 76 74 150

1997 64 53 117

33-Karakuyu Köyü //// Sayfa Başı

 

Gürün ilçesinin güneyinde, ilçe merkezine 17 km .’lik mesafede bulunan Karakuyu Köyü ismini, köyün içinde bulunan kuyudan almıştır. Kuyu, suyunun kara olmasından dolayı bu ismi almıştır. Karakuyu köyünün hudutları; Gündoğusu: bucakyurt ve gölgeli kaya ve tilki dteresi. Gün batısı: Kiloritaş yılan ocağı. Kuzeyi: Tavşan çalı ve yemlikli dere ve Osman çalı. Güneyi: deve deresi ve gök top ve Elbistan yolu ve kayalıklı büyük göl.

Karakuyu Köyü’nün halkı, Maraş bölgesinden gelmişlerdir. Köy halkının bir kısmı “Koçgiri” bir kısmı Sinemili Aşiretine mensupturlar. Karakuyu Köyü’nde yaşayan ailelerden; Mirzaoğulları (Kaçan) Afşin ilçesi Hatçepınar ve Kaçanlı bölgesinden gelmişlerdir. (Mısırlı) Elbistan ilçesinin Oğlakkaya Köyü’nden gelerek buraya yerleşmişlerdir. (Şahin) Elbistan ilçesinin Gücük Köyü’nden gelerek buraya yerleşmişlerdir. (Palu), (Öztaş), (Arslan), (Ön), ) Elbistan ilçesinin Kantar Köyü’nden gelerek buraya yerleşmişlerdir.

Gürün ilçesine yakın olması nedeniyle bu bölgenin de çok eski devirlerden beri yaşam yerini oluşturduğu kesindir. Karakuyu Köyü’nün bulunduğu bölgede daha önceden değişik uluslardan olan insan grupları yaşamışlardır.

Karakuyu Köyü’nün “Bucak” mevkiinde (Kızılburun-Karakuyu arasındadır) ziyaret adı verilen bir yer vardır. Halk buraya eskiden beri “Yağmur Duası”na çıkar ve adaklarını burada keserlerdi. Buradaki mağarada ilginç resimler ve işaretler, kaya kabartmaları bulunmaktadır. 1993 yılında köyün içindeki Karakuyu’nun içerisinde Tunç devrine ait olan eşyalar bulunmuştur. 1995 yılında Roma İmparatoru İskender dönemine ait madeni paralar bulunmuştur. Karakuyu Köyü’nün 17 km .’lik yolunun tamamı da stabilizedir. Bu nedenle köyün en önemli sorunlarından birisi yoldur. Karakuyu Köyü’nün geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır. Tarım ve hayvancılık işi son zamanlarda azalmıştır. Köy halkının büyük bir kısmı ekonomik nedenlerden dolayı büyük şehirlere göç etmişlerdir. 1960 yılında 60 hane kadar olan köyümüzdeki hane sayısı 1997 yılı itibarıyle 28 hane, 2000 yılında 25 hanedir. 2000 yılı itibariyle Karakuyu Köyünde 68 erkek, 64 kadın, toplam 132 kişi bulunmaktadır.

Karakuyu Köyü’nün yıllara göre nüfusu şöyledir:

 

Yıl Erkek Kadın Toplam

1927 - - -

1935 - - 95

1940 66 72 138

19456 58 68 126

1950 - - 124

1955 60 81 141

1960 77 94 171

1965 84 75 159

1970 53 56 109

1975 33 49 82

1980 75 92 167

1985 96 81 177

1990 80 92 172

1997 68 73 14

34-Karaören Köyü //// Sayfa Başı

 

Gürün ilçesinin kuzeyinde, ilçe merkezine 55 km .’lik mesafede bulunan Karaören Köyü ismini, köyün içindeki eski ören yerinden(ören yerindeki taşların siyah olmasından)almaktadır. Karaören Köyü’nün Küçükyurt, Bazlambaç mevkilerinde eski çağlardan kalmış eski yerleşim yerleri bulunmaktadır. Karaören Köyü’nün çevresinde eski yerleşim yerlerinin bulunması, burasının eski dönemlerde yerleşim yeri olduğunu göstermektedir. Karaveran köyünün hudutları: doğusu Çalkoçun oğlunun çal, germilekli koyak ve kalfanın oğlunun ağıl yeri. Kuzeyi; Elmalı pınar ve uyuzpınarı taşı toptaş sırtı. Güneyi; kalonun ağılı ve kırmızı taş.

Karaören Köyünün Uyuzpınarı mevkiindeki küçük akarsu birtakım alerjik hastalıklara çok iyi gelmektedir. Burası bir kaplıca niteliğinde bir pınar ve göl bulunmaktadır. Burada bulunan göl çok güzeldir ve çok güzel de mesire yeridir. Eğer yeterli bir organizasyonu yapılır iç ve dış turizme açılırsa Kangal balıklı havuzları gibi burası da tedavide kullanılabilecek kapasiteye sahip bir yerdir. Alanı 3767 m2’dir. Uzunluğu 75 metre , derinliği 4 metreyi bulur.

Karaören Köyü’nün geçim kaynağı da tarım ve hayvancılıktır. İlkokulu 1985’de köyü camiisi de ahşap bina olarak 1945 yılında yapılmıştır. Okul lojmanı bulunmakta, camiinin lojmanı ise yoktur. Köyde sağlık evi yoktur. İlçeye 55 km .’lik mesafede bulunan Karaören Köyü’nün yolunun 3 km .’lik bölümü stabilizedir. Bu nedenle de kış aylarında her zaman kapalı kalmaktadır. Elektrik köye 1985 yılında, telefon 1986 yılında gelmiştir. Köy içme suyu 1992 yılında kapalı şebeke haline getirilmiştir. Köydeki tarım ve hayvancılığın, arıcılığın teşvik edilmesi şarttır. Köyde bulunan kaplıca niteliğindeki “Uyuzpınarı”nın mutlaka değerlendirilerek iç ve dış turizme açılmasıyla köy ekonomisine de çok büyük katkılar sağlayacaktır. Kangal Termik Santralına götürülen suyun bir kısmının da köyün arazisinin sulanması için ayrılması ve köyün arazisinin en azından yarısının sulu tarıma geçirilmesi de şarttır. Devlet tarafından yaptırılmış olan gölet ise köyün ihtiyacını karşılayamamaktadır. Bu göle 1970 ve 1992 yılında yapılmıştır. Fakat ihtiyaca cevap verememektedir. Köydeki ekonomik nedenlerden dolayı yoğun göç olayı da yaşanmaktadır. 1974 yılında toplam 70 hane iken 1997 yılı itibarıyle 15 hane, 2000 yılı itibariyle 3 hane kalmıştır. 2000 yılı itibariyle Karaören köyünde 7 erkek, 9 kadın, toplam 16 kişi yaşamaktadır. Karaören Köyü’nde sırasıyla Salih Doğan (1961-1974), Halis Cebecioğlu (1974-1994), Muharrem Cebecioğlu (1994-2000) muhtarlık yapmışlardır. Gürünlü şairlerden Nazım Doğan bu köyden doğmuştur.

Karaören Köyü halkının, bir kısmı Sivas İli Zara ilçesinin Aktaş Köyü’nden gelmişlerdir. Bir kısmı Malatya bölgesinden gelmişlerdir. Karaören Köyü’ne ilk olarak Cebecioğlulları sülalesi Gürün’den bu köye gelerek yerleşmiştir. Daha sonra diğer sülaleler gelerek yerleşmişlerdir. Cebecioğullarının bir kısmı soyadı kanunundan “Cebeci” soyadını alırken, bir kısmı “Doğan” soyadını almışlardır.

Karaören Köyü’nün yıllara göre nüfus tablosu şöyledir:

 

Yıl Erkek Kadın Toplam

1927 - - -

1935 - - 209

1940 118 122 240

1945 167 133 300

1950 - - 303

1955 141 160 301

1960 153 169 322

1965 135 162 297

1970 100 109 209

1975 94 91 185

1980 117 96 213

1985 96 110 206

1990 65 60 125

1997 20 21 41

35-Karapınar Köyü //// Sayfa Başı

 

Gürün ilçesinin güneybatı kesiminde, ilçe merkezine 40 km .’lik mesafede bulunan Karapınar Köyü ismini, köyün üst kısmında bulunan Karapınar adındaki çeşmeden almaktadır. Karapınar Köyü’nün arka kısım denilen mevkiinde eski devirlere ait bir kale kalıntısı ve eski ören yerleri bulunmaktadır. Karapınar Köyü’nden başlayıp Elbistan ilçesi topraklarına kadar uzanan, Sümerler’den kalmış olduğu sanılan dikilitaşlar bulunmaktadır. Karapınar Köyü ile Güldede Köyü arasında tarihi çok eskilere dayanan, “ziyaret yeri” olarak kabul gören eski ve tarihi bir yer bulunmaktadır. Buraya çevre köyler ve Karapınar Köyü halkı giderek “yağmur duası”na çıkarlar ve adak kurbanı keserlerdi. Burada bulunan hüyükler tarih öncesi çağlara ait olduğu kesindir. burada bulunan tarihi eserler veya kalıntılardan da anlaşılacağı üzere Karapınar Köyü’nün de tarihi çok eskilere dayanmaktadır.

Karapınar Köyü’nün yaşlılarının anlatmış oldukları rivayetlerde burada bulunan ziyaret yerine her ne maksat veya dilek için veya yağmur duası için gidilmiş ise mutlaka olumlu bir sonucun alınmış olduğu kesinlikle anlatılmaktadır. Karapınar köyünün komşuları bulunan Yaylacık köyleri ile hududu: Karakuyu köyüne giden yol, kartalın ağıl yeri büyük güney. Yolgeçen köyü ile sınırı: kazan Osman hüyük, Şükrü tarlası başı, göktepenin sırt. Güldede köyü ile hududu: Kürklü Mehmet tarlası devlet koyağı. Osmandede köyü ile sınırı: Kürklü mehmet tarlası ve kör kuyulardır.

Karapınar Köyü’nün ilk sakinleri Malkoç/Moğolkoç sülalesidir. Bilindiği gibi Malkoçlar/Moğulkoç olarak bilinen sülaleden Ali Bey ve babası Bekir Bey, Trakya bölgesinden gelerek bu köye gelerek yerleşmişlerdir. Bekir Bey, zamanının en zengini, hatırı sayılır bir kimse olduğu söylenmektedir. Karapınar Köyü’ne gelerek yerleşenlerden Haydar Bey, Neşet Bey, Niyazi Bey ve Sezai Bey Malkoçlar sülalesindendirler.

Karapınar Köyü’nde şu anda yaşamakta olanlar ise Kasımhacıgiller Elbistan’ın Çomludüz Köyü’nden gelmişlerdir. Bu sülalenin bir kısmı soyadı kanunundan sonra “Şen” soyadını alırken, bir kısmı “Gineli” soyadını almışlardır. Karapınar Köyü’nde camii yoktur. İlkokulu 1957 yılında yaptırılmıştır. Köyde bir öğretmen görev yapmaktadır. Elektrik ve telefon 1986 yılında gelmiştir. Köyde sağlık ocağı yoktur. Karapınar Köyü 1957 yılında muhtarlık olmuştur.

Karapınar Köyü’nün en büyük sorunu su ve yoldur. İlçe merkezine 40 km .’lik mesafede bulunan Karapınar Köyü’nün yolu stabilizedir. Köyün yol sorunu ancak karayollarına bağlanması ve asfaltlanmasıyla birlikte çözümlenmiş olacaktır. Köyün içme suyu sorunu vardır. Köyün içindeki kaynak suyu, değerlendirilerek kapalı su şebekesinin yapılmasıyla bu sorun halledilmiş olacaktır. Köyün geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır. Daha önceki yıllarda kilim ve halıcılık gelişmiş bir boyutta iken günümüzde el sanatlarının ölmesiyle birlikte bu gelenek artık unutulmaya yüz tutmuştur. Köyde kilim ve halıcılığın teşvik edilmesi, tarım ve hayvancılığın desteklenmesiyle köy halkının ekonomik gücü artırılmış olacaktır. Böylece köydeki göç, önemli ölçüde engellenmiş olacaktır. Karapınar Köyü’nde bir ara petrol araştırılması yapılarak olumlu sonuçlar alınmasına rağmen her nedense bu çalışmalar durdurulmuştur. Karapınar Köyü’nde Elif ve Fatma Ginili adındaki şahısların ağıt söylemektedirler. 1960 yılında 20 hane olan Karapınar Köyü 1997 yılında göçler nedeniyle 12 hane kalmıştır.

Karapınar Köyü’nün yıllara göre nüfus tablosu şöyledir:

 

Yıl Erkek Kadın Toplam

1935 - - 85

1940 36 31 67

1945 47 40 87

1950 - - 84

1955 44 45 85

1960 68 52 120

1965 54 53 107

1970 66 56 122

1975 65 56 121

1980 46 47 93

1985 55 51 106

1990 42 45 87

1997 33 37 70

36-Kaşköy //// Sayfa Başı

 

Gürün ilçesinin batı kesiminde, ilçe merkezine 28 km .’lik mesafede bulunan Kaşköy, ismini Tohma vadisinin (İncesu Deresinin) yukarı kısmında(kaşında)yer aldığı için bu ismi almıştır. Hicri: 1303/Miladi: 1887 yılından itibaren yerleşim yeri olan Kaşköy, daha önceki yıllarda İncesu Köyü’nün mezrasıydı. Kaşköyün hudutları; Kaşköy’ün komşusu olan İncesu köyü ile olan sınırı; Toptaş, evsin özü ve solaklar. Osmandede köyü ile sınırı; Evsin özünün gedik, sinek konmaz, bekir özünün gedik. Yaylacık köyü ile sınırı; Evsin özünün gedik, sinek konmaz, bekir özünün gedik. Hüyüklüyurt köyü ile sınırı; kaya önü, Gürün yolu.

Köy kentleri uygulamaya geçirmek üzere hazırlanan projenin ilk olarak Gürün İlçesi’nde uygulanmış olduğu köyümüzdür. Okuma yazma oranı çok yüksek olan köylerimizden birisidir. Aynı zamanda halkı en çok göç eden köylerimizden olduğu gibi, devlet kademelerinin değişik yerlerinde, üst düzeylerde bürokratları yetiştirmiş köylerimizden birisidir.

Kaşköy halkının büyük bir kısmı Malatya Akçadağ Enzek bölgesinden buraya gelip yerleşirken bir kısmı Tokat Zile’den gelmişlerdir. Kerimler (Doğan+Bozdağ+Akkaya) soyadını taşıyanlar, Malatya Akçadağ bölgesinden, Canbekliler (Köroğlu+Aköz+Akçalı+Deniz), soyadını taşıyanlar, Tokat Zile ve Malatya Enzek’ten gelerek buraya yerleşmişlerdir. Günendi soyadını taşıyanlar, Konakpınar nahiyesinden buraya gelmişlerdir. Çurkaşlılar (Ünal+Köroğlu+Akkaya+Bozkurt), Malatya Enzek Bölgesinden gelmişlerdir.

Köy halkının geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır. Son yıllarda bu uğraşının azalması nedeniyle büyük şehirlere göç etmişlerdir. Köyde içme suyu ve yol sorunları bulunmaktadır. Köy halkının ekonomik nedenlerle dışarıya göç etmiş oldukları için köy halkının tarım ve hayvancılık faaliyetlerinin desteklenmesi şarttır.

Kaşköyde özellikle 1980 yılından sonra dışarıya göç olayı artmıştır. Bu köyden 80 hane İstanbul, Ankara, Manisa, Kayseri, İzmir gibi büyük şehirler ile Almanya ve Hollanda gibi ülkelere göç vermiştir. Kaşköy, 1960 yılında 80 hane iken 1997 yılında 12 hane, 2000 yılında 12 hanedir. 2000 yılı itibariyle bu köyde; 19 erkek, 20 kadın, toplam 39 kişi yaşamaktadır.

Yıllara göre Kaşköy’ün nüfus tablosu şöyledir:

 

Yıl Erkek Kadın Toplam

1927 - - -

1935 - - 146

1940 94 105 199

1945 90 112 202

1950 - - 227

1955 105 122 227

1960 159 155 314

1965 133 159 292

1970 155 178 333

1975 158 166 324

1980 134 132 266

1985 112 96 208

1990 47 51 98

1997 26 28 54

37-Kavak Köyü //// Sayfa Başı

 

Gürün ilçesi Merkez Bucağına bağlı, ilçe merkezine 13 kilometre uzaklıkta, ilçe merkezinin güneyinde yer almaktadır. Kavak Köyü”nün ismi “Kavaklı” iken daha sonraları Kavak Köyü olarak değişmiştir. Kavak Köyünün ismi ve daha önceki yıllardaki durumu hakkında çok değişik rivayetler bulunmaktadır. Bu rivayetlerden birisi şöyledir:

Kavak Köyü şimdiki konumuna göre daha önceleri, özellikle XII. XIII. Yüzyıllarda daha iyi bir durumda idi. Bu dönemlerde yeşilliği bol, ağaçları çok olan özellikle kavak ağacının bol bulunduğu bir yerleşim yeriydi. Bilindiği gibi Moğol soyundan gelmiş olan Timurlenk (M. S: 1336-1405) şair ve feylesoflara önemle vermekteydi. Yıldırım Bayezıt Han”ı (1389-1403)yendikten sonra, Anadolu’dan ayrılırken Gürün havalisinden geçerken Uzunyayla ve Salyurt Yaylasından otlamakta olan askerlerine ait atların Osmanlı Türklerince çalınması üzerine; Gürün bölgesini cezalandırmak maksadıyla bu taraflara yöneldiğinde, Kavaklı Köyü”nün sakinleri, köylerinin yakılmasını önlemek, bu felaketten kurtulmak maksadıyla bir önlem alınması için toplanırlar. Aralarında bir yaşlı kimseyi köyün sözcüsü ve elçisi olarak Timurlenk”e gönderirler. Yaşlının eline bir çanak dolusu altın lirayı da vererek gönderirler.

Timur”un huzuruna varmış olan Kavaklı Köyü”nün yaşlısı Timur”a;

- Efendim ben Kavaklı Köyü”nden geliyorum. Size bu çanak dolusu altını da çamsakızı çoban armağanı olarak hediye getirdim. Maksadımız size olan bağlılığımız ve dostluğumuzu belirtmektir der. Bunun üzerine yaşlının elindeki altınlara bakan Timur, yaşlı adama dönerek der ki:

- Bu kadar altını küçük bir köyde nasıl toplayabildiniz?

Yaşli adam Timur”a hitaben: “Efendim bizim ecdadımızdan kalmış olan bir adetimiz vardır. Bu adet de şöyledir:

Her köylü yeni doğan çocuğu için mutlaka bir ağaç diker. Köyün ortak arazisine dikilen bu ağaçlar, zamanı gelince kesilerek köyün ortak masraflarına harcanır. Ayrıca köyün fakirlerine yardım edilir. Köylünün kendi arazisine dikmiş olduğu ağaçlar kesilerek, o çocuk büyüyüp evlendiği zaman düğün ve öteki masraflarına harcanır. Benim getirmiş olduğum altınlar da bu ağaçlardan elde edilen paradır.” diyerek cevaplandırır. Ayrıca köyde bol miktarda kavak ağacının bulunduğunu, bu nedenle köylerinin ismi Kavaklı olduğunu belirtir. Bu sözler üzerine Timurlenk”in yanında bulunan ünlü bilgin Sadettin Taftazani, Timur’a dönerek: “Sultanım bu adet biz Türklerin Ortaasya”daki adetlerinden birisidir. Bu köy ödüllendirilmelidir” der. Bunun üzerine Timurlenk, Gürün ve havalisini cezalandırmaktan vazgeçer. Böylece Kavaklı Köyü ve Gürün bölgesi Timur”un saldırısından kurtulmuş olur. (1)

Fakat aradan geçen bunca zaman içerisinde Kavaklı Köyü”ndeki bu özelliklerden ve güzelliklerden hiçbir eser kalmaz, sonradan gelen nesiller bilinçsizce ağaçları keserler özellikle de Maraş bölgesinden ve Zeytunlu havalisinden gelerek buraya yerleşmiş olan Ermeniler şuursuzca buradaki ağaçlıkları keser yok eder, bitirirler. Daha sonraları da burada yaşayanlar o eski günlerin hatırlanması için köyün isminin Kavak olarak kalmasını isterler ve o günden bugüne de bu köyümüzün ismi Kavak olarak bilinmektedir.

Bugün Kavak Köyü”nün Gürün yolu üzerindeki Akgedik mevkiinde ve köyün kuzeybatı kesimindeki Dereyazının Kale”de, Hudede mevkiinde, Camızalağı ve Kızılçeşme mevkiilerinde bulunan eski yerleşim birimlerinin kalıntıları (Ören yerleri) daha önceleri burada yaşamış toplumlara ait kalıntılardır. Kavak Köyü”nün kale mevkiinde, Hezanlı Dağı bölgesinde Hititler zamanından kalma ve bir kısmı kapatılmış durumda bulunan yüze yakın doğal kuyular bulunmaktadır. Bunların birçoğu bugün bile kullanılmaktadır. Bu bölgede bulunan yerleşim birimleri ve tarihi yerler Hititler zamanından kalmıştır ve bu bölgenin ismi de tarihi kayıtlarda Wattaruşna olarak geçmektedir. (2)

Kavak köyünün hudutları: Kavak köyünün yelken köyü ile hududu; Atçıkuyusu arkasındaki tepe ve ziyaretin doğu tepesi, Elbistan İlçesinin keçemağara köyü ile sınırı; Aynalı kuyu kavak köyüne ait olmak üzere Aynalı kuyunun üstü gedik ve büyük öze bakan gedik. Elbistan ilçesinin Köşk köyü ile hududu: Maraş’a dönen Gürün yolu ve göktaş, saksaklı gediği ve sırt arası ve saksaklı ve büyüköz arasındaki sırt ve yel değirmeni ve devetaşıdır. Işıtan mahallesi ile hududu: kersenlik arası merası müşterek kalmak üzere kösürelik pınarı ve kuvvet taşı yolu ve kayabaş gediği ve ergeç pınarı ve göç yolu ve Elbistan yolu. Kızılburun Köye ile hududu: Congon yurdu tepesi ve Bucakyurdu tepesi ve kuruöz tepesi ve Elbistan yolu akarı ve bakarı devetaş tepesi. Gübün köyü ile sınırı: Tesbit edilen aşağıdaki hudutların hasılatı tamamen kalktıktan sonra yaylımı her iki köye ait olmak üzere maraş yolu ve aşılık ve topçuören ve Ebuzer yurdu ve karapınar gediği ve şuğul başı sınır olarak kabul edilmiştir. Kavak köyünün karakuyu köyü ile hududu: kuruöz tepesini takiben akarı bakarı sınır olarak tesbit edilmiştir.

Kavak Köyü”nün yerleşim yeri, kış aylarında soğuklara karşı,yaz aylarında sıcağa karşı, imar planına uygun olarak yapılmıştır. Osmanlı döneminde bu köyden çarşı-pazar kurulmuktaydı. Osmanlı Devletinin aşiretten devlete geçiş politikasına uygun olarak aşiretleri iskan teşebbüsünün çok yoğun olarak uygulandığı bir bölge olmuştur. Özellikle Malatya ve Maraş bölgesindeki aşiretler, bu köye getirilerek yerleştirilmişlerdir. Gürün ilçesinin müdürlükle yönetilmiş oldugu dönemlerde Gürün Müdürlüğü yapan, Gürün ilçesinde bir mahalleye ismi vermiş olan Fettah Ağa bu köylüdür. Fettah Ağa, 1846 yılında Gürün Nahiyesinin Müdürü idi. (3) Gürünlü Şairlerden Aşık Rıza (Kavak/1858-1943) onun oğludur. Fatih Korkmaz (Kavak/1964- ) ise, torunudur.

Kavak Köyü halkından: Kocamanlar (Kocaman), Cıllolar (Serdaroğlu), Kobatlar (Kobat), Köseler (Köse), Kasımuşağı (Kır), Malatya Akçadağ”dan gelmişlerdir. Akçadağ bölgesinden gelmiş olanlar Sinemili aşiretine mensupturlar. Hızarcılar (Toruk), Erzurum’dan Kızılburun Köyüne, buradan Kavak Köyüne gelmişlerdir. Kollu/Bektaşlar (Yılmaz), Malatya Akçadağ Kollu (Bahriler) Köyünden gelmişlerdir. Kavak Çukur Mezrasında yaşayan Kasımoğulları (Aydemir), Malatya Akçadağ Bölgesinden gelmişlerdir. Maraşlılar (Maraşlı) Maraş bölgesinden gelmişlerdir. Ulubaşlar (Ulubaş), Gürün merkezinden buraya yerleşmişlerdir. Kıllolar (Şeref) Şeref (Ayvalı)den gelerek buraya yerleşmişlerdir. Fettahağalar (Korkmaz ve Taner soyadını taşıyanlar) ise Gürün Müdürü Fettahağa”nın soyundan gelmektedirler.

Kavak Köyü 1960 yılında 100 hane iken, 1997 yılı itibarıyle 50 hane, 2000 yılında 51 hanedir. Kavak köyü nüfusu 2000 yılı itibariyle şöyledir: 113 erkek, 120 kadın, toplam 233 kişi yaşamaktadır. Dışarıya en çok göç veren köylerimizden birisi de Kavak Köyü”dür. Kavak Köyü”nden göç edenlerin birçoğu Ankara, İzmir, İstanbul gibi büyük şehire giderek yerleşmişlerdir. Yurt dışına göç edenler de olmuştur. 1960 yılında toplam nüfusu 569 olan Kavak Köyü”nün yıllara göre nüfus tablosu şöyledir:

Yıl Erkek kadın Toplam

1935 - - 406

1940 151 164 315

1945 212 186 398

1950 - - 404

1955 268 256 524

1960 294 275 569

1965 259 282 541

1970 185 226 411

1975 171 223 394

1980 205 222 427

1985 218 217 435

1990 148 149 297

1997 135 134 279

38-Kayalar(Dirijanlı/Şakşakpınar) Köyü //// Sayfa Başı

 

Gürün ilçesinin kuzeybatı kesiminde, ilçe merkezine 50 km .”lik mesafede bulunan Şakşakpınar Köyü”nün eski ismi Diricanlı’dır. 1996 yılında ismi Kayalar Köyü olarak değiştirilen Diricanlı Köyü halkının büyük bir kısmı Malatya Diricanlı bölgesinden gelmeleri nedeniyle bu ismi almıştır. Diricanlı Köyü XIX. Yüzyılın başlarına kadar doğu-güneydoğudan yaz aylarında gelerek sürülerini otlattıktan sonra kış aylarında tekrar bölgelerine inen Türkmenlerin yayla yeri olarak kullanılıyordu. Osmanlı İmparatorluğunun aşiretleri iskan teşebbüsüyle birlikte konar-göçer Türkmenlerden birkaç aile buraya yerleştirilerek köy konumuna getirilmiştir. Kayalar köyünün sınırları; Şakşakpınar köyünün komşusu olan Yazyurdu ile sınırı; Harabete giden yol. Yenibektaşlı köyü ile olan sınırı; Kaleli yurt ve savran boğazındaki taş. Kürkçü köyü ile olan sınırı; kaleliyurt gediğinden geçen hat.

Kayalar Köyü halkından; Şatıroğulları (Yalçınkaya), Malatya”nin Dirican bölgesinden gelmişlerdir. Çetinkaya’lar Tecer eteklerinde bulunan Karasar bölgesinden buraya gelmişlerdir. Aşıklar (Erdogan), Malatya Yama Dağı bölgesinden gelmişlerdir. Gürünlü Şairlerden Fazıl Oyat (Şakşakpınar/1915- )ve Ankara Gürünlüler Derneği Başkanı Doğan Yalçınkaya bu köyden doğmuştur.

Kayalar/Şakşakpınar Köyünün geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır. Son yıllarda bu faaliyetler durma noktasına gelmiştir. Bu nedenle köyde dışarıya göç eden aişle sayısı fazladır. 1960 yılında 30 hane olan Kayalar Köyü, 2000 yılında 15 hane kalmıştır. Mehmet Yalçınkaya, Tahir Yalçınkaya, Hacı Yalçınkaya, Kemal Yalçınkaya, Ahmet ve Selahattin Yalçınkaya köyde muhtarlık yapmışlardır.

Şakşakpınar Köyünün içme suyu kapalı şebekedir. Elektrik 1987, telefon 1989 yiılında getirilmiştir. Köyde bir ilkokul bulunmaktadır. İlkokulun lojmanı vardır. Köyde yeterli öğrenci olmadığı için köy ilkokulu kapalıdır. Köyde bir cami bulunmaktadır. Sağlık evi ve diğer sosyal tesisler yoktur. Kayalar Köyünün en büyük sorunu yoldur. Kayalar Köyü, İlçe merkezine 50 kilometrelik mesafededir. Bu yolun 39 km .”lik bölümü Gürün-Kayseri asfaltıdır. Geriye kalan 11 km .”lik bölümü stabilizedir. Bu yolun kesinlikle asfaltlanması gereklidir. Kış aylarında tamamıyla dört beş ay kapalı kalmaktadır.

Köy halkının geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır. Tarım ve hayvancılığın artırılması için gerekli tedbirlerin alınarak yeterli teşviklerin yapılması gereklidir. Köyde önemli göç olayı yaşanmaktadır. Köyden göçenler genelde İstanbul, İzmir, Osmaniye, Ankara büyük şehirlere giderek yerleşmişlerdir.

Yıllara göre Kayalar Köyünün nüfus tablosu şöyledir:

 

 

Yıl Erkek Kadın Toplam

 

1935 - - 115

1940 59 56 115

1945 67 65 132

1950 - - 148

1955 80 70 150

1960 41 65 106

1965 87 80 167

1970 60 65 125

1975 66 73 139

1980 54 81 135

1985 67 59 136

1990 37 48 85

1997 35 46 81

2000 29 27 56

39-Kaynarca Köyü //// Sayfa Başı

Gürün ilçesinin batısında ve Kayseri-Malatya karayolunun üzerinde, ilçe merkezine 34 km .”lik mesafede bulunan Kaynarca Köyü ismini, köyün çevresinde bulunan irili ufaklı kaynar sulardan almaktadır. Kaynarca Köyü, kurulduğu tarihten bu yana en az otuz defa dolup boşalmıştır. Burada yaşayan insanların bir süre kaldıktan sonra göçüp gitmeleri, yerlerine bir başkalarının gelip yerleşmelerinden dolayı, Kaynarca ismi verilmiştir. Daha önce Göbekören Köyünün mezrası iken 1975 yılında köy konumuna getirilerek muhtarlık olmuştur.

Kaynarca Köyü Malatya-Kayseri yolu üzerinde ve eski ticaret ve kervan yolunun üzerinde bulunması nedeniyle her zaman yerleşim yeri olmuştur. Kaynarca Köyünde de diğer köylerde olduğu gibi dışarıya göç, oldukça fazladır. Kaynarca Köyünün karşısındaki dağlık kesimde ve Köyün içinde adak kurbanlarının kesildiği ve halkın yağmur duasına çıkmış olduğu ziyaret yeri bulunmaktadır.

Kaynarca Köyü halkından; Samutlar (Ayvataş), Elbistan Bölgesinden Göbekören Köyüne, buradan Kaynarca Köyüne gelerek yerleşmişlerdir. Kandolar (Toptaş), Elbistan Uzunpınar Köyünden Yaylacık Köyüne, daha sonra Kaynarca Köyüne gelerek yerleşmişlerdir. Cıncıklar (Temel), Elbistan bölgesinden Kaşköye, daha sonra Kaynarca Köyüne gelerek yerleşmişlerdir. Köşkerler (Bozkurt), Küşneler (Demir), Karataşlar (Karataş), Göbekören Köyü”nden gelerek buraya yerleşmişlerdir. Abukertler (Dumlupınar), Deveçayır Köyünden Göbekören Köyüne, daha sonra Kaynarca Köyüne gelerek yerleşmişlerdir. Kavutlar (Karakuş), Maraş İli, Elbistan İlçesi Küçük tatlı Köyünden gelmişlerdir. Gürünlü ozanlardan Şahturna (Münire Dumlupınar/1951)bu aileye mensuptur, Kaynarca Köyünden doğmuştur. Gedikler(Topal), Erzurum Bala bölgesinden gelerek Kaynarca’ya yerleşmişlerdir. Parasıçoklar (Öz), Beypınar Köyü”nden gelerek kaynarca Köyüne yerleşmişlerdir.

Kaynarca Köyü”nün içme suyu yetersiz olduğundan köye yakın yerde bulunan gözelerin bir araya getirilerek içme suyu şebekesinin kapalı hale getirilmesiyle bu sorun çözüme kavuşturulmuş olacaktır. Asfalt ile köy yolunu birbirine bağlayan yere, Tohma suyunun üzerine bir köprü yapılması şarttır. Tohma Suyu üzerine yapılacak sulama kanallarıyla köy arazisinin bir kısmında sulu tarım yapılabilecektir. Köy halkının geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır. Devlet tarafından yeterli ve gerekli teşviklerin yapılması zorunludur. Köyde aracılık, kilim ve halıcılık, mandıra gibi kollektif faaliyetlerin desteklenmesiyle köy halkının ekonomik yönden ileri bir seviyeye ulaşması sağlanacaktır. Kaynarca Köyünde dışarıya göç edenler oldukça fazladır. Köy halkının büyük bir kısmı İzmir, İstanbul, Karabük, Ankara, Adana gibi büyük şehirlere göç ederek yerleşmişlerdir.1975 yılında 25 hane iken, 1997 yılında göçler nedeniyle 13 hane, 2000 yılında 8 haneye düşmüştür.

Kaynarca Köyü”nün yıllara göre nüfus tablosu şöyledir:

 

 

Yıl Erkek Kadın Toplam

1975 83 80 163

1980 47 65 112

1985 57 47 104

1990 25 28 53

1997 42 35 77

2000 41 31 72

40-Kervanmağara Köyü //// Sayfa Başı

 

Gürün İlçesinin kuzeyinde yer alan ve ilçe merkezine 55 kilometre uzaklıkta bulunan Kervanmağara Köyü ismini, köyün üst kısmındaki tarihi mağaralardan almaktadır. Burada bulunan tarih öncesi çağlara ait mağaralarda tarihin değişik dönemlerine ait çok çeşitli kaya kabartmaları ve resimleri bulunmaktadır. Kervanmağara Köyü, eski ticaret ve kervan yolunun üzerinde bulunmaktadır. Kervanların eskiden burada konaklamış oldukları için bu ismi almıştır. Kervanmağara Köyü”nün üst kısmındaki mağaralarda ve kayalarda M.Ö. dönemlere ait çeşitli resimlerin bulunmuş olması bu köyümüzün çok eski devirlerden beri yerleşim alanı olduğunu göstermektedir. Sivas-Gürün Karayolunun üzerinde ve bu yola 500 metrelik mesafededir.

Kervanmağara köyünün hudutları; Avşarören köyü ile sınır, Hüsüklünün köprüsü, karataş, Sivas şosesi. Mancılık köyü ile olan sınırı, Sivas şosesi. Avşarören ile Hamal köyüne giden yolun kat ettiği noktadan başlamak üzere Avşarverandan Hamala giden yolun Hamal hududuna kadar olan kısım. Hamal köyü ile sınırı, Karakayak köprüsü yanındaki karakayak burun bir taraftan Avşarverandan Hamal giden yolun temas noktası diğer taraftan karakayak burnundan başlamak üzere Sarıgüneyin dere ancak Mağara köyü ile Hamal köyü sınırında güneyi dere ile karakayakın burun sarıköyün tepesi uzunpınarın say arasındaki mezrada sulak ve otlaklardır.

Kervanmağara köyü daha önceki yıllarda 35 hane iken, 2000 yılı itibariyle 17 hane kalmıştır. Bu yol halen stabilizedir ve kış aylarında kapalı kalmaktadır. Kervanmağara Köyü halkından; Şeyhuşakları (Karadeniz+Şenol), Sivas İli, Şarkışla İlçesi, Yahyalı bölgesinden gelmişlerdir. Bayramağalar (Atmaca), Eskihamal Köyü”nden gelmişlerdir. Muratuşağı (Şimşek), Kangal İlçesi, Hamal Köyünden gelmişlerdir. Kürtler (Kaya), Kangal İlçesi Mısırören Köyünden gelmişlerdir. Kahveciler (Kahveci), Kangal ilçesinin Hamal Köyü”nden gelerek buraya yerleşmişlerdir. Çakırlar (Temür), Kangal İlçesi Hamal Köyünden gelerek buraya yerleşmişlerdir. Karamehmetuşağı (Çelik), Kangal ilçesi Hamal Köyünden gelerek buraya yerleşmişlerdir. İspirler (İspir), Kangal ilçesi Hamal Köyünden gelerek buraya yerleşmişlerdir. Yıldırım’lar Elbistan ilçesi Keçemağara ve Dışlık bölgesinden gelmişlerdir. Kamberler (Koç), Malatya Akçadağ bölgesinden gelerek bu köye yerleşmişlerdir. Gürünlü Şairlerden Yusuf Seyid Atmaca (Kervanmağara/1939- ) bu köyde doğmuştur.

Kervanmağara köyünün yıllara göre nüfus tablosu şöyledir:

 

Yıl Erkek Kadın Toplam

1935 - - 184

1940 101 116 117

1945 99 105 204

1950 - - 191

1955 112 134 246

1960 127 151 278

1965 94 116 210

1970 90 94 184

1975 81 63 144

1980 60 64 124

1985 62 64 126

1990 43 46 89

1997 44 44 88

2000 34 36 70

41-Kılıçdoğan (Körmustolar) //// Sayfa Başı

 

Gürün ilçesinin kuzeydoğusunda, ilçe merkezine 45 km .”lik mesafede bulunan Körmustolar (Kılıçdoğan) Köyü”nün yeni ismi Kılıçdoğan”dır. Daha önce Eskihamal Köyünün bir mezrası olan Körmustolar Köyü”nün ismi, Keşoğlu(Eskihamal)Köyünden ayrılıp buraya yerleşen Kör Musto adındaki zatın ismi dolayısıyla verilmiştir. 1990 yılında, Eskihamal Köyünden ayrılarak muhtarlık haline getirilince, eski ismi değiştirilerek Kılıçdoğan adı verilmiştir. Burada yaşayan insanların hepsi aynı oymağa mensupturlar. Soyadı kanunundan sonra burada yaşayanlar; Kılıç, Doğan, çokkoca, Balkaya soyadını almışlardır.

Kılıçdoğan Köyü”nün güney ve güneydoğu kesiminde, Kale denilen yerde tarih öncesi çağlardan kalmış bir kale kalıntısı bulunmaktadır. Tarih öncesi çağlara ait oldukları sanılan çeşitli ören yerleri günümüzde varlığını halenkorumaktadırlar. Kılıçdoğan Köyü, eski ticaret ve kervan yolunun üzerinde bulunması nedeniyle, çok eski devirlere ait birtakım kalıntıları yöresinde barındırmaktadır.

Kılıçdoğan Köyü”nün de en büyük sorunlarından birisi içme suyu sorunudur. Bir başka sorunu yoldur. Kış aylarında stabilize olan yollar kapalı kalmaktadır. Tarım ve hayvancılık gittikçe azalmış durumdadır. Son yıllarda sebze ve meyve üretimine ağırlık verilmeye başlanmıştır. Başta Kılıçdoğan Köyü olmak zere Yeşildere ve Eskihamal köylerinde belirli yerlere göletlerin yapılması elzemdir. 1997 yılında 25 hane, 2000 yılında 26 hane olan Kılıçdoğan Köyünde göç olayı yaşanmaktadır. Devlet İstatistik Enstitüsü nüfus sayımı sonuçlarına göre Kılıçdoğan Köyünün yıllara göre nüfus tablosu şöyledir:

 

Yıl Erkek Kadın Toplam

1935 - -

1940

1945

1950 - -

1955

1960

1965

1970

1975 97 87 184

1980 103 105 208

1985 110 98 208

1990 82 112 194

1997 104 107 211

2000 90 99 189

42-Kındıralık (Börklü) Köyü //// Sayfa Başı

 

Gürün İlçesinin kuzeybatısında, ilçe merkezine 47 km . mesafede bulunan Kındıralık köyü, Göğdeli Yaylası ve Tahtalı Dağlarının eteğinde kurulmuştur. Kındıra bitkisi bölgede bol miktarda yetişmektedir. Kındıralık, su kaynaklarında yetişen bir bitkinin adı olduğu gibi, “Yeşilliğin başlangıcı, suyun menbası” anlamına gelmektedir. Fırat Irmağının kaynaklarından birisi olan Tohma Suyunun buradan çıkmış olması nedeniyle bu köyümüze Kındıralık adı verilmektedir.

Bu köyün eski ismi Börklüdür. Börk, taç anlamına gelen, Türklere ait eski bir başlık çeşididir. Kındıralık Köyü, kuzeyde güneş, güneyde Yazyurdu Nahiyesi, güneydoğuda Beypınarı Köyleri ile sınır bulunmaktadır. Tahtalı Dağının eteğinde, Tohma Suyu”nun kaynağını oluşturan “Yapraklı Deresi”nin içinde kurulmuştur. Kındıralık köyünün sınırları; Celikanyurdu ile sınırı, geçit ve Gürünlü konağının hüyüktepe ören tarlası ve kaş mehmet Tek tarlası gödeli tarlası. Güneş köyü ile sınırı, Çatal düşeği Maraşlı yolu, Uzunpınarın sırt, Elbistan hüyüğü güneşin ziyaret Ali ile hasan tarlası arası Hacı Ömer tarlasının kenarı miradan gelen su akıntısı, bellik taş mamo yatağının altındaki dar boğaz her iki köy arasındaki müşterek sulaktır. Hacı Ömer yatağının sırt, harita hüyüğü sarıpınarın gün doğusundaki taş, küçük tahtapınar çifte pınar ve şuğuldan geçen hat sınır olarak gösterilmiştir. Kındıralık Köyünün beypınar köyü ile olan sınırı; Şuğulun dere ve göl yerinin tam yarı başından geçerek kuzeyindeki sivrinin dere denilen derenin güney tarafındaki sırtı takiben Celikan-Beypınar köyleri sınırlarının deve gediği denilen mevkideki kavşak noktası.

Gürünlü Şairlerden Halil İbrahim Yörük (Börklü/1907-1969) bu köyden doğmuştur. Kındıralık Köyünde, 1950 yılına kadar Ömer Poyraz, daha sonra sırasıyla İsa Poyraz (1950-1967), Kamil Poyraz (1967-1971), Ökkeş Poyraz (1971-1979), Raif Poyraz (1979-1989), İsmet Gökçe (1987-1994) muhtarlık yapmışlardır.

Kındıralık Köyü”nün geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır. Köyün geçim kaynağı eskiden kilim ve halıcılık üzerineydi. El sanatlarının unutulmasıyla birlikte hayvancılık tek geçim kaynağı haline gelmiştir. Arazinin dar olması nedeniyle ancak hayvancılık yapılmaktadır. Yol sorunu nedeniyle hayvancılık giderek azalmaya başlamıştır. Kındıralık Köyünün en önemli sorunlarından birisi yol, diğeri ise içme suyu sorunudur. Köyde son yıllarda meydana gelen ihtilaf ve geçim darlığı nedeniyle köy halkından birçok aile dışarıya göç ederek büyük şehirlere yerkleşmişlerdir. 1960 yılında 50 hane iken 1997 yılında 16 hane, 2000 yılında 14 hane kalmıştır.

Köyün içinde YSE tarafından 1974 yılında yaptırılan çeşme bulunmaktadır. Elektrik ve telefon 1986 yılında gelmiştir. Köyün ilkokulu 1960 yılında devlet tarafından yaptırılmıştır. Köyün camisi lojmanıyla birlikte köy halkı tarafından 1978 yılında betonarme bina olarak yapılmıştır. Kındıralık Köyü 1750”li yıllarda kurulmuştur. Burada yaşayan halkın büyük bir kısmı Urfa ili Barak Yöresinden gelmişlerdir. Bu bölgeden gelen oymağın bir kısmı Darende Ayvalı bölgesine yerleşirken, bir kısmı Börklülü Ali Ağa ve yakınları Kındıralık Köyüne gelip yerleşmişlerdir. Bu köyde yaşayan ailelerden; Ağalar (Poyraz), Darende Ayvalı bölgesinden, Celikanlar/Hassolar (Duman), Malatya Celikan bölgesinden, gelmişlerdir. Keskinler (Keskinler), Kangal bölgesinden, Coşkunlar (Coşkun), Göbekören Köyü”nden gelmişlerdir.

Kındıralık Köyü”nün yıllara göre nüfus tablosu şöyledir:

 

Yıl Erkek Kadın Toplam

1935 - - 128

1940 78 53 131

1945 63 59 122

1950 - - 157

1955 67 75 142

1960 81 75 156

1965 77 73 150

1970 56 67 123

1975 92 93 185

1980 82 92 174

1985 92 101 193

1990 99 84 183

1997 56 52 108

2000 47 44 91

43-Kızılburun Köyü //// Sayfa Başı

 

Kızılburun Köyü, Gürün ilçesinin güneybatısı kesiminde, ilçe merkezine 12 km . mesafede bulunmaktadır. Köyün önündeki tepenin güneşin doğuş ve batışı esnasında kızıl rengi almasından dolayı bu ismi almış bulunmaktadır. Köyün içme suyunu karşılayan çeşmenin başında, bir dere içerisine kurulmuş olan Kızılburun Köyünün tarihi çok eskidir. Tarih öncesi çağlara ait mağaralar ve birtakım ören yerleri bulunmaktadır. Karakuyu Köyü ile Kızılburun Köyü arasında bulunan Cönkyurdunda, çatalkaya mıntıkasında, Kızarslanmağarası denilen yerde, Kavak Köyüne doğru uzanan Hezanlı Dağında, birçok tarihi mağaralar ve kuyular bulunmaktadır. Köyün birçok yerinde, özellikle de kale mevkiinde Roma İmparatoru İskender Dönemine ait sikkeler bulunmuştur. Köyün kuzey kesiminde Bayrampınarı mevkiinde Çanlı kilise adı verilen yerde tarih öncesi çağlara ait bir takım yerler bulunmaktadır. Burada birçok eski dönemlerin izlerini taşıyan eşyalar çıkarılmıştır. Kızılburun Köyünün Şuğul mevkiinde, Kızılburun-kavak Köyü arasında, Ağ gedik adı verilen dağın altında; içinde çeşitli şekillere sahip bir yer altı mağarası bulunmaktadır. Kerem ile Aslı hikayesinde bu mevkinin adı geçmektedir. Kerem ile Aslı adlı kitapta anlatılanlara göre; Aslı Çanlı Kilise keşişinin kızıdır. Kerem’e aşık olur. Babası Aslı’yı Kerem’e vermek istemez. Aslının Kereme aşık olduğunu öğrenince kızını alır kayseri’ye götürür. Bunu duyan kerem Çanlı Kilise için ve sevdiği Aslı için türküler söyler.

Kızılburun Köyünün sınırları; doğusu boş mer’a ve deve deresi ve kuru öz ve bucaktepe ve Elbistan yolu ve Emiroğlu deresi ve köten tarlası ve sivri kayadır. Batısı Kuştepe, tavşan çalı ve umumi yol. Kuzeyi; dana deresi ve çağıllı deredir. Güneyi ise boş arazi ve mera, dağ ve yoldur.

Kızılburun Köyü halkından; Deveciler (Deveci+Kekeç), Haymana veya Malatya Hekimhan Bölgesinden gelmişlerdir. Dimyetler/Gedükler (Aydoğan+Özer), Alolar (Aydoğar), Keşçiler (Keşçi), Şebekler (Şener), Fazlıağalar ( ), Nalbatlar (Gürün), Karaaliler (Kara), Polatlar (Polat), Türkmenler (Köse) gibi soyadını taşıyanlar yurdumuzun çeşitli bölgelerinden gelerek buraya yerleşmişlerdir. Kızılburun köyünün güneyinde Atkoyağı Tepesi, batısında Tavşançalı, kuzeybatısında Mazıkıran (rakım: 1800) mıntıkaları ile çevrili bulunan bölgede, Kızılburun Köyünün güneyinde mermer yatakları bulunmaktadır. Bu bölgede MTA tarafından Petrol araştırmaları yapmıştır. Sonucu hakkında net bir bilgi yoktur.

Köy halkının geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır. Köyde kuru tarım yapılmaktadır. Köy halkının desteklenmesi, tarım ve hayvancılık konusunda gerekli yardımların yapılması zorunludur. Tarım ve hayvancılığın son yıllarda azalması nedeniyle köy halkının büyük bir kısmı İstanbul, İzmir, Ankara gibi büyük şehirlere göç etmişlerdir. Köyde içme suyu sorunu bulunmaktadır. Yol sorunu vardır. İlçe merkezine 12 km . mesafede bulunan Kızılburun Köyü”nün 4 kilometrelik stabilize yolun asfaltlanması gerekmektedir. Gürünlü Şairlerden Tacettin Kekeç (Kızılburun/1945- ) bu köyden doğmuştur.

Kızılburun Köyünde Ali Aydoğan, M. Mustafa Kekeç, Şaban Aydoğan, Yemliha Kekeç, Sezenuş Kekeç, Ömer ve Recep Kekeç, Salih Aydoğan sırasıyla muhtarlık yapmışlardır. 1960 yılında 70 hane olan Kızılburun Köyü, 1997 yılı itibarıyle 34 hane, 2000 yında 31 hane kalmıştır. Kızılburun Köyünün yıllara göre nüfus tablosu şöyledir:

 

Yıl Erkek Kadın Toplam

1927 - - -

1935 - - 209

1940 122 129 251

1945 140 142 282

1950 - - 259

1955 152 137 289

1960 148 140 288

1965 140 151 291

1970 178 165 343

1975 174 138 285

1980 132 138 270

1985 107 108 215

1990 81 82 163

1997 60 63 123

2000 70 70 140

44-Kızılören Köyü //// Sayfa Başı

 

Kızılören Köyü, Gürün ilçesinin kuzeyinde, 17 kilometre mesafede bulunmaktadır. Köy arazisinin büyük bir kısmı kırmızı topraktan oluşması, köyde eski devirlere ait birçok ören yerinin bulunması nedeniyle Kızılören denmiştir.

Kızılören Köyü, Gürün ilçesinin en eski yerleşim yerlerinden birisidir. Köyün içinde ve çevresinde; Cıngıllı mevkiinde bulunan tarihi yerler ve burada bulunan eski mezarlar, ören yerleri obsidyen, çakmak taşı, Lkytos cinsi vazo gibi tarihi özellik taşıyan malzemeler, bu köyün Geç Kalkolitik çağlardan beri yerleşim alanı olduğunu göstermektedir. Cıngıllı mevkiinde bulunan ören yerinin eski dönemlerde kale olarak kullanılmış olduğu söylenmektedir. Köyde yapılan alelusül kazılarda elde edilen bilgilere göre; Cıngıllı mevkiindeki yerleşim biriminin belirli bir savunma sistemine göre kurulmuş olduğunu göstermektedir. Bu mıntıkada, kemikten yapılmış iğneler, kaşıklar ve bizler, çeşitli taştan yontularak yapılmış aletlerin yanısıra, kalın şişe camını andıran Obsidyen adı verilen siyah renkli volkanik camdan yapılmış malzemeler ile çakmak taşından yapılmış çeşitli aletler bulunmuştur. Bütün bu buluntular, Kızılören Köyünde yaşamın Kalkolitik çağ ve Bakır-Taş devri adı verilen Neolotik çağa kadar uzandığını göstermektedir. Çünkü bu köyümüzde tarih öncesi çağlara ait özellikleri gösteren yerleşim birimlerinin bulunmuş olması dolayısıyla, bu yerleşim birimlerinin arasında sokakların bulunması mezarlıkların (her yerleşim birimindeki) değişiklik arzetmesi bunu doğrulamaktadır. Çünkü Neolotik çağda insanlar ölülerini Anadolu”da Makad/Sedir adını verdikleri yerlere gömüyorlardı. Fakat Kalkolitik çağda ise evlere ait odaların içinde değil, bilakis bu evlerin dışındaki mezarlıklara gömülmeye başlanmıştır.Bu ölü gömme işleri ise bu çağın çeşitli devirlerdeki değişiklikleri arzetmektedir. Örneğin; insanlar özellikle de çocukları yakılarak bir küpün içerisine konur böylece bir mezara yuvarlak (daire) şeklinde bir çukura konulur üzerine de daire şeklinde küçük taşlar dizilmek suretiyle gömülürken, daha sonraki dönemlerde bu ölüler yakılmadan yerleşim birimlerinin yakınlarına (mezarlığa) gömülüyordu. Bugün Tohma Havzasında bulunan çoğu yerdeki bu tip mezarlıklar hep bu dönemlere ait olan yerlerdir.

Eski dönemlere ait olarak Kızılören Köyü”nün Karayar mevkiinde eski yerleşim birimi ve mezarlıklar bulunmaktadır. Cıngıllı mevkiinde kale denilen yerde tarih öncesi çağlara ait olan yerleşim yerleri bulunduğu gibi, İncesu-Davulhüyük-Kızılören Köyü arasında “Davulderesi” adı verilen yerde de eski yerleşim birimlerinin kalıntıları bulunmaktadır. Üncesu Köyü”nün güneydoğusunda, Kızılörenin güneybatı kesiminde Şuğul Deresinin başlangıcında eski dönemlere ait bir kale ve eski surlar ile yerleşim yerleri bulunmaktadır. “Memişören” adı verilen yerde eski ören yerleri bulunmaktadır. Bütün bunlar gözönüne alındığında Kızılören Köyü”nde birçok ulusun yaşamış olduğu gerçeği ortaya çıkmaktadır. Kızılören köyünün hudutları şöyledir; Gürün belediyesi ile komşu olan kızılören köyünün Gürün İlçesi ile sınırı; tercioğlu bağının zirvesi olan toprak yığını ve aradan şuğul kayacıklarından geçerek ince dağının tepesini takiben ılıca pınar. Kızılören köyünün Davulhüyük köyü uile olan sınırı; kovalıpınar, tötö kayası, mehmet çelebi özü üstündeki küçük sivri sırt, büyük dere, kızlar kayası, yellice burnu (Kılıçkayanın burnu). Kızılveran köyünün yukarısazcağız (Çamlıca köyü) ile sınırı; Osman Ustanın tarlasını takiben taşlıyatak ve Osman usta ev yeri. Kızılören köyünün reşadiye köyü ile sınır; Töte kayası Akpınar sırtı, katil İsmail tarlası, kovalık sırtı.

İdari yönden Gürün Merkez Bucağına bağlı bulunan Kızılören Köyü, 1960 yılında 60 hane iken 1997 yılında ancak 40 hane, 2000 yılında 40 hanedir. Köy halkından bir kısmı daha iyi yaşam koşullarına ulaşmak maksadıyla İstanbul, Ankara, İzmir gibi büyük şehirlere göç etmişlerdir. Tarım ve hayvancılık köyün tek geçim kaynağıdır. Kızılören Köyü arazisinde önceki yıllarda daha fazla verim alınmaktaydı. Seksenveren” mevkiinin ismi o dönemlerden kalmıştır.

Kızılören Köyü”nün geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır. Su çok az olduğundan sulu tarım yapılamamaktadır. Genelde buğday, arpa, nohut gibi tarımsal ürünler yetiştirilmektedir. Diğer köylerimize göre, köyde koyunculuk gelişmiş durumdadır. Arazinin darlığı nedeniyle hayvanlara ait yiyecek ihtiyacı dışarıdan temin edilmektedir. çok güzel peynir, yoğurt, pestikan, tarhana, tereyağı gibi hayvansal gıdalar üretilerek satışa sunulmaktadır. Tiftik şapka üretiminde bu köyümüz iddialıdır. Kadınlar, kış aylarında dantela, yün çorap, kilim gibi el işleri yaparak ev ekonomisine katkı sağlamaktadırlar. Köyde YSE tarafında 1972 yılında yapılan bir çeşme bulunmaktadır. Köyün içme suyu, 1996 yılında, köyün içindeki suyun kapalı şebeke haline getirilmesiyle içme suyu sorunu çözülmüştür. Ancak bu su da yetersiz kalmaktadır. Elektirik köye 1986 yılında gelmiş, telefon ise her eve 1987 yılında gelmiştir. Köyün ilkokulu 1960 yılında köy halkı tarafından yapılmıştır. 1987 yılında bu ahşap binanın yerine devlet tarafından lojmanlı olarak iki derslikli 65 öğrenci kapasiteli bir ilkokul yapılmıştır. Köyde iki adet öğretmen bulunmaktadır. Köyün camisi ahşab binadır. 1961 yılında köy halkı tarafından yapılmıştır. Cami lojmanı, 1987 yılında Mehmet Ali Öz”ün önderliğinde yapılmıştır. Köyün ihtiyaçları“Salma usulü” ile karşılanmaktadır. Köy Muhtarlığı 1960 yılından 2000 yılına kadar H. Nail Kayapınar tarafından yürütülmüştür. Köyün yolu 1996 yılında asfaltlanmıştır.

Kızılören Köyü halkı yurdun çeşitli bölgelerinden gelerek yerleşmişlerdir. Bu köyde yaşayanlardan; Meşkolar (Üçpınar), Kırşehir Çelebi bölgesinden, Zadeler (Aşudu), Darende Aşudu bölgesinden, Uzunkasımoğluları (Kasım), Gürün ilçesinden, Kadılar (Yiğittürk), Gürün ilçesi merkezinden, Hekimhanoğulları (Kaya), Malatya Hekimhan bölgesinden, Haytapaşalar/Fadimeler (Kayapınar), İncesu Köyünden gelerek buraya yerleşmişlerdir.

Kızılören köyünün yıllara göre nüfusu şöyledir:

 

Yıl Erkek Kadın Toplam

1935 - - 103

1940 70 64 134

1945 84 80 164

1950 - - 104

1955 96 91 187

1960 101 97 198

1965 115 112 227

1970 95 97 192

1975 91 87 178

1980 101 91 192

1985 98 102 200

1990 89 107 196

1997 112 111 223

2000 109 101 210

45-Kızılpınar Köyü //// Sayfa Başı

 

Gürün İlçesinin kuzeybatı kesiminde, 31 km . uzaklıkta bulunan Kızılpınar Köyü ismini, halkın içmesuyu ihtiyacını karşılayan çeşmenin bulunduğu mıntıkanın kızıl (kırmızı) oluşundan almaktadır. İdari yönden Yazyurdu Nahiyesine bağlı olan Kızılpınar Köyünün tarihi çok eskidir. Köyün kuzeyinde Poyrazpınarı mevkiinde, batısında, Hüyüklüyurt-Kızılpınar arasında, Mezarlıpınar mevkiinin güneyinde ve bağlamın yeri adı verilen yerde eski dönemlere ait birçok yerleşim yeri kalıntıları mevcuttur. Köyün kuzey kesiminde yeralan Örenyurt mevkiinde eski yerleşim yeri ve eski bir kilise kalıntısı bulunmaktadır. Bu tarihi kalıntılardan anlaşıldığına göre; Kızılpınar köyünün tarihi çok eskidir.

Kızılpınar Köyünün doğusunda yöre halkınca ziyaret yeri olarak kabul edilen yerde eskiden beri adak kurbanları kesilerek yağmur duasına çıkılmaktadır. Burada yapılan savaşlar esnasında şehit düşmüş müslüman askerlerin mezarlarının bulunduğu yaşlılar tarafından çeşitli rivayetlerle anlatılmaktadır. Kızılpınar köyünün komşusu çiçekyurt köyü ile sınırı; delikli kayanın yamacı ve guz geçe burnu. İncesu köyü ile sınırı; Ziyaretin taş, toluğun deresi, koyak. Hüyüklüyurt köyü ile sınırı; Osman Çavuş tarlası, atçıyurdundaki Kadir tarlası, mezarlı yurttaki çöllo tarlası, çallı tarla, Yusuf tarlası.

Kızılpınar Köyü halkından: Kayalar (Kaya), Malatya Akçadağ bölgesinden, Seyidoğulları (Kızılpınar), Malatya bölgesinden, Kürklüler (Kürklü), Ankara Haymana/Kanlı kışla bölgesinden, Doğanlar (Doğan), Malatya bölgesinden, Canbolatlar (Canpolat), Ankara Haymana bölgesinden gelmişlerdir.

Kızılpınar Köyü halkının geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır. Son yıllarda bu geçim kaynaklarında azalma görülmektedir. Köy halkı ekonomik nedenlerden dolayı başta Ankara, İstanbul, Adana gibi büyük şehirlere göç etmişlerdir. Kızılpınar Köyünün en önemli sorunlarından birisi içme suyu sorunudur. Köy halkı, 1957 yılında köyün içme suyu ihtiyacını karşılamak için köye çeşme yapmışlardır. Ancak bu suyun kapalı şebeke haline getirilerek köy halkının hizmetine sunulmasıyla bu sorun çözülmüş olacaktır. Kızılpınar köyünün bir başka sorunu yoldur. İlçe merkezine 31 kilometre mesafede bulunan Kızılpınar Köyünün 23 km .lik bölümü asfalt, geri kalan 8 km .lik bölümü stabilizedir. Bu yolun asfaltlanmasıyla köydeki ulaşım zorluğu önlenmiş olacaktır. Köye elektrik 1982 de, telefon 1984 yılında getirilmiştir. Köyün camisi köy halkı tarafından 1983 yılında, ilkokulu devlet tarafından 1983 yılında yapılmıştır. Okul ve camiinin lojmanları bulunmaktadır. 1960 yılında 30 hane olan Kızılpınar köyü, 1997 yılında 15 hane, 2000 yılında 13 hane kalmıştır. Bu köyün nüfusu otuz yıl içerisinde yüzde elli oranında azalmıştır.

Yıllara göre Kızılpınar Köyünün nüfusu şöyledir:

 

Yıl Erkek Kadın Toplam

 

1935 - - 83

1940 41 50 91

1945 45 53 98

1950 - - 98

1955 45 39 84

1960 43 42 85

1965 37 31 68

1970 42 56 98

1975 51 51 102

1980 36 48 84

1985 60 40 100

1990 47 63 110

1997 45 54 99

2000 25 42 67

46-Külahlı Köyü //// Sayfa Başı

 

İlçe merkezinin kuzeydoğusunda, 27 km .”lik mesafede bulunan Külahlı Köyü ismini, burada yaşayan insanların eskiden başlarına “Külah” adı verilen Türkmen başlığı takmış olmalarından almıştır. Külahlı Köyü halkı, Maraş ili Elbistan ilçesi Keçemağara Köyü ile Pazarcık ilçesi Demirciler Köyünden gelerek buraya yerleşmişlerdir. Külahlı Köyü 1935 yılına kadar Yuva Köyünün mezrasıydı. Külahlı Köyünün Karakepez ve çalkuyu mevkiilerinde eskiden çok miktarda kitre üretilmekte ve satılmaktaydı. Bu köyümüzde eskiden çok iyi cins at yetiştirilmekte ve bu bölgede At yılkısı bulunmaktaydı. Külahlı Köyünün önünden küçük bir akarsu Bağlıçay köyüne doğru akarak aşağı kesimlerde Ayvalı Deresine karışmaktadır.

Külahlı köyünün hudutları; doğusu at yılkısı ve karapınar hüyüğü ve çöplü suyu ve karapınar gediği. Batısı; kalanın gedik ve su. Kuzeyi; pınar ve büyük koyak ve mehmet öldüren ve Apo gölü. Güneyi; karapınar gediği ve örtmeli pınar ve koca öz gediği.

Külahlı Köyü”nün içinde üç adet YSE tarafından yaptırılmış çeşme bulunmaktadır. Bu çeşmeler köyün içme suyu ihtiyacını karşılayamamaktadır. Elektrik ve telefon 1987 yılında gelmiştir. Köyde ilkokul mevcuttur. 27 km .”lik Külahlı-Gürün yolunun 17 km .”lik bölümü stabilizedir. Bu yolun asfaltlanması gerekmektedir. Bu yol stabilize olduğu için kış aylarında çoğu kez kapalı kalmaktadır. Köyün batı kesiminde, aşılı mevkiindeki su kapalı şebekesi halinde köye getirilmiştir. Ancak yetersiz olduğu için Külahlı Köyü”nün içme suyu sorunu bulunmaktadır. Karakoyak mevkiindeki suyun kapalı şebeke suyuna birleştirilmesiyle su sorunu çözülmüş olacaktır. Köy halkının geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır. Köyde tarım ve hayvancılığın artırılması yönünde gerekli teşvik ve desteğin sağlanarak yoğun olarak yaşanan göç olayı engellenerek köy halkının ekonomik gücü artırılmış olacaktır.

Külahlı Köyü halkından; Dedeler (Demirci), Maraş ili Pazarcik ilçesinden, Naciler (Gölpınar), Maraş ili Pazarcık ilçesinden, Yakuplar (Atmaca), Maraş İli Elbistan İlçesi Keçemağara bölgesinden, Halilbabalar (Elmalıpınar), Maraş İli Elbistan bölgesinden gelmişlerdir. Dışlıklılar (Kaplan+Arslan), Kars bölgesinden Kangal Dışlıka, buradan Elbistan Keçemağaraya buradan da Külahlı Köyüne gelerek yerleşmişlerdir. Tatarlar (Tatar), Kırım Bölgesinden Kars İline, buradan Külahlı Köyü”ne gelmişlerdir.

1960 yılında 70 hane iken 1997 yılı itibarıyle 38 hane, 2000 yılında 21 hane kalmıştır. Külahlı Köyünde çok yoğun göç olayı yaşanmaktadır. Köy halkının büyük bir kısmı İstanbul, Ankara gibi büyük şehirlere göç ederek buralara yerleşmişlerdir.

Külahlı Köyü”nün yıllara göre nüfusu şöyledir:

 

Yıl Erkek Kadın Toplam

1935 - - 199

1940 116 129 245

1945 150 171 321

1950 - - 361

1955 182 217 399

1960 202 214 416

1965 209 221 430

1970 170 207 377

1975 128 152 289

1980 143 156 299

1985 143 141 284

1990 91 101 192

1997 78 63 141

2000 42 32 74

47-Kürkçü Köyü //// Sayfa Başı

 

Gürün ilçesinin kuzeybatı kesiminde, ilçe merkezine 52 km .”lik mesafede bulunan Kürkçü Köyü ismini, Kürkçüoğlu adındaki kişinin buralı olması nedeniyle almıştır. Aşağı kürkçü ve Yukarı kürkçü olmak üzere iki köyden oluşan Kürkçü Köyü, daha önceleri Gelloş/Koyunlu Köyünün mezrasıydı.

Kürkçü Köyü”nün doğu kesiminde bulunan çukuryurt mevkiinde tarih öncesi çağlara ait olduğu sanılan iki yerde eski yerleşim yerlerinin kalıntıları bulunmaktadır. Çorakyurt mevkiinde tarih öncesi dönemlere ait birtakım mezarlıklar ve ören yerleri bulunmaktadır. Sünbüllü Dağında en az beşyüz adet koyunun sığacağı kadar büyüklükte bir doğal mağara bulunmaktadır. Kürkçü köyünün hudutları şöyledir: Kürkçü köyünün komşusu olan Gelloş köyü ile olan sınırı; kuvvet taşı, kurudere. Yenibektaşlı köyü ile sınırı; Mağara, Colukyurt, kaleliyurt. Şakşakpınar köyü ile sınırı; kaleli yurt gediğinden geçen hat. Çiçekyurt köyü ile sınırı; Güllüpınar ayağı.Köy halkının geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır. Kürkçü Köyü camisi halk tarafından yaptırılmıştır. Köy İlkokulu devlet tarafından yaptırılmıştır. Fakat göç nedeniyle öğrenci bulunmadığından köy ilkokulu kapalıdır. Köyün en büyük sorunlarından birisi içme suyu, diğeri yol sorunudur. İlçe merkezine 52 km .”lik mesafede bulunan Kürkçü Köyünün 39 km .”lik bölümü asfalttır. 18 km .”lik bölümü stabilize yoldur. Bu yolun asfaltlanması gerekmektedir. Bu yol kış aylarında tamamen kapalı kalmaktadır.

Kürkçü Köyü halkının büyük bir kısmı Azerbaycan, Bakü-Tiflis bölgesinden yaşarken 1914 yılında İlk önce Kars ve Erzurum bölgesine yerleşmişler, daha sonra Rusların Erzurum’u işgal etmeleri üzerine Gürün ilçesinin Kürkçü köyüne gelerek yerleşmişlerdir. Kafkas (Azeri) Türkü olan bu köyümüz halkının hıngel adı verilen yemeği ünlüdür. Kürkçü Köyü 1960 yılında 30 hane iken, 1997 yılı itibarıyle üç hane Yukarıkürkçü’den, yedi hane Aşağıkürkçü Köyünden kalmıştır. 2000 yılı itibariyle Aşağı ve Yukarı Kürkçü Köylerinin hane sayısı dokuzdur. 1997 yılı E.T.F. sonuçlarına göre de Yukarıkürkçü Köyü”nde 4 erkek, 3 kadın, toplam 7 kişilik nüfusa sahip bulunurken, Aşağıkürkçü Köyü”nde de 11 erkek, 7 kadın, toplam 18 kişi yaşamaktadır. 2000 yılında ise; 15 erkek, 14 kadın, toplam 29 kişi yaşamaktadır.

Köy Halkından; Mehmet kişiler (Sogukbulak), Caferoğulları (Aktaş), Efendievi (çakmak), Kurbankişiler (Atmaca), SarıOsmanoğulları (Güldü+Tok+Kök), Azerbaycan bölgesinden gelerek Kürkçü Köyüne yerleşmişlerdir. Aşağı Kürkçü’de yaşayan Kamolar (Atmaca), Malatya Akçadağ Bölgesinden gelmişlerdir.

Kürkçü Köyü”nün yıllara göre nüfus tablosu şöyledir:

 

 

Yıl Erkek Kadın Toplam

1935 - - -

1940 38 40 78

1945 27 35 62

1950 - - 79

1955 47 59 106

1960 60 68 128

1965 53 49 102

1970 65 68 133

1975 65 67 132

1980 - 75 171

1985 53 47 100

1990 8 12 20

1997 15 10 25

48-Koyunlu(Gelloş) Köyü //// Sayfa Başı

 

Gürün ilçesinin kuzeybatısında, 56 km .lik mesafede bulunan Koyunlu Köyünün eski ismi Gelloş’tur. Gelloş kelimesi, eski Türkçede “ayakkabı tamircisi” anlamına gelmektedir. Eskiden Gelloş köyüne küçük Mısır denilirdi ve “çok hoş yer” anlamına gelen “gal-loş” adının verilmiş olduğu söylenmektedir. Gelloş Köyünün ismi, bu köyde koyun üreticiliğinin oldukça fazla olması nedeniyle Koyunlu Köyü olarak değiştirilmiştir. Koyunlu Köyünde yaşamakta olan aileler yurdun çeşitli yörelerinden gelerek buraya yerleşmişlerdir. Köy halkından; Abbikler (Abbik kelimesi “amca” anlamına gelmektedir. Çetinkaya soyadını almışlardır. Sivas Karasar bölgesinden, Ossikler (Akbulut+Kula+Yıldız) soyadını taşıyanlar, Gaziantep Islahıye’den Malatya Yamadağı bölgesine, buradan Gelloş Köyüne gelerek yerleşmişlerdir. Korkmaz ve Tüngür soyadını taşıyanlar, Eskihamal ve Dırışlar bölgesinden gelmiştir. Demir soyadını taşıyanlar, Malatya Akçadağ bölgesinden gelerek buraya yerleşmişlerdir. Cafkurtlar (Çukurgöz anlamındadır) (Karakuş), Malatya Akçadağ bölgesinden gelerek buraya yerleşmişlerdir. Pantolar(Güneş).............

Koyunlu Köyünün geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır. Köyün asfalt yola uzaklığı 17 kilometredir. Bu mesafenin asfaltlanması gerekmektedir. Bu yol, kış aylarında tamamen kapalı kalmaktadır. Gelloş Köyünün hane sayısı, 1960 yılında 70, 1997 yılında, 27, 2000 yılında 23 hane kalmıştır. Gürünlü Şairlerden Mehmet Çetinkaya (Aşık Cefadari-Gelloş/ ? – 1896)ve Zemçi Çetinkaya (Gelloş/1960- )ve Mızrap Güneş bu köyden doğmuştur.

Yıllara göre nüfus tablosu şöyledir:

 

Yıl Erkek Kadın Toplam

1935 - - 424

1940 181 185 366

1945 167 170 337

1950 - - 431

1955 292 288 580

1960 333 336 669

1975 316 306 624

1970 142 132 274

1975 120 112 232

1980 141 153 294

1985 144 133 277

1990 120 119 239

1997 94 89 183

2000 81 85 166

49-Konakpınar Nahiyesi //// Sayfa Başı

 

Gürün İlçesinin kuzeyinde, ilçe merkezine 30 km . uzaklıkta bulunan Konakpınar Nahiyesi ismini, köyün eski yerinde bulunan handan almaktadır. Konakpınar, eski tarihlerde kervan yolunun üzerinde bulunuyordu. Kervandaki yolcular, burada bulunan hana ulaşamadan köyün aşağısındaki derede, özellikle de kış aylarında mahzur kalır ve birçokları da burada boğulurdu. Bu nedenle, bölgeye gelen yolcuların(konukların boğularak ölmeleri üzerine) “Konukboğan” adı verilmiştir. Daha sonraki yillarda, bu isim degişerek “Konakpınar” adını almıştır. Gürün İlçesi”nin merkezle birlikte üçüncü nahiyesidir. 1950 yılında nahiye olmuştur.

Konakpınar Nahiyesinin kuzeydoğusundaki çevirme mevkiinde, kuzeydeki aşçı yurdu mevkiinde ve çiftlik mevkiinde eski ören yerleri bulunmaktadır. Bu yerlerin tarih öncesi çağlara ait olduğu sanılmaktadır. Konakpınar Nahiyesinde eskiden han bulunduğu ve kervan yolunun üzerinde bulunması nedeniyle, konaklama merkeziydi. Bu itibarla Konakpınar Nahiyesinin tarihi çok eskidir. Konakpınar nahiyesinin hudutları; Doğusunda kırmızı bayır ve İso kahyanın ağılı ve büyükpınar ve adam ölen. Batısı; Dikilitaş ve bitli ali bey ve sahça kuyusu ve behram yolu ve atmaca koyağı ve kuvvet taşı.Kuzeyinde; dikilitaş ve araba yolu İso kahya çayırı ve Baki Mehmet. Güneyi; Bektaşlı gediği karakepez ve üç kuyu tepesi.

Böğrüdelik, Çevirme (Behram), Dayakpınar, Dürmepınar, Eskibektaşlı, Gökçeyazı, Karadoruk, Karaören, Mağara, Reşadiye, Sarıca ve Yılanhüyük köyleri, Konakpınar Nahiyesi”ne bağlı bulunmaktadır. Bu köyde devlet kademelerinde üst düzeylerde görev alan kimseler yetiştirmiştir. Konakpınar Nahiyesi”nde bir camii ve lojmanı vardır. İlkokul ve lojmanı vardır. Sağlık Ocağı ve lojmanı vardır. Nahiyede bir tane tarım kredi kooperatifi bulunmaktadır. Köydeki Jandarma Karakolu 1942 yılında kurulmuştur.

Köy halkının geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır. Köyde kuru tarıma dayalı üretim yapılmaktadır. Arpa, buğday, çavdar gibi tahıllar yetiştirilmektedir. Fakat gerekli tarımsal faaliyettler tamamıyla yapılamamaktadır. Hayvancılıkta gittikçe verim düşmektedir. Gerekli tedbir ve teşvikler yapılmadığı takdirde köydeki nüfusun geri kalanının da göç edeceği kesindir. Konakpınar Nahiyesi tarım ve hayvancılık konusunda gerekli teşvikin yapılmasıyla eski dönemlerdeki nüfus yoğunluğuna kavuşabilecek köylerimizden birisidir.

Köyün diğer sorunlarından en önemlisi içme suyu sorunudur. Köydeki içme suyu yetersiz kalmaktadır. Eğer köyün boğaz mevkiinde ve Karapınar ve Poyrazpınarı mevkiindeki sular değerlendirilerek köy içme suyunun kapalı su şebekesi haline getirilmesiyle birlikte su sorunu tamamıyla çözüme kavuşturulabilecektir. Köy yolunun 1.5 km .”lik mesafesi Karayollarına bağlı olduğu halde halen stabilizedir ve asfaltlanmamıştır. Kış aylarında bu yol kapalı kalmaktadır.

Konakpınar Nahiyesi Halkından; Kurtoğulları (Karakaya), İsokahyalar (Aktepe), Malatya”nın Enzek (Ağılbaşı) bölgesinden gelmişlerdir. Temirağalar (Koca), Yozgat İli Yerköy ilçesinden, Mahleler (Kocak), Erzurum bölgesinden, Abular (Şahin), Gırbıyıklar (Akhüyük), Yukarısazcağız Köyünden, Seydolar (Akıncı), Darende bölgesinden, Çelikler (Çelik), Kangal İlçesinden, Yakuplar (Küçük), Akçadağlılar (Arslan), (Güler+Kaplan+Kılıç), (Dikilitaş+Sarıkaya), Malatya Akçadağ Bölgesinden gelerek buraya yerleşmişlerdir.

Köy arazisinin darlığı ve gittikçe tarım ve hayvancılığın ölmesiyle birlikte ekonomik nedenlerden dolayı köyde yaşayanların büyük bir çoğunluğu göç etmiş durumdadırlar. İstanbul, Ankara, İzmir, Adana gibi büyük şehirlere göç ederek yerleşmişlerdir. İstanbulda yaşayanlar, “Konakpınarlılar Derneğini” kurmuşlardır. Konakpınar Nahiyesi 1960 yılında 90 hane iken, 1997 yılı itibarıyle 21 hane, 2000 yılında 29 hane kalmıştır.

Konakpınar Nahiyesinin yıllara göre nüfus tablosu şöyledir:

 

Yıl Erkek Kadın Toplam

1935 - - 341

1940 195 187 382

1945 182 221 403

1950 - - 467

1955 223 243 466

1960 264 285 549

1965 305 310 615

1970 292 347 639

1975 238 213 451

1980 213 204 417

1985 171 166 337

1990 92 113 205

1997 69 73 142

2000 48 51 99

 

50-Osmandede (Kötüköy) //// Sayfa Başı

 

Gürün İlçesi'nin kuzeybatı kesiminde, 30 km . uzaklıkta bulunan Osmandede Köyü ismini, daha önceki yıllarda Kışla Mezrasında yaşayan, çevrede çokm sevilen ve sayılan Osman Dede'den almaktadır. Yakın zamana kadar "Kötüköy" olarak bilinen köyümüzün ismi değiştirilerek Osmandede ismi verilmiştir.

Tarihinin her döneminde eski ticaret ve kervan yolunun, özellikle Malatya-Kayseri yolu üzerinde bulunması nedeniyle her zaman yerleşim ve uğrak yeri olmuştur. Osmanlı imparatorluğu (II. Abdülhamit devrinde)döneminde, Yol kontrolünü sağlayan ve bölgede Ermeniler tarafından yapılacak saldırıları önlemek amacıyla bir askeri kışla bulunuyordu.

Osmandede Köyü, Tohma Suyunun kenarında kurulmuş olması nedeniyle çayırlığı bol bir köyümüzdür. Bu nedenle hayvancılık için pek elverişli bir yerdir.Yakın zamana kadar Malatya' da merkezi bulunan Hara Çiftliğinin bir şubesi durumundaydı. Kış aylarında devlet harasının koyun, koç ve atları bu köyde bulunan ahır ve ağıllarda beslenirdi. Yaz aylarında Salyurt Yaylasındaki harada otlatılırdı. Hara kaldırılınca, buradaki çayırlıklar Osmandede köyünün eline geçmiştir. Böylece köyde tarımdan ziyade hayvancılık artmaya başlamıştır.

Osmandede Köyü'nün konumu, Evliya Çelebi'nin Seyahatname adlı eserinin birinci cilt 350. Sayfada bahsetmiş olduğu Besni yakınlarındaki at, katır, koyun ve develerin yetiştirilmiş olduğu Osmandede Köyüne benzemektedir...

Osmandede Köyü halkı Kafkas kökenlidir. Karakalpak/Karapapak adı verilen oymağa mensuptur. Soyadı kanunundan sonra (Güler+Koyuncu+Çoban+Taştan) gibi soyadları almışlardır.

Osmandede Köyü'nde de göç olayı vardır. Nüktedanlığı ve hazır cevaplılığı ile tanınan Resul dayı bu köyden doğmuştur. 1960 yılında 40 hane, 1997 yılında 38 hane, 2000 yılında Osmandede 10 hane, Kışla mezrası 7 hane olmak üzere toplam 17 hanedir. Osmandede Köyünün kışla deresi mezrası dahil olmak üzere; 40 erkek, 44 kadın, toplam nüfusu 84 kişidir.

Yıllara göre Osmandede Köyü'nün nüfus tablosu şöyledir:

Yıl Erkek Kadın Toplam

1927 - - -

1935 - - -

1940 29 33 62

1945 44 45 89

1950 - - 107

1955 63 61 124

1960 67 57 124

1965 87 72 159

1970 85 76 161

1975 66 62 128

1980 60 67 127

1985 73 58 131

1990 52 64 116

1997 108 126 234

2000 26 29 55

 

 

 

51-Reşadiye (Gavurören), //// Sayfa Başı

 

Gürün ilçesinin kuzey kesiminde, ilçe merkezine 22 km .lik uzaklıkta bulunan Reşadiye Köyü ismini, burada yaşayanların bir kısmının Tokat Reşadiye bölgesinden gelmiş olmaları nedeniyle almıştır. Reşadiye Köyünün eski ismi Gavurören’dir. Burada daha önceki dönemlere aitören yerleri bulunduğundan bu isim verilmiştir.

Reşadiye köyünün hudutları; Doğusu Bezmin pınarı güz yatağı. Batısı; Gelloş yolu ve kırmızı güney ve kesmer oğlu pınarı ve kavurma çukuru ve hurta hüyük. Kuzeyi; kavurma çukuru ve kurt tepe ve çukurtaş. Güneyi; Güz yatağı ve ballı öz ve kayalık.

Merkez İlçeye bağlı olan Reşadiye köyünün 4 km .lik bölümü stabilize olması nedeniyle kış aylarında kapanmaktadır. Bu yolun köyünün 4 km .lik bölümü stabilize olması nedeniyle kış aylarında kapanmaktadır. Bu yolun bir an önce asfaltlanarak Sivas-Gürün karayoluna bağlanması gereklidir. Bu yol asfaltlandığı takdirde, Sivas veya Kangaldan gelerek Kayseriye gitmek isteyen bir taşıt sahibi yılanhüyük yolundan ayrılarak Reşadiye - Davulhüyük yoluyla İncesu köyünden Kaysreri asfaltına ulaşacak. Böylece aradan 30 km .lik bölümlük yolu kısaltmış olacaktır.

Reşadiye Köyü İlkokulu 1944'de yapılmıştır. 1967 yılında devlet tarafından betonarma bina olarak lojmanı bulunan Üç derslikli bir ilkokul yapılmıştır. Okul, 1997 yılı itibariyle öğrenci yetersizliğinden eğitim ve öğretim kapalıdır. Köyün Akpınar, Körpınar, Hacı Bektaş yurdu, Yukarıpınar gibi mıntıkalarında artezyen kuyuları açılarak tarım arazilerinin sulanması sağlanabilecek kapasite bulunmaktadır.

Reşadiye köyü halkı, yurdun çeşitli yerlerinden gelerek buraya yerleşmişlerdir. Örneğin, Çorumlular (Kayık), Tokat, Zile (Aköz köyünden) ve Reşadiye ilçesinden gelmişlerdir. Boççolar (Koç), Partmamolar Malatya Enzek bölgesinden gelip buraya yereleşmişlerdir. Alo Kahyalar (Coşkun)Elazığ Harput ilçesinden gelmişlerdir. Kartallar (Kartal), Maraş Bölgesinden, Coşkunlar (Coşkun), Elazığ Bölgesinden, Enişteler (Korkmaz), Tokat Zile Bölgesinden, Mamolar (Şahin), Malatya Enzek Bölgesinden gelmişlerdir. Reşadiye Köyü, 1960 yılında 50 hane kadardı. 2000 yılında 8 hane kalmıştır. Reşadiye Köyü halkından istiklal Savaşına katılanların sayısı 20 kişinin üzerindedir. İsmail Kayık ve Abidin Güzel Rusya’ya esir düştükten sonra savaş sonrasında tekrar köye dönmüşlerdir. Gürünlü şair Mehmet Koç ve Aşık Kul Derviş bu köyden doğmuştur.

Reşadiye Köyünün yıllara göre nüfus şöyledir;

 

Yıl Erkek Kadın Toplam

1927 - - -

1935 - - 254

1940 108 137 245

1945 123 161 284

1950 - - 267

1955 149 147 296

1960 134 140 277

1965 147 155 302

1970 88 111 199

1975 63 64 127

1980 67 53 120

1985 56 42 98

1990 29 34 63

1997 15 18 33

2000 9 11 20

52-Sarıca Köyü //// Sayfa Başı

 

Gürün İlçesi’nin kuzeydoğusunda, ilçe merkezine 43 km .lik mesafede bulunan Sarıca Köyü idari yönden Konakpınar nahiyesine bağlıdır. Kangal-Balıklı Tohma ırmağı bu köyün içinden geçmektedir. Sarıca köyünün Eskihamal köyü ile hududu ayı deresinin hüyük ve çadır. Yazyurdunun şuğul ve piç kavağının gökburun. Dürmepınar köyü ile sınırı; şahin kayaş ve Sabri beyin çayırının bitim noktası ve pirese örenin sırt. Darende İlçesinin karlık köyü ile sınırı ise; derebaşı yanık sırt ve koptar deresidir. Darende ilçesinin sofular köyü ile sınırı; Kızılburun ve şürulan tepesi, boz kaladır. Kangal ilçesine bağlı Etyemez köyü ile sınırı ise, halife sırtı ve çarşı özü ve kızılahimmet boğazı. Doğusu pancar deresinin çıkış noktasından başlıyarak buradan 1547 rakımlı köpek tepesine çekilen düz hat, buradan ali çikol deresinin iki kola ayrıldığı noktaya çekilen düz hat. Buradan da güney batıya doğru 1761 rakımlı büyükkuz tepesinden son bulan hat.

Sarıca Köyünde sulu tarım yapılmaktadır. Sebeze ve meyvecilik son yıllarda artmıştır. Yapılan sera çalışmaları da olumlu sonuçlar vermiştir. Sarıca Köyünde bir sağlık ocağı, bir ilkokul, bir ortaokul bulunmaktadır. Sarıca Köyüne bağlı mezra olan Tökler’de bir ilkokul bulunmaktadır. Birisi Sarıca Köyünde, diğeri Tökler mezrasında olmak üzere iki cami, bir Kur’an Kursu bulunmaktadır.

Sarıca Köyü halkının büyük bir bölümü Adana, Hatay ve Kırıkhan bölgelerinden gelmişlerdir. Tök oğulları olarak bilinen bu oymak soyadı kanunundan sonra (Yılmaz+Türk+Karakuş+Akmaz+Çalışkan)gibi soyadları almıştır. Sarıca ve Töklerde toplam nüfus; Kadın: 611, Erkek: 571, Toplam nüfus: 1182 kişidir. Hane sayısı Sarıca merkez, 1997 yılında 50 hanedir. Tökler mezrası, 93 hanedir. Sarıca merkezin nüfusu kadın: 152, erkek: 146, Toplam: 298'dir. Tökler mezrası; 884 toplam nüfusu olup, bunun 459 kadın, 525 erkektir. İbo kahyalar (Gazi) Sivas Elbey bölgesinden gelmiştir. Billikler (Polat), Malatya hekimhan Bölgesinden gelmişlerdir. Bektaşlar (Boyraz+Kıymetli+Köker+Kurt+Çalışkan), Kapısızlar(Kapısız), Rıdvanlar (Yıldız+Demir+Sarıkala+Gökdeniz+Doğan), Seydolar (Çulha), (Karakaya), Salaylar (Akdeniz), Osman Çavuşlar(Ateş), Sülükler (Yıldırım), (Sevim) gibi soyadını taşıyan aileler yurdumuzun değişik yerlerinden gelerek buraya yerleşmişlerdir.

Yıllara göre Sarıca Köyünün Tökler mezrasıyla birlikte nüfusu şöyledir:

 

Yıl Erkek Kadın Toplam

1935 - - 355

1940 178 195 373

1945 175 173 368

1950 - - 437

1955 261 265 526

1960 347 338 685

1965 356 374 730

1970 371 415 786

1975 481 436 917

1980 418 499 927

1985 516 471 987

1990 423 490 913

1997 571 611 1182

2000 376 376 752

53-Sularbaşı (Aşağı Sazcağız) Köyü //// Sayfa Başı

Gürün İlçenin kuzeyinde, ilçe merkezine 13 km .lik mesafade bulunan Sularbaşı Köyü ismini, Tohma Suyunun bir kolu olan ve Suçatı Kasabasında bu ırmağa karışan Sazcağız suyunun bu köyde çıkmış olmasından almaktadır. Önceki ismi Aşağısazcağız’dır. Sularbaşı Köyü, eskiden ticaret ve kervan yolu üzerinde bulunmaktaydı. Sularbaşı Köyü’nde, Osmanlı İmparatorluğu zamanında, (IV. Murat zamanında)bir han bulunmaktaydı. Sularbaşı Köyü içinde bulunan ve depbo baba olarak adlandırılan tarihi kalıntıların ve mezarlıkların bulunduğu yerin tarih öncesi çağlara ait özellikleri taşıdığı bilinmektedir. Sularbaşı köyünün hudutları şöyledir: Sularbaşı köyünün doğusundaki hududu; Gübün köyü çabutlu çalı kurt deresi ve illallah pınarı. Batısındaki hududu; yukarısazcağız patilinin boğaz. Kuzey sınırı; Yukarı sazcağız köyü, tavşan tepesi ve eşek tepesi ve kıstıka yokuşundaki sarı kaya. Güney sınırı, Gürün patrinin boğaz, çatalpınar ve cılız koyağı.

Köy halkı, eski ismi Sadık Ağa olan Gürün İlçesinin Pınarönü Mahallesinden gelmişlerdir. Sularbaşı Köyü halkının hepsi bir oymağa mensuptur. IV. Murat tarafından SarıOsmanuşağı adındaki oymak, Aşağısazcağız Köyünde bulunan hanın korunması için buraya yerleştirilmişlerdir.

Osmanlılarda ulaşımı sağlayan bir teşkilatın adı da, derbentçiliktir. Osmanlı İmparatorluğunda XV. Yüzyıldan itibaren kullanılmaya başlanmıştır. Farsça’da “der” geçit, “bend” ise tutmak anlamındadır. Derbendler, genellikle yolların kavşak noktaları ve merkezi yerlerde, tehlike arz eden geçitlerde görev yapıyordu. Derbend yerine “belen” adı da verilmektedir. “Bel” kökünden gelen bu kelime; bir vadiden başka bir vadiye giden geçit anlamındadır ve Çağatay Türkçesinde yer almaktadır. Drebendleri menzillerden ayıran en önemli fark, menzillerin haberleşme ve konaklama için, derbendlerin ise yol güvenliği için kurulmuş olmasıdır.

Osmanlı İmparatorluğu döneminde Sivas-Malatya yolu; Üsküdar-Gebze-İznik-Bolu-Tosya-Merzifon-Tokat-Sivas-Hasançelebi-Malatya-harput-Diyarbakır-Musul-Bağdat güzergahını takip ediyordu. Osmanlı Padişahı IV. Murad, bağdat seferi esnasında bu güzergahtan da geçmiştir. Bu seferin öyküsünü anlatan menzilmname, yollardaki menzilleleri kısa bilgilerle tanıtmaktadır. Burada anlatılanlara göre 1639 da, ordunun konakladığı menziller, Malatya-Sivas arasındaki güzergahta şu yerler bulunmaktadır. Malatya-Hasan Badruk (Barduk)-Hekimhan-Hasançelebi-Alacahan-Kangal-Tecer(Ulaş)-Tuzlu-Selçuk Hanı-Sivas’tır. 1639 tarihlerinde Kangal büyük bir kasaba idi. Hasançelebi, Hasanbadruk, Alaca han gibi yerler daha küçük yerleşim birimleriydiler. 1639 yılında Sivas-Malatya yolunu izleyerek ba*rak Bağdat’tan İstanbul’a dönen Osmanlı ordusu bu tarihten 16 yıl sonra 1655 yılında, ayaklanan Bitlis Han’ın üzerine gönderilern melek Ahmed Paşa komutasındaki orduda Sivas-Malatya yolunu izlemişti. Bu esnada ünlü seyyah Evliya çelebi de bulunuyordu. 1655 yılı mart ayının sonlarında Sivas’tan Malatya’ya doğru yola çıkan ordunun uğradığı yerler ve yolun durumu şöyleydi: Sivas-Ulaş: Eğriköprü’den geçilip 7 saatte Ulaş’a varılmıştı. Türkmen Ağası yönetiminde olan Ulaş kasabası’nda cami, han ve dükkanlar vardı. Ulaş-Sultan hasan: Şiddetli kar fırtınasında binbir güçlükle geçilen bu yolda, dikili taşlar ve çam ağaçları vardı. Türkmen Ağaları bu taş ve çamları yolcuların yolunu yitirmemeleri için dikmişlerdi. Sultan hasan bilindiği gibi Akkoyunlu beyi Uzun hasan’ın yaylak yeri idi. Sultan Hasan-Kangal: Bu yol ancak yedi saatte alınabilmişti. 16 yıl önce büyük bir köy olarak tanımlanan Kangal, kaaba halini almıştır. Türkmen Ağası yönetimindeki Kangal’da han, cami, birkaç dükkan vardı. Kangal ve çevresi can güvenliğinin olmadığı korkunç bir yerdi. Kangal-Alacahan: Alacahan menzilinde, süslü taşlarla örülmüş küçük bir han vardı. (Bu han halen varlığını sürdürmektedir)Bu menzil Türkmen Ağası yönetimindeydi. Yol üzerinde çok gerekli küçük bir handı. Alacahan-Hasançelebi: kar fırtınasında güçlükle Hasançelebi menziline ulaşılmıştı. Hasançelebi 300 hanelik bir köydü. Köyde cami ve han vardı. Halkı Türkmenlerden oluşmaktaydı. Hasançelebi-Hekimhan: hasan çelebi’den yola çıkan ordu şiddetli rüzgarda Çökeç köyüne sığınmak zorunda kalmıştı. 100 haneli bir köy olan Çökeç’te Türkmenler yaşamaktaydılar. Hekim Hanı-Hasan Badruk: Bu yol 7 saatte alınmıştı. Hasan Badruk menzili, Sivas-Malatya güzergahının sınırındaydı. 200 haneli bir köydü. Köyde bir han ve kubbeli bir camisi vardı. Ordunun geleceğini haber alan şahsevenlerden oluşan halk dağlara kaçmıştı. Hasan Badruk’tan sonra Malatya’ya varılmıştı.

1803 yılında Hasan çelebi ve Alacahan derbendleri arasındaki Ilgınlı(Ak gedik)mevkiine bina yapılarak ikinci bir derbend oluşturuldu. Hasan ağa adındaki bir zat da derbend ağası olarak görevlendirildi. Bu bölgede ikinil olarak görev yapan derbendler ve yollar da vardı. Bu yollar ise; Allacahan- Darende, Alacahan-Ağçakale, Malatya-Darende-Ulaş-Sivas, Sivas-Divriği-Sarıçiçek-Ayn kalesi(Fırat kenarında)-Malatya, Ilgınlı-Tersihan-Kuluncak-Ayvalı-Darende.

1743 yılında İran Seferi iaşe menzilleri şunlardı: Sivas-Ulaş-Kangal-Alacahan-Hasançelebi-Hekimhan-Hasan Badruk-Malatya. 1824 yılında menzillere yeni bazı kurallar getirildi. Menzilcilerin yoldan gelip geçenlerden alacakları kira ile geçinmeleri, başka bir kaynak kullanmamaları zorunluluğu getirildi. Bu kira saatte 20 para idi. 1826 da 30, 1830 da 40 para olan bu kira 1869 da saatte 3 kuruştur. Tanzimatla birlikte (1839) birlikte güvenlik teşkilatı olarak “zaptiye” kuruldu. Zaptiyeler timarlı ve aylıklı olmak üzere iki kısımdı. Arnavutluk’tan derlenen askerler anadolu’ya aylıklı zaptiye olarak getirilmişti. Zaptiyelerle birlikte kır bekçiliği, orman bekçiliği görevleri de ihdas edilmiştir. 1846 yılında kurulan Zaptiye Nezareti, 1909 da kaldırıldı. 1879 yılında Jandarma teşkilatı kuruldu ve 1909 yılından sonra zaptiyenin görevini de üstlendi. Menzil ve derbendler de bu sürec içerisinde işlevini yitirdi. XVII. Yüzyılda, hasan çelebi bir köy konumundaydı. Bu köy, ilk önce Köslü dağının kuzey eteğinde kurulmuştu. Adı “Kötüköy” olarak bilinirmiş. Köy halkı köyün yerini beğenmeyerek şimdiki Hasan Çelebi kasabasının yerine gelerek yerleşmişler. Hasan Çelebi’ye ilk olarak yedi aile yerleşmiş. Kötüköylüler, Bağdat seferine giderken orduyu karşılamışlar. Köyün ağası Osmanlı Padişahına Ilıcak mevkiinde kurbanlar keserek ziyafetler vermiş.Bunun üzerine Padişah, bu köyün ve ağanın ismini sormuş. Köyün Ağası da cevaben köyümüzün adı Kötüköy, benim adım da Hasan deyince. Padişah bunun üzerine “Siz ne çelebi insanlarmışsınız. Bundan böyle senin adın Hasan Çelebi olsun”demiş. İşte o günden bugüne bu köyün ismi Hasan Çelebi olarak kalmıştır. İlçemiz Gürüne bağlı Yukarısazcağız, Kızılören gibi birçok yerleşim yerinde Hasan Çelebinin öz, hasan Çelebi deresi gibi isimlerle bilnen yerler vardır. Bilindiği gibi İlçemiz Gürün’ün de içinde bulunduğu mıntıkayı kontrol eden Alacahan ve Hasan Çelebi derbend ve menzillerine bağlı bulunmaktaydı. Hatta kayıtlarda Hasan Çelebi adında menzil emini de bulunmktadır. İşte IV. Mutrat Han’ın Bağdat seferine gittiği sırada Gürün’e bir hamam, Sazcağız köyüne bir han ve Hasan Badruk köyüne de bir cami yaptırır. Fakat dönüşünde bu yerlerin harabe haline geldiğini ve bakımsız olduklarını görünce: ”Sazcağız neyler hanı, Gürün neyler hamamı, Hasan barduk neylesin camii” diyerek bu yörelerin halkına sitemini belirtir. Sazcağız köyündeki hanın korunması için de Gürün Sadıkağa mahallesi sakinlerinden sarı Osman Uşağını görevlendirir. Bu kıssa her zaman yöremizde anlatılmaktadır. Bu oymağa mensup kişiler, soyadı kanunuyla birlikte Özpınar, Küçük, Öztürk soyadını almışlardır. Sularbaşı Köyü halkının geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır. Köyde sulu tarım yapılmaktadır. Son yıllarda alabalık üretimi artmıştır. Sebze ve meyve üretimi son yıllarda artma eğilimine girmiştir. Bu köyümüzde göç olayları diğer köylere azdır. Köyden göçenler, Bursa, Ankara, İzmir, İstanbul gibi büyük şehirlere yerleşmişlerdir. 1997 Yılında 79 hane, 2000 yılında 68 hane olan Sularbaşı Köyü’nün yıllara göre nüfus tablosu şöyledir:

Yıl Erkek Kadın Toplam

1935 - - 274

1940 128 144 272

1945 144 138 282

1950 - - 441

1955 211 192 403

1960 242 217 459

1965 240 244 484

1970 221 228 449

1975 191 198 389

1980 205 232 437

1985 248 236 484

1990 184 211 395

1997 196 184 380

2000 146 146 292

 

54-Tepecik //// Sayfa Başı

 

Gürün İlçesinin güneydoğu kesiminde, ilçe merkezine 24 km . uzaklıkta bulunan Tepecik köyü ismini, köyün yakınındaki tepeden almaktadır. Bir rivayete görede köy halkının XIX. Yüzyılın başlarında Diyarbakır Ergani ve Elazığ Maden ilçeleri arasında bulunan Tepecik köyünde gelmiş olmaları sebebi ile eski yurtlarını unutmamak için bu köye Tepecik ismini vermişlerdir.

Tepecik Köyünde ve ulu pınar mezrasında Bizans imparatorluğu ve Geç Roma dönemine ait sikke ve değerli eşyalar bulunmuştır. Köyün içinde Bizans İmparatorluğu döneminde kalan bir kilise bulunmaktadır. Bu kilisede bu döneme ait değişik gravürlerin bulunduğu çeşitli mozaikler bulunmaktadır. Sebze ve meyve üretimiyle meşhur olan bir köyümüzdür. Son yıllarda tarım ve hayvancılık artmaya başlamıştır.

Arazi yapısı dağlık engebeli olan %30 lara varan sulana bilir kısmıyla birlikte tarımla kullanılan kısmı yaklaşık %70 tir. Geriye kalan arazi ise çıplak tepe ve otlakiyelerden oluşmaktadır. Tepecik köyünün geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır. Kayısısı meşhur, sebze ve meyvesi boldur. Tepecik köyünde buğday tarımı, arıcılık, hayvancılık ve besicilik yapılmaktadır. Köyde demir madeni, barit madeni, amyot ve çinko madeni, zayıf kömür ocakları bulunmaktadır. Tepecik köyüne; içme suyu 1955’te, ilk okul 1963’te köy yolu 1966’da, sulama kanalı1979’, köy konağı 1978’de, ilk öğretim okulu 1979’da, elektirik 1983 yılında, telefon 1991 yılında,, öğretmen lojmanı ve sağlık evi 1991 yılında, kapalı su şebekesi 1996 yılında getirilmiştir. Köyde iki tane cami bulunmaktadır. Bu camilerin birisi 1930 yılında, diğeri 1988 yılında yapılmıştır. Köyde bir ilkokul, bir ortaokul bulunmaktadır. Köy ilkokulu 1966 yılında yapılmıştır. Ortaokul ve ilkokulun lojmanları bulunmaktadır. Köyde bir sağlık evi bulunmaktadır. Köy halkının geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır. Köyde sebze ve meyve üretimi son yıllarda artmıştır. Kayısı yetiştiriciliği son yıllarda daha verimli bir hale gelmiştir. Köyün belli başlı sorunlarından birisi yoldur. İlçe merkezine 24 km .lik mesafede bulunan Tepecik Köyünün 16 km .lik bölümü Malatya kayseri asfaltı üzerinde olması nedeniyle asfaltır. Geri kalan 8 km .lik bölümü ise stabilizedir. Kış aylarında kapanmasa da çamurlanma olduğundan ulaşım güçlüğü çejkilmektedir. Bu nedenle köy yolunun asfaltlanması gerekmektedir.

Köydeki sebze ve meyve üretiminin, tarım ve hayvancılığın artırılması konusunda köy halkına gerekli destekler sağlanmalıdır. Köyün arazisi içerisinde bulunan demir, çinko, bakır madenlerinin değerlendirilmesi için gerekli etüt çalışmalarının başlatılması gereklidir. Gökpınar suyunun değerlendirilmesiyle, Tepecik köyünün belli bir bölümü tarıma elverişli hale gelecektir.

Rivayetlere göre; köy halkı XIX. Yüzyılın başlarında Diyarbakır Ergani ve Elazığ Maden ilçeleri arasında bulunan Tepecik köyünden önce Darende İlçesi’nin Aşağı Palangaya bağlı Çılıca Kasabasının Gesu bölgesine gelmişler. Daha sonra Gürün İlçesi’nin Tepecik Köyüne gelelerek yerleşmişlerdir.Tepecik Köyü halkının bir kısmı da Maraş İli Pazarcık İlçesi ve Gürün Ağaçlı Köyünden gelerek Tepecik Köyüne yerleşmişlerdir.

Mandolar(Toprak+Güneş+Polat+Kaya+Atalan+Karpuz+Çelik+Yavuz+Şahin), Keklikler (Keklik), Kırdolar (Ayçiçek), Kırdolar (Tepecik), Alolar (Gündoğan), Çolaklar (Demir) Çolaklar (Duman), Omarlar (Karakaya), Keklikler (Keklik), Atalanlar (Atalan), Elazığ İli, Maden, Diyarbakır Ergani bölgesinden gelerek buraya gelerek yerleşmişlerdir. Narmanlar (Narman), Malatya Akçadağ Bölgesinden gelmişlerdir.

Nasıroğulları (Alagöz+Nasır), Batman Antep, Maraş Pazarcık bölgelerinden Mahgen köyüne, buradan Tepecik ve Fatmaderviş köylerine yerleşmişlerdir. Duranlar (Çiftçi) Gürün ilçesi Mahken/Ağaçlı köyünden, Alluklar (Pala ), Gürün ilçesi Mahken/ Ağaçlı köyünden, Hamitler (Yorgancı), Darende ilçesinin Aşudu bölgesinden, Dımmıklar(Akpınar), Darende ilçesinin Dumanlı bölgesinden, Bulutlar(Bulut), Darende ilçesinin Dumanlı bölgesinden, Tellolar (Çaylak), Malatya İli, Darende Selimli bölgesinden, Sağırlar (Kılıç), Malatya İli Darende İlçesi selimli bölgesinden, Mahmutlar (Kara), Malatya İli, Darende İlçesi Selimli bölgesinden, Paşşuklar (Paşaoğlu), Malatya İli, Darende) Selimli bölgesinden, Yıldızlar(Yıldız), Elbistan ilçesi Keçemağara bölgesinden, Mahgenoğulları(Kılıç+Yıldırım), Elazığ İli Maden bölgesinden önce Mahken bölgesine, daha sonra Tepecik Köyüne gelmişlerdir. (Karakuş)+(Ulupınar), soyadını taşıyanlar Diyarbakır Ergani, Elazığ Maden Bölgesinden gelmişlerdir. (Avcu)+(Uluçay) soyadını taşıyanlar, Darende Dumanlı bölgesinden Güççükler (Yaman), Malatya Akçadağ bölgesinden, Akuplar (Karataş), Elbistan bölgesinden gelmişlerdir. Tepecik Köyünde göç olayı yaşanmaktadır. 1960 yılında 320 hane, 1997 yılındas 220 hane, 2000 yılında 224 hanedir.

Yıllara göre Tepecik Köyünün nüfusu şöyledir

 

Yıl Erkek Kadın Toplam

1927 - - -

1935 - - 314

1940 163 200 363

1945 199 230 429

1950 - - 518

1955 276 298 574

1960 358 334 692

1965 421 396 817

1970 417 426 843

1975 504 476 930

1980 517 538 1050

1985 637 637 1274

1990 855 798 1653

1997 644 601 1245

2000 653 567 1220

55-Yaylacık Köyü //// Sayfa Başı

Gürün ilçesinin güneybatı kesiminde, ilçe merkezine 32 km .lik mesafede bulunan Yaylacık köyü ismini, Türkmenler (yörükler) in, eskiden bu bölgeyi yayla olarak kullanmış olmalarında almaktadır. Yaylacık, Aşağı ve yukarı yaylacık olmak üzere iki köyden oluşmaktadır. Muhtarlık Yukarı Yaylacık Köyündedir. Aşağı yaylacık Köyü mezradır. Yukarı yaylacık köyü yaklaşık üç yüz elli yıldır yerleşim merkezi olarak kullanılmaktadır. Köyde halkının geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır. Köyde kuru tarım yapılmakta, arpa, buğday gibi tahıl üretimi yapılmaktadır. Toprağı tarıma elverişli değildir. Hayvancılık üretimi her geçen gün daha azalmaktadır.

Yaylacık köyü halkı, Sinemli aşirfetine mensuptur. Aşağı yaylacık halkından; Alolar (Kaya), Sülolar (Solu), Maraş İli Elbistan İlcesi Gücük köyünden, Karapınar Köyüne, daha sonra Yaylacık Köyüne gelerek yerleşmişlerdir. Yaylacık Köyü’nden Demir, Kuz, Babür, Ülkü, Yılmaz, Şahan soyadını yaşıyanlar Maraş İli, Elbistan İlçesinde gelmişlerdir. Gürün ilçesinin köylerinde yaşamakata olan yoğun göç olayı bu köyümüzde de yaşanmaktadır.

1960 yılında Aşağı Yaylacık ve Yukarı Yaylacık Köyleri toplam 45 hane iken 1997 yılında Yukarı Yaylacık 12 hane, Aşağı Yaylacık Köyü 3 hane kalmıştır. Yaylacık köyünden göç edenler Ankara, İstanbul, İzmir, Bursa, Maraş gibi büyük şehirlere giderek yerleşmişlerdir. 1997 yılı itibari ile Aşağı Yaylacık Köyü’nde 9 kadın,7 erkek , toplam 16 kişi bulunurken, Yukarı Yaylacık Köyü’nde 13 kadın, 25 erkek, olmak üzere toplam 38 kişi bulunmaktadır. .Aşağı ve Yukarı Yaylacık Köylerinin toplam nüfusu 54 kişidir.

Yıllara göre Aşağı ve Yukarı Yaylacık köyünün nüfusu şöyledir:

Yıl Erkek Kadın Toplam

 

1935 - - 132

1940 62 72 134

1945 75 66 130

1950 - - 204

1955 136 130 266

1960 127 123 250

1965 137 145 282

1970 111 137 248

1975 121 151 272

1980 125 134 259

1985 106 110 216

1990 69 64 133

1997 32 26 58

56-Yazyurdu(Celikanlıyurdu)Nahiyesi, //// Sayfa Başı

 

Gürün İlçe merkezinin kuzeybatı kesiminde, ilçeye 39 km .lik mesafede bulunan Yazyurdu Nahiyesi’nin eski ismi Celikanyurdu/Celikanlıyurt’dur. Celikan, Eski Türkçe’de “Çevik, atılgan” anlamına gelmektedir. Köy halkının büyük bir kısmı 1784 yılında, Malatya’nın Çelikan Bölgesinden gelerek buraya yerleşmiştir. Celikanyurdu ismi de buradan gelmektedir. Celikan aşireti, önceleri bölgeye yaz aylarında koyunlarını otlatmak için gelir. Kış aylarında tekrar Malatya bölgesine giderlerdi. Osmanlı İmparatorluğunun son aşiretleri iskan teşebbüsüyle birlikte bunlar da yerleşik düzene geçerek bu köye yerleşmişlerdir. Bu köye yurdun diğer bölgelerinden gelerek yerleşenler de olmuştur.

Yazyurdu 1955 yılında nahiye, 1960 yılından itibaren bucak merkezidir. Köyde bir sağlık ocağı, bir Jandarma karakolu, bir cami, bir ilkokul ve bir de ortaokul vardır. İlkokul ile ortaokul, eğitim ve öğretimin sekiz yıla geçmesiyle birlikte birleşik olarak eğitim ve öğretim yapmaktadır.

Celikanlı yurdu, Gürün İlçesinin en eski yerleşim birimlerinden birisidir. Köyün içinde ve yakınında birçok eski yerleşim yerleri/kalıntıları bulunmaktadır. “Ali Beğ Yurdu” adı verilen yerde eski bir ören yeri ve kilise kalıntısı bulunmaktadır. Yazyurdu’nun güneyinde Belpınarı mevkiinde “Büyük” adı verilen yerde, eski çağların izlerini taşıyan tarihi kalıntılar bulunmaktadır. Kevenli dere mevkiinde eski bir yerleşim yeri ve kale kalıntıları mevcuttur. Yazyurdu-Göbekören Köyleri arasında “Berdi Gölü” denilen yerde, halk arasında söylenen rivayetlere göre; altından bir arslan heykeli bulunmaktadır. Daha önce bu bölgede Hititler’den kalma taş Arslan heykeli bulunmuş olup, Etnoğrafya Müzesindedir. Berdi kelimesi, Orhun Abidelerinde zikredilmektedir. Berdi kelimesi, Eski Türkçe’de kamış anlamına gelir.

Yazyurdu Nahiyesinde eski yerinde (Şimdiki Sağlık Ocağı yerinde )eski yerleşim birim bulunduğu gibi, köyün güney doğusundaki Ören Tarla mıntıkasında eski ören bulunmaktadır. Yazyurdu-Kındıralık Köyü arasında Delikli Mağara adı verilen yerde, tarihi kalıntılar mevcuttur. Yazyurdu Nahiyesinin kuzeyindeki “Yeni Çıktı” mevkiinde, bir kilise kalıntısı bulunmaktadır. Eskiden beri burada yaz ve kış aylarında sıcak su eksik olmazdı. 1970 yılında meydana gelen depremden sonra buradaki su kaybolmuştur. Burada daha önceki yıllarda tarihi bir hamamın kalıntıları bulunuyordu. Halk arasında anlatılanlara göre; Bizanslılar döneminde burada çok büyük hamam bulunmaktaydı. Buradaki su yakın zamana kadar bu köyün halkı tarafından kullanılmakta idi. Buradaki suyun barsak kurtlarını döktüğünü köyün yaşlıları anlatmaktadırlar. Köy Halkına göre burası eskiden kullanılan bir kaplıca yeridir. Yazyurdu Nahiyesinde, 1950, 1960, ve 1970’li yıllarda depremler meydana gelmiştir. Bu depremlerde can kaybı olmamıştır. Büyük miktarda mal kaybı olmuştur. Devlet tarafından prefabrik evler yapılarak köy halkına verilmiştir. Burada meydana gelen depremin Aygır Gölü’nden kaynaklandığı tespit edilmiştir. Aygır Gölü, köye 500 m .lik mesafede bulunmaktadır. Yazyurdu Nahiyesinin kuzeybatı kesimine düşmektedir.. Halk arasında anlatılan rivayetlere göre; burada “Aygır” adı verilen bir yaratık yaşamaktadır. Senede bir iki defa su yüzüne çıktığını ve bu yaratığı köy halkından bazı kimselerin görmüş olduklarını yaşlılar anlatmaktadırlar. Halk arasında eski yıllardan beri anlatılan “Aygır Gölü Efsanesi” Gürün ve havalisinde bilinmektedir. Yazyurdu Nahiyesinde, halk arasında Kevenli dere Mevkiinde, Mıstığın Ağılı denilen yerdeki çalılık mevkii “ziyaret yeri” olarak biliniyordu. Halk buraya girerek adak kurbanlarını keser ve şölen düzenleyerek yağmur duasına çıkarlardı.

Yazyurdu Nahiyesi, Kayseri-Malatya Karayolu üzerinde bulunmaktadır. Bu yol 1955 yılında karayollarına bağlanmıştır. Köy ilkokulu, 1923 yılından beri açıktır. 1964 yılında tamirat görmüştür. 1969 yılında meydana gelen depremde yıkılmış, 1975 yılında prefabrik bina olarak yeniden yapılmıştır. Köyde okuma yazma oranı kadınlarda %95, erkeklerde %100’dür. Ortaokul 1975 yılında açılmıştır. Öğrenci yetersizliğinden 1985 yılından beri kapalıdır. İki adet okul lojmanı vardır. Köyün camisi 1800’lü yılların başında ahşap olarak yapılmıştır. Bu bina yıkılarak yerine 1963 yılında, köylü tarafından betonarme olarak yaptırılmıştır. Elektrik ve telefon 1985/86 yılında gelmiştir. Köyün içme suyu sorunu yoktur. 1970 depreminden sonra kapalı şebeke haline getirilmiştir. Yazyurdu Nahiyesindeki askeri kışla, yüz yılı aşkın bir süredir hizmet vermektedir. 1997 yılında buradaki Sağlık Ocağı, Sağlık Bakanlığı tarafından “Acil Trafik İstasyonu” olarak genişletilmiştir. Yazyurdu Nahiyesi kurulmuş olduğu tarihten 2000 yılına kadar 50 muhtar görev yapmıştır. Yazyurdu Nahiyesi’nin “Sivri Mevkiinde “ demir madeni bulunmaktadır.

Yazyurdu Nahiyesinin içinde geçen Tohma Çayı üzerine gölet yapılmasıyla, köyün büyük bir kesimi sulu tarım yapılabilecektir. Aygır Gölü, arazinin sulanmasında kullanabilecek kapasiteye sahiptir. Köy halkının geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır. Tarım ve hayvancılık, arıcılık, kilim ve halıcılık gibi yöreye ait geleneksel geçim kaynakları gerekli teşvik ve desteklerle yeniden canlandırılmalıdır. Eski yıllarda bu bölgede yetişen çok miktardaki keven bitkisinden kitrecilik yapılarak tekstil sanayiinde kullanılmaktaydı. Sanayi mallarının çok güçlü bir ara maddesi/yapıştırıcı olarak köy halkının ekonomisine büyük katkı sağlamaktaydı.

Yazyurdu Halkından; Hayvalılar (Çam) Darende’nin Ayvalı’dan gelişlerdir. Habiboğulları (Bulut), Elbistan İlçesi’nin Karahöyük Köyü’nden gelmişlerdir. İncikler (İnce) Afşin İlçesi’nin Tatlı Köyü’nden gelmişlerdir. Tipiler (Tipi) Yozgat/Boğazlayan İlçesi’nin İğdere Köyü’nden gelmişlerdir. Kelhüssükler (Kurt) Gürün İlçesi’nin Şuğul Mahallesi’nden gelmişlerdir. Buraya Malatya’dan gelmişlerdir. Hecinoğulları (Yiğittürk+Deve), Gürün Şuğul Mevkii’nden gitmişlerdir.Buraya da Hekimhan ve Malatya’dan gelmişlerdir. Mehmet Çavuşlar (Kara) Sarız “Söbeçimen”den gelmişlerdir. Omarlar (Doğan), Çakırlar (Çıtak), Elbistan’dan gelmişlerdir. Malkoçlar (Moğolkoç) Yozgat’tan gelmişlerdir. Tokuşlar (Tokuş) Darende (Ayvalı/Şeref)’den gelmişlerdir. Minikler (Gök) Elbistan’dan gelmişlerdir. Çolaklar(Kaya) Maraş Bölgesi’nden gelmişlerdir. Güllüler (Üçel) Kayseri’nin Sarıoğlan’dan gelmişlerdir. Poyrazlar (Poyraz) Darende’nin Ayvalı/Şeref’ten gelmişlerdir. Yahyalar (Uç), Afşin İlçesi’nin Tatlı Köyü’nden gelmişlerdir. Külekçiler (Şahin), Beypınar Köyü’nden gelmişlerdir. Kadimoğulları (Boyraz), kars İlinden Muş İline, daha sonra da Yazyurdu nahiyesine yerleşmişlerdir. Kahyalar (Çal), Maraş İli, Elbistan İlçesi, Söğütdere Köyünden gelmişlerdir. Senemoğulları (Aslan), Malatya Akçadağ Bölgesinden gelmişlerdir.

Yazyurdu Nahiyesi’nde de oldukça göç olayı fazladır. İstanbul, İzmir, Bursa, Ankara, Adana, mersin, Kayseri, Sivas gibi büyük şehirlere göç etmişlerdir. 1960 yılında 100 hane olan Yazyurdu Nahiyesi, 1997 yılında 60 hane, 2000 yılında 67 hanedir. Yıllara göre Yazyurdu Nahiyesi’nin nüfus tablosu şöyledir:

Yıl Erkek Kadın Toplam

1935 - - 442

1940 239 230 469

1945 207 249 456

1950 - - 504

1955 372 406 778

1960 254 296 550

1965 268 272 540

1975 249 287 536

1980 246 258 504

1985 238 199 437

1990 132 180 312

1997 172 191 363

2000 161 182 343

57-Yelken Köyü //// Sayfa Başı

 

Gürün İlçesinin güneyinde, ilçe merkezine 12 kilometre uzaklıkta bulunan Yelken Köyü ismini, özellikle de yaz aylarında burada esmekte olan yel/rüzgardan almaktadır. Yelken Köyü, eskiden Karahisar Köyünün mezrasıydı. 1940 yılında Kıtto Mehmet adındaki kimse burayı satın alarak yerleşmiştir.

Yelken köyünün hudutları; doğusu kurt ini, Atdere sulağı, Alagöz şuğulunun alagöz çalı ve uzunyurt mezarlığı Beynamaz dağı gediği Beynamaz başı Hüyük ve Abdal kuyusu Çal mağarası yassı çal hüyük toprak. Batısı; Ziyaret hüyük tepesi ve batı tepe Atçı kuyusu arkası,Tepe Maraş yolu ve Şuğul ve Hoplamaz yolağı ve Gücük denizbaşı tepe evlerden Gürün yolu Kuyucak ve görükür gedik sınırları Gökpınar ince yol ve karakaplık arası mahal müşterek pancarlık ve kuş kayası, kum yayının karatepe. Güney sınırı; ziyaret özü başı, özübaşı candili hüyüğü, candilyi tepesindeki hüyük ve maraş yolu üstündeki hüyük. Yelken köyünün tepecik köyü arasındaki sınır batıdan itibaren kurt ini mevkiinden başlayarak Akderenin başını takip eden Ak gedik ve Alagöz Şuğulunun başındaki dereyi ortadan kat ederek doğuya doğru uzun yurt mezarlığı nın tepesi bir hattı mutekim ile kesilerek bunun güneyinde kalan kısmın yelken Fatmaderviş köylerine ait, kuzeyinde kalan kısmı ise tepecik köyü sınırına dahildir.

Yelken Köyü halkının bir kısmı (Kasımuşağı), Malatya Akçadağ Kürecik Bölgesinden , bir kısmı (Salmanlar (Kaya), Darende Çuhraş bölgesinden gelmişlerdir. Yelken Köyünün nüfusu; 24 kadın, 19 erkek, toplam 43 kişidir. Yelken Köyü ilkokulu öğrenci yetersizliğinden kapalı bulunmaktadır. İçme suyu kapalı şebekedir. İlçe merkezine 12 km .lik mesafede bulunan Yelken Köyü’nün 2 km .lik yolu stabilizedir. Bu yolun asfaltlanmasıyla yol sorunu çözümlenmiş olacaktır. Köy halkının geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır. 1997 yılı itibariyle 14 hane kalmış olan Yelken Köyünün nüfusu yıllara göre şöyledir:

Fatma Derviş Köyü, Yelken Köyünün mezrasıdır. Muhtarlık, 1989 yılında yapılan seçimle Fatma Derviş Köyüne geçmiştir. Fatmaderviş Köyü ismini, burada yaşayan ve halk tarafından çok sevilen fatma adındaki kadından almaktadır. Fatmaderviş Köyü nüfusu 1997 yılı ETF sonuçlarına göre; 28 erkek, 36 kadın, toplam 64 kişidir. 2000 yılında 8 hane olan Yelken köyünde; 8 erkek, 10 kadın, toplam 18 kişi bulunmaktadır. Fatma Derviş Köyü Halkından; Nasroğulları (Toptaş+Alagöz), Maraş İli Pazarcık İlçesi Mahgen Bölgesi’nden gelmişlerdir. Gırrolar (Malkoç), Diyarbakır bölgesinden gelmişlerdir. Çipil soyadını taşıyanlar, Darende Melik bölgesinden gelmişlerdir. Kaya soyadını taşıyanlar, Karahisar’dan, Bozkurt soyadını taşıyanlar Elbistan Keçemağaradan, Tokuş soyadını taşıyanlar, Behram bölgesinden gelmişlerdir. Bozdoğanlar (Bozdoğan), Kaşköy’den gelmişlerdir.

Yıllara göre Yelken köyünün nüfusu şöyledir:

 

Yıl Erkek Kadın Toplam

1935 - - 246

1940 152 151 203

1945 116 112 228

1950 - - 235

1955 147 150 297

1960 178 167 345

1965 190 204 394

1970 131 212 343

1975 189 175 364

1980 140 145 285

1985 123 123 246

1990 87 99 186

1997 47 60 107

58-Yeşildere/Hamalçay Köyü //// Sayfa Başı

 

Gürün İlçesinin kuzeydoğusunda, ilçe merkezine 45 km .lik mesafede bulunan Yeşildere Köyünün eski ismi Hamalçayı’dır. Çay bilindiği gibi eski Türkçede küçük su, pınar, çeşme anlamına gelmektedir. Burada Hamalçayı adı verilen küçük bir akarsu çıkmakta ve Darende ilçesine bağlı Sofular yoluyla Fırat ırmağının önemli bir kolu olan Balıklı Tohma Suyu’na karışmaktadır. Hamalçayı(Yeşildere)Köyü daha önce, 1990 yılına kadar Eskihamal Köyü’nün mezrasıydı. 1990 yılında köy konumuna getirilerek muhtarlık verilmiştir. Yeşildere Köyü, “Keşoğlu” olarak bilinen Eskihamal Köyü’nün mezrasıydı. Köy halkının büyük bir kısmı Keşoğlu oymağına mensup olup, Eskihamal Köyünden gelerek buraya yerleşmişlerdir. Köy halkı, Malatya Yama Dağı bölgesinden önce Darende Ayvalı bölgesine, daha sonra Eskihamal bölgesine gelerek yerleşmişlerdir.

Yeşildere Köyünde, eski ticaret ve kervan yolunun birçok kalıntıları mevcuttur. Köyün güneyinde eski bir yerleşim yeri vardır. Armutluyurt ve Matço’nun yurdu mıntıkalarında, tarih öncesi çağlara ait birtakım yerler bulunmaktadır. Yeşildere Köyü ile Darende İlçesinin Bicir Köyü arasında “Kıllı ziyaret” denilen, halk arasında ziyaret yeri olarak kabul edilen, kurban kesme, adak sunma ve yağmur duasına çıkma yeri vardır. Burada bulunan çam ağacının çok eski devirlerden kalmış olduğunu yaşlılar anlatmaktadırlar. Yeşildere Köyü yeni 1990 yılında muhtarlık olmuştur. Köyün camisi 1953 yılında, Köy ilkokulu 1990 yılında yapılmıştır. Köye elektrik ve telefon 1986-87 yılında getirilmiştir.

Köyün en büyük sorunlarından birisi içme suyu sorunudur. Köyün içme suyu yetersizdir. Yol sorunu vardır. İlçe merkezine 45 km .lik mesafede bulunan Yeşildere Köyü yolunun 14 km .lik kısmı asfaltdır. 34 km .lik bölümü stabilizedir. Kış aylarında tamamen kapalı kalmaktadır. Bu yolun bir an önce asfaltlanması gereklidir. Köyün bir başka sorunu; son yıllarda artma eğiliminde olan sebze ve meyveciliğin ilerlemesi için Hamalçayının üzerine bir göletin yapılmasıdır. Köy halkının tarım ve hayvancılık konusunda yeterli teşvik ve desteklerin yapılması şarttır. Yeşildere Köyünde çok güzel bal üretilmektedir. Köydeki arıcılığın teşviki için gerekli teşviklerin yapılması şarttır.

1990 yılındaki nüfus sayımına göre Yeşildere Köyünde; 164 kadın, 203 erkek, toplam nüfus: 367 kişidir. 1997 yılı Gürün Merkez Sağlık Ocağı E.T.F. sonuçlarına göre Yeşildere Köyünün nüfusu: 125 erkek, 134 kadın, toplam 259 kişidir. Bu tespitlere göre 1997 yılı itibariyleYeşildere Köyünde halen ikamet etmekte olan hane sayısı 47’dir. 2000 yılında 37 hane olan Yeşildere Köyünde 99 erkek, 110 kadın, toplam 209 kişi bulunmaktadır.

 


59-Yeni Bektaşlı Köyü //// Sayfa Başı

 

Gürün İlçesinin kuzeybatı kesiminde, ilçe merkezine 49 km .lik mesafede bulunan Yenibektaşlı Köyü ismini, Gürün İlçesinin Eskibektaşlı Köyünün ismiyle karıştırılmaması için bu isim verilmiştir.

Yazyurdu Nahiyesine bağlı olan Yenibektaşlı Köyünün üst kısmında ve kuzeydoğu kesimindeki Kaleliyurt Mevkii’nde, Kürkçü-Yenibektaşlı arasında, Yenibektaşlı-Çiçekyurt arasındaki sığır yurdu mevkiinde ve dikenli yurt mevkiinde tarih öncesi çağlara ait bir takım kaleler ve eski yerleşim yerleri, çeşitli höyükler bulunmaktadır. Yenibektaşlı köyünün hudutları şöyledir: Yenibektaşlı köyünün komşusu Çiçekyurt köyü ile sınırı; bektaşlı sığır yatağı kale, araba yolu, ay almasının dereden geçen hat. Celikanyurdu köyü ile sınırı; karadağ, göç yolu, harabet yolu, çam koca tepesi. Hüyüklüyurt köyü ile sınırı; Arifin sivri kızlar kasığı, kerim ağılının büyük güney ve güvercin kayası. Şakşakpınar köyü ile s ınırı; mağara çorakyurt, kaleliyurt.

1960 yılında 35 hane iken çeşitli göçler nedeniyle 1997 yılında 11 hane, 2000 yılında 8 hane kadar kalmıştır. Yenibektaşlı köyünün sorunlarından birisi yoldur. İlçe merkezine 49 km .lik mesafede bulunan Yenibektaşlı köyünün 35 km .lik bölümü Kayseri-Malatya asfaltı olmasıyla asfaltlıdır. 14 km .lik bölüm stabilize yoldur. Büyük ölçüde ulaşım zorluğu yaşanmaktadır. Köyün bir başka sorunu içme suyudur. Köyde içme suyu ihtiyacını tek bir çeşme karşılamaktadır. Bu çeşme köyün içme suyu ihtiyacını karşılamamaktadır. Çiçekyurt Köyü tarafında, üç kilometrelik mesafede bulunan Çelikpınar suyunun kapalı şebeke halinde köye getirilmesiyle bu sorun çözümlenmiş olacaktır. Köy halkının geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır. Bu konuda köy halkının gerekli teşvik ve tedbirlerle desteklenmesi gereklidir.

Yenibektaşlı Köyüne Elektrik 1986 yılında, telefon 1990 yılında getirilmiştir. Köyde lojmanlı bir ilkokul bulunmaktadır. 1994 yılından beri öğrenci yetersizliğinden kapalıdır. Köyde camii bulunmaktadır. Köyün camisi betonarme bina olarak köy halkı tarafından lojmanlı olarak yapılmıştır. Yenibektaşlı köyü halkından: Savuranlar(Yıldırım) Reyhanlı Bölgesinden Ankara Haymana Bölgesine, buradan Güneş Köyüne, güneş Köyünden de Yenibektaşlı Köyüne gelmişlerdir. Mamakoçlar (Arslan), Kanberoğulları (Çetinkaya), Köseler (Bulut), Muslu kahyalar (Kaya), Malatya’nın Akçadağ bölgesinden gelerek buraya yerleşmişlerdir. Cofkökler (Karataş), Eskihamal Köyünden gelmişlerdir. Abuoğulları (Kara), Malatya Yama Dağı Bölgesinden gelmişlerdir.

Köy halkından geçim kaynağının dar olması nedeniyle birçoğu İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa gibi büyük şehirlere göç etmişlerdir.

Yıllara göre nüfüs tablosu şöyledir:

 

Yıl Erkek Kadın Toplam

1935 - - 122

1940 77 72 149

1945 64 66 130

1950 - - 150

1955 84 79 163

1960 102 102 204

1965 108 100 208

1970 90 91 181

1975 96 106 202

1980 60 83 143

1985 90 89 179

1990 41 57 98

1997 29 42 71

2000 18 28 46

60-Yılanhüyük Köyü //// Sayfa Başı

Gürün İlçesinin kuzeyinde, ilçe merkezine 22 km .lik uzaklıkta bulunan Yılanhüyük Köyü ismini, köyün içinde bulunan, tarih öncesi çağlara ait hüyükte ve burada bol miktarda bulunan yılanlardan almaktadır. Eski yıllarda köyün içerisinde bulunan tarihi kale(hüyük)ve köyün eski yerinde sazlık bulunuyordu. Burada bol miktarda yılan olduğu için; hüyük ve yılan isimlerinin birleştirilmesiyle; bu köye Yılanhüyük denilmiştir. Yaşllların ifadelerine göre, bu hüyüğün üst kısmında atılan bir taşın sesi hüyüğün içindeki kuyunun dibine iki/üç dakika sonra duyulmaktaydı. Bu hüyüğün içinde büyük bir su sarnıcının bulunduğu anlatılmaktadır. Yılanhüyük Köyünün üst kısmındaki hüyük, yaklaşık 5 dönümlük yıl arazi büyüklüğündedir. 50 metre kadar yüksekliği vardır.

Yılanhüyük köyünün hudutları: doğusu Atmaca koyağı ve araba yolu ve sahça kuyusu ve çıplak güney ve büyük güney ve ayı deliği. Batısı; çürüktaş ve kurttepe ve kavurma çukuru ve orta çal ve yüz koyağı ve araba yolu. Güneyi; taşlıhüyük arkası ve su çatı ve kızman taş. Yılanhüyük Köyü halkının büyük bir kısmı birbirleriyle akrabadır ve aynı yerden gelmişlerdir. Hacımollaoğulları (Boğazlayan/Mantıcı/Yiğit) soyadını taşıyanlar, Haymana’dan Bayburt’a, buradan Yılanhüyük Köyüne gelmişlerdir. Köy halkının büyük bir kısmı, Kangal Alacahan bölgesinden gelmiştir. İlk olarak bu köye üç kardeş (Şeyh Mehmet, Mehmet Ali ve Şerif kardeşler) gelerek yerleşmişlerdir. Soyadı kanununa kadar bu sülale Alacahanoğulları olarak bilinmekteydi. Soyadı kanunundan sonra Alacahanoğulları (Kılıç+Arslan+Tanyıldız), soyadını almışlardır. Pancarcıoğulları/Turnalar (Şahin), Yukarısazcağız Köyünden, Muhacirler (Deniz), Erzurum’dan, Keyfler (Keyf), Erzurum bölgesinden, Sivrimemetler (Tunç), Davulhüyük’ten, Çolaklar (Çolak), Behram’dan, Kullar (Kul), Erzurum’dan, Gölpınarlar (Gölpınar), Kızılburun’dan gelmişlerdir. Buraklar (Burak), (Kaya), (Köm), Atmaca gibi daha birçok soyadı taşıyan aileler yurdumuzun değişik bölgelerinden gelerek buraya yerleşmişlerdir.

Yılanhüyük Köyü caminin ilk olarak yapılış tarihi: 1902’ dir. 1986/1987 yılında köyün camisi yıkılarak yeniden yapılmıştır. Minaresi 1996 yılında inşa ettirilmiştir. Köy camisinin lojmanı vardır. Köyde üç derslikli bir ilkokul vardır. Okulun lojmanı bulunmaktadır. Köyde okuma yazma oranı %80 civarındadır. Yılanhüyük Köyüne elektrik 1985 yılında, telefon 1988’de gelmiştir. Yılanhüyük Köyüne YSE tarafından 1975 yılında bir adet çeşme yaptırılmıştır. Köyde içme suyu yetersizdir. Köye ikibuçuk kilomöetre mesafede bulunan Kavurma çukuru mevkiindeki çeşmenin köye kapalı şebeke halinde getirilmesiyle bu sorun çözüme kavuşturulmuş olacaktır. Köyün bir diğer sorunu yoldur. Gürün İlçesine 22 km . mesafede bulunan Yılanhüyük Köyü yolunun 18 km .lik bölümü Sivas-Gürün karayolu üzerinde olması nedeniyle asfaltlıdır. Geriye kalan 4 km .lik bölümü acilen asfaltlanması gereklidir. Kış aylarında devamı olarak kapalı kalan yol, köy halkına oldukça zor günler yaşamaktadır.

Köy halkının geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır. Son yıllarda tarım ve hayvancılık azalmış durumdadır. Tarım ve hayvancılığın artırılması için gerekli önlemlerin bir an evvel alınması gereklidir. Eski yıllarda ev ekonomisine çok büyük katkıda bulunan kilim ve halı dokumacılığının teşvik edilmesi şarttır. Yılanhüyük Köyünün baş yemeği kömbedir. Yılanhüyük Köyü, 1997 yılı itibariyle mezrası Taşlıhüyük(altı hane)dahil 38 hane, 2000 yılında 30 hanedir. 1997 yılı ETF sonuçlarına göre, Yılanhüyük Köyünün toplam nüfusu: 197 kişidir. Bu sayının 86’sı erkek, 101 kadındır. Taşlıhüyük mezrasında 1997 yılna göre; 20 kadın,18 erkek olmak üzere toplam 38 kişi bulunmaktadır. Taşlıhüyük ezrası dahil Yılanhüyük Köyünün 1997 yılına göre nüfusu: kadın 121, erkek 114, toplam: 235 kişidir. 1960 yılında 80 hane olan Yılanhüyük Köyü, 1997 yılında 32 hanedir. Taşlıhüyük mezrası 6 hanedir. Köy nüfusunun üçte ikisi dışarıya düşmüştür. Genellikle İzmir, İstanbul gibi büyük şehirlere göç etmişlerdir.

Yıllara göre Yılanhüyük Köyünün nüfus tablosu şöyledir:

 

Yıl Erkek Kadın Toplam

1927 - - -

1935 - - 244

1940 111 137 248

1945 119 138 257

1950 - - 305

1955 137 159 296

1960 157 182 339

1965 174 185 359

1970 126 171 297

1975 184 193 377

1980 191 208 399

1985 203 189 392

1990 101 152 253

1997 121 174 235

2000 73 91 164

61-Yukarısazcağız Köyü //// Sayfa Başı

Gürün İlçesinin kuzeyinde, ilçe merkezine 18 km .lik mesafede bulunan Yukarı Sazcağız Köyü ismini, köyün eski yerleşim yerinin sazlık halinde olmasından almıştır. Buradaki sazlık daha sonradan kurumuştur. Köyün bu özelliği nedeniyle; “Sazcağız” sazlık yer, bedir otunun bol bulunduğu yer” anlamına gelen bu isim verilmiştir. Bu köyün aşağı kısmında aynı şekilde sazlık bulunduğu için buraya yukarısazcağız adı verilmiştir. 2000 yılında köy halkının isteği ve Sivas Valiliğinin de onayıyla ismi Çamlıca köyü olarak değiştirilmiştir. Yukarısazcağız (Çamlıca) köyü, Gürün İlçesinin en eski köylerinden birisidir. Tarihi de bir o kadar eskidir. Yukarısazcağız köyünün Şuğul mevkiinde taştan oyulmuş mağaralar ve çeşitli şekiller bulunmaktadır. Köyün üst kısmında, Kalederesi Köyü ile Yukarısazcağız arasında, Aratma adı verilen yerde çeşitli hüyükler ve kale kalıntıları mevcuttur.

Yukarısazcağız Köyü’nde bulunan tarihi yerleşim birimlerinde ve kayalardaki şekillerden anlaşıldığına göre; buradaki birçok tarihi yer, Geç Hitit Beylikleri Dönemine aittir. 1997 yılında Yukarısazcağız-Gürün arasında bulunan M. Ö. Dönemlere ait bir kurganın kaçak kazılar sonucunda açılmasına çalışılması nedeniyle yapılan başvurular neticesinde bu bölge tarihi site alanı kapsamına alınmıştır. Fakat yeterli bir araştırma ve kazı çalışması yapılamadığından henüz hangi dönemlere ait olduğu kesin olarak bilinememektedir. Şuğul mevkiindeki kayalarda bulunan ayak izlerinin Battal Gazi’ye ait olduğu rivayeti halk arasında yaygın olarak söylenmektedir. Yukarı sazcağız köyü Gürün İlçesinin en eski köylerinden birisi olduğu kadar aynı zamanda en büyük köylerinden birisidir. Çünkü Kalederesi, Gökçeyazı, Yılanhüyük, Taşlıhüyük, konakpınar köyleri daha önceki yıllarda Yukarı Sazcağız Köyünün mezra ve yaylaları idi. Daha sonraki yıllarda muhtarlık olup, bu köyden ayrılmışlardır.

Yukarı sazcağız (Çamlıca) köyünün hudutları: çamlıca köyünün Otlukilise (Gökçeyazı) köyü ile hududu: vezir hüyük, karapınar yılanhüyük ile çabutlu çalı, çünük taş. Reşadiye köyü ile bulunan tarlanın başı kol, kamil ve kötücenin tarla. Gürün belediyesi ile toprakkale kızılveran köyü ile Osman ustanın dam yeri, taşlı yolak. Gübün köyü ile kalaycık mevkii ile çatalpınar arasındaki sırt. Karadoruk köyü ile hududu; tandırlı gediği, horasan çalı, armutlu güney mevkiileri ile çevrili bölgedir. Yukarısazcağız Köyünün Mudafar ve Gübünören mevkiilerinde mezra ve yaylaları bulunmaktadır. Köyün geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır. Köyde sulu tarım yapılmakta, Sebze ve meyve üretilmektedir.

1966 yılında, YSE tarafından köye yapılan çeşmelerin yetersiz olması nedeniyle, aynı yıl içerisinde köy içme suyu kapalı şebeke haline getirilmiştir. Köyün camisi, 1973 yılında eski bina sökülerek yeniden betonarme şeklinde ve lojmanlı olarak yapılmıştır. Köyün ilkokulu 1966 yılında yapılmıştır. Lojmanı bulunmaktadır. 1993 yılında öğrenci sayısı 240 olan Yukarısazcağız Köyü ilkokulu eğitim ve öğretime devam etmektedir. Yukarısazcağız Köyü’nde ortaokul bulunmaktadır. Köyde kesintisiz eğitim ve öğretime devam edilmektedir. Elektrik ve telefon Yukarısazcağız Köyü’ne 1986 yılında getirilmiştir. Telefon santralı bulunmaktadır. Yukarısazcağız Köyünde tarım ve hayvancılık son yıllarda artmaya başlamıştır. Bu konuda köy halkına gerekli kredi ve teşvikler yapılması gereklidir. köydeki sebze ve meyveliciğin artılması yönünde bir takım teşvikler ve destekler sağlanmalıdır.

İlçe merkezine 18 kilometre mesafede bulunan Yukarısazcağız Köyü’nün 4 km .lik bölümü stabilizedir. Bu yolun asfaltlanmasıyla birlikte kış aylarında meydana gelen ulaşım zorluğu önlenmiş olacaktır. Gürünlü şairlerden Yunus Kaya (Yk.Sazcağız/1974- ) bu köyden doğmuştur.

Yukarısazcağız Köyünden başka şehirlere göç ederek yerleşenler olmuştur. Yukarısazcağız Köyü, dışarıya 250 hane kadar göç vermiştir. 2000 yılı itibariyle Yukarısazcağız Köyü 196 hanedir. Yukarısazcağız köyü’nde sırasıyla; Mustafa Çolak, H. Ömer Tunç, H. Ali Tunç, Hanefi Karaarslan, Abdullah Tunç, Feridun Dağ(1994-2000), sırasıyla muhtarlık yapmışlardır. Yukarısazcağız köyünden; Cacıkoğulları (Kılıç), Gaziantep’in Gani Bölgesinden gelmişlerdir. Oruçlar (Korkmaz), Gaziantep Gani Bölgesinden gelmişlerdir. Abdülkanioğulları (Kaya+Burak+Çabuk+Dikenova+Topraktepe+Şahin), Gaziantep Gani Bölgesinden gelmişlerdir. (Körpınar+Karaarslan+Zorlu), Gaziantep Gani Bölgesinden gelmişlerdir. Hamaoğulları (Kaya+Dağ), Suriye Hama Bölgesinden gelmişlerdir. Kürtler (Sert), Setrek/Ulupunar’dan gelmişlerdir. Panaahmetler (Kalaycık), Gaziantep Paniöz Bölgesinden gelmişlerdir. Türkmenler (Türkmen), Erzurum Bölgesinden gelmişlerdir. Darendeliler (Ekren), Darende Bölgesinden gelmişlerdir. Karatepeler (Karatepe), Kayseri Bölgesinden gelmişlerdir. Çolaklar (Çolak), (Tunç), Poşolar (Çetin), (Gölcü), (Kale), Durmuşlar (Doğan), Mengililer (Taş), (Çakılca) gibi soyadını taşıyanlar yurdumuzun çeşitli bölgelerinden gelerek buraya yerleşmişlerdir. 1997 yılı itibariyle 206 hane olan Yukarısazcağız Köyü’nün nüfus tablosu şöyledir:

Yıl Erkek Kadın Toplam

1935 - - 594

1940 295 325 620

1945 296 310 606

1950 - - 700

1955 412 412 827

1960 504 509 1013

1965 554 567 1121

1970 537 653 1190

1975 529 598 1127

1980 696 732 1425

1985 761 724 1485

1990 640 723 1363

1997 613 650 1263

2000 464 604 1068

62-Yuva (Yave) Köyü //// Sayfa Başı

Gürün İlçesinin kuzeydoğusunda, ilçe merkezine 23 kilometre mesafede bulunan Yuva Köyü; kuzeyde Külahlı ve Karadoruk güneydoğuda Bağlıçay(Alacamezar), batıda Aşağısazcağız ve Yukarısazcağız, güneyde Suçatı kasabası ve Mahgen (Ağaçlı) köyleri ile çevrili bulunmaktadır. Yuva Köyü’nün ismi, “Yava” kelimesinden gelmektedir. Bu kelime Eski Türkçe’de “Kuş barınağı” anlamına gelmektedir. Yava kelimesi kuş barınağı manasına geldiği gibi, ev, ocak, yurt, barınak gibi anlamlarda da kullanılır. Yuva Köyü’nün kuruluş tarihi yaklaşık olarak, 1800’lü yıllara rastlamaktadır.

Yuva Köyünün güneybatı kesimindeki kışla deresinin dağlık kesiminde Bozoğlan denilen yerde susuzluktan öldüğü söylenen ve ziyaret yeri olarak kabul edilen bir yer vardır. Köyün içindeki mezarlıkta bulunan Karahüseyin denilen yerde ziyaret yeri olarak kabul edilmektedir. Köyün üst kısmında yer alan Kara Baba denilen yer de ziyaret yeri olarak bilinmektedir. Halk arasındaki rivayetlere göre bu kişiler üç kardeş olup burada şehit düşmüşlerdir. Bu nedenle de bunların mezarlarının bulunduğu mevki ziyaret yeri olarak kabul görmüştür.

Yuva köyünün hudutları; Yuva köyünün doğusunda bulunan Alacamezar köyü ile sınırı; yuva deresi kuruca deresi sırtı, kalburcuyurt. Sırtı, Yuva köyünün Suçatı ile sınırı; Kötü şuğul ve su, tandırlı gediği ve kuyu, Ak gedik mezarlığı. Kötükale deresi, ovacık suyu, çabutlu çalı yolu Yuva köyüne sınır olarak kabul edilmiştir. Yuva köyünün karadoruk köyü ile hududu; Telin yolu, aşılıpınar deresi ve külahlı köyü ile aşağıboğaz subatansuyu güneyinde avara çalı, karakepez karacaveran tepesi mezra çalı ve birik çalı.

Köyün elektriği 1985 yılında, telefonu 1987 yılında gelmiştir. İlkoklulu 1957 yılında yapılmıştır. Yuva Köyü’nde cami, sağlık evi gibi sosyal tesisler yoktur. Köyün içme suyu sorunu vardır. Elmalıdağının eteğinde bulunan suyun kapalı şebeke suyuna aktarılmasıyla bu sorun halledilmiş olacaktır. Daha önceki yıllarda eski değirmen adı verilen yerde bol su vardı. Günümüzde bu su kurumuş durumdadır. Yuva Köyü’nün geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır. Akpınar, Kılıçlıyurt, Darlık gibi yaylalara küçük göletlerin ve hayvanların sulanması için çeşitli mevkiilere kürünlerin yapılması gereklidir. Köyün arazisi tarım ve hayvancılığa elverişlidir. Yuva Köyü arcılık yapmaya çok elverişli bir köyümüzdür. Yuva Köyünde, alıç, koyun alıcı, keçi alıcı, armut, ahlat gibi yabani meyve ağaçları bol miktarda bulunmaktadır.

Gürünlü Şairlerden Hüseyin Kaçıran bu köyden doğmuştur. Yuva Köyü’nde; İbrahim Doğan (1898-?), Ali Tatar, Cuma Doğan (1901-?), Goco Doğan (1901-?), Ali Kalenderoğlu (Şahin (1901-?), Hüseyin Atmaca (1311-?), Kahraman Polat (1314-?) gibi şahıslar İstiklal Harbine katılarak cephede şehit olmuşlardır. Hasan Alıcı (1310-1967), Süleyman Tatar(1310-1972)ismindeki kişiler, gazi olarak köye dönmüşlerdir. Yuva Köyünde sırasıyla; Haydar Şahin, Zeynel Kılıç, Mehmet Tatar, Mehmet Gürbüz, Ali Rıza Şahin muhtarlık yapmışlardır. Yuva Köyünden Döndü Tatar, Naze Gürbüz, Güssü Akkaya, Celal Elmalı gibi isimler çok güzel ağıt söylemektedirler.

Yuva Köyü, Seyfi Tatar (Boksör/1945-), Melek Tatar (Tan) türkücü, Kahraman Polat (sporcu) gibi ünlü şahsiyetleri yetiştirmiştir. Yuva Köyünde okuma yazma oranı yüksektir. Her meslek dalında birçok bürokrat yetişmiştir. Bu bürokratlardan bazıları şunlardır; Hüseyin Kılıç (Karayolları), İsmail Tatar (Türkücü), Kemal Tatar (Yönetici), Hacı Özgül (Emniyet Md.), Prof. Dr.Yusuf Tatar, Mehmet Tatar (Boksör), Seyfi Tatar (Boksör), Melek Tatar/Tan (Türkücü),

Yuva Köyü Halkının büyük bir kısmı, Maraş bölgesinden gelmişlerdir. Tatarlar(Tatar), Elbistan bölgesinden gelmişlerdir. Kökler (Kök), Elbistan bölgesinden gelmişlerdir. Ginilililer (Karataş), Elbistan bölgesinden gelerek buraya yerleşmiştir. Özgül’ler Elbistan bölgesinden gelerek buraya yerleşmiştir. Kınıklar (Akkaya), Elbistan bölgesinde gelerek buraya yerleşmişlerdir. Alıçlıdağ’lar(Alıçlıdağ), Elbistan bölgesinden gelmişlerdir. Köseler (Polat), Elbistan bölgesinden gelmişlerdir. Kalenderuşağı (Şahin), Elbistan İlçesi Küçükapalak Köyünden gelmişlerdir. Güneşler (Güneş), Tumbullar (Elmalı), Sagırlar (Aytaş) Tokat Bölgesinden gelmişlerdir. İmamhüseyinler (Yıldırım), Elbistan yapalak Bölgesinden, Tarholar (Doğan), Elbistan Keçemağara Bölgesinden, Kınıklar (Akkaya+Aşılı), Elbistan Yapalak Bölgesinden, Velikahyalar (Kılıç) Malatya Akçadağ/Setrek Bölgesinden, Kılınçlar (Kılınç), Şeref/Ayvalı Köyünden, Zadelşer (Ünver) Elbistan Bölgesinden gelmişlerdir.

1960 yılında 67 hane olan Yuva Köyü, 1997 yılında 17 hane kalmıştır. Bu köyde göç olayı fazladır. İstanbul, Ankara gibi büyük şehirlere yerleşenler olmuştur. İstanbul’da yaşayanlar tarafından Yuva-Külah Köyleri Kalkındırma Derneği kurulmuştur. 1997 yılı ETF sonuçlarına göre 88 kadın,77 erkek, toplam 165 nüfusa sahip bulunan Yuva Köyü’nün yıllara göre nüfus tablosu aşağıdadır:

 

Yıl Erkek Kadın Toplam

1935 - - 468

1940 173 245 418

1945 241 265 506

1950 - - 587

1955 302 327 629

1960 298 320 618

1965 282 302 584

1970 262 301 563

1975 227 234 461

1980 208 214 422

1985 226 201 427

1990 132 148 280

1997 77 88 165

2000 72 64 136

63-Yolgeçen (Tegaramma/Tekirahma) Köyü //// Sayfa Başı

 

Gürün ilçesinin güney batı kesiminde yer alan Yolgeçen Köyü, ilçe merkezine 42 kilometre uzaklıktadır. Yolgeçen Köyü, kuzeyde Beypınar ve Göbekören Köyleri, batıda Akpınar Köyü ve Deveçayır Köyü, doğuda Güldede ve Yaylacık Köyleri, güneyde Başören Köyleri ile çevrilidir.

Yolgeçen köyünün hudutları; Osmandede köyü ile sınırı; Başağıl ve İsmail Efendinin sırtı. Deveçayır köyü ile sınırı, Şeytanpınarının sırtı, mağara başı kırıntı sekisinin gedik büyük çalın gedik ve ağıl yeri. Karapınar köyü ile sınırı, kurun başı, çobanboğanın taşın başı, tahta sarayın kaş, yemlikli koyak, şükrünün tarlasının başı. Akpınar köyü ile sınırı, çerkes düşeği ve büyük çalın gedik. Göbekören köyü ile sınır, Armutluözden geçen kaş, körbekirin taplak, değirmen yolunun üstü tablak. Güldede köyü ile sınırı, şeytanpınarının altındaki koyak, hanım pınarının hüyük. Güllübucak köyü ile hududu, konakgörmez gediği, Akdere köyüne giden patika yol. Yolgeçen Köyünün eski ismi Tekirahma’dır. Bu isim hakkında değişik rivayetler bulunmaktadır.

Bunlardan birisi; daha önceki yıllarda bu bölgede ardıç ormanı bulunmaktaydı. Köyün eski yerinde “Berdi/Sazlık” vardı. Burada yaşayan ve fakir birisi olan Rahma adındaki kadının sahip olduğu bir tek erkek keçisinin (Teke), köyün eski yerindeki sazlıkta kaybolunca, bulamaması üzerine köylüler “Rahmanın tekesi” anlamına gelen “Tekerahma” adını veriyorlar. Bu köyün ismi o tarihten günümüze Tekirahma olarak söylene gelmiştir. Bu köyün ismi hakkındaki diğer rivayet ise; köyde tek başına yaşayan ve kocası öldükten sonra çoçuklarının büyütülmesi konusunda çok büyük çabalarda bulunan Rahma adındaki kadından dolayı bu ismi almıştır.

Rivayete göre köy halkı buraya geldiklerinde, burada tek başına bir kadının çocuklarıyla birlikte yaşayan Rahma adındaki kadınla karşılaşırlar. Bunun üzerine bu yerleşim yerine tekrahma adını verirler. Yolgeçen köyünün ismi tarihin aydınlanmaya başladığı M.Ö. 4000–3000 li yıllarda bu bölgede yaşayan ve Güldede tümlüsünde o dönemin izlerini taşıyan Tegarammalar’dan almış olmalıdır. Çünkü bu bölgede bu tarihlerde Gürün ve havalisine ismini vermiş olan ve Tevrat’ta ta adı zikredilen Tegaramma/Togarmalart yaşamaktaydılar.

Bu köyün ismi hakkındaki bir başka söylence şöyledir: Yolgeçen Köyü, eski kervan yolunun üzerinde bulunuyordu. Eşkıyalar, tüm tali yolların birleştiği bu köyde kervanlara pusu kurarak burada kervanların önünü keserek soymuş oldukları “Yolkesen” adı verilmiştir. Daha sonraki yıllarda, köyün ismi değiştirilerek “Yolgeçen Köyü” denmiştir. Bir değişik rivayet ise; eski kervan yolunun tali bir kolu olan buırada geçmiş olması nedeniyle çeşitli yolların geçmiş olduğu yer anlamına gelen Yolgeçen ismi verilmiştir. Yolgeçen Köyü, eski ticaret ve kervan yolunun geçmiş olduğu için tarihi çok eskilere dayanmaktadır. Yolgeçen Köyünü doğu kesimindeki Karaboğaz mevkiinde eski dönemlere ait bir yerleşim yeri bulunmaktadır. Köyün eski yerinde eski yerleşim yeri bulunmaktadır. Köyün kuzeydoğu kesiminde yer alan Çobaboğan mevkiinde tabii mağaralar bulunmaktadır. Yolgeçen Köyü ile Güldede köyü arasında Hititler ve Sümerler dönemine eşitlenebilen dikili taşlar ve hüyükler bulunmaktadır. Güldede ile Yolgeçen arasında ziyaret yeri olarak kabul gören Güldede mevkiinde eskiden yağmur duasına çıklır ve burada adak kurbanlar kesilirdi. Gürün bölgesinden çok sevilen ve kerametleri olduğuna inanılan İsmail Efendi/Moğolkoç (1882-20/07/1975) bu köyde medfundur. Gürünlü Şairlerden Mustafa Çevik (Yolgeçen/1953- ) ve Mehmet Polat Yolgeçen köyünden doğmuştur.

Köy halkının geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır. Daha önce bu köyümüzde çok güzel kilim ve halıcılık uğraşısı vardı. El sanatları köy halkının ayrı bir geçim kaynağı idi. Fakat günümüzde bu işle uğraşanlar çok az durumdadır. Bu köyümüzün de en büyük sorunlarından birisi yıol, diğeri ise, içme suyu sorunudur. Yolgeçen Köyünde de göç olayı başlamıştır. Yolgeçen Köyü halkından; Yükseller (Yüksel), Elbistan’dan gelmişlerdir. Mürseloğulları (Toprak), Hatay ili Reyhanlı bölgesinden gelerek buraya yerleşmişlerdir. Mertaliler (Aktaş), Erzurum’dan gelmişlerdir. Beyler (Moğolkoç), Edirne/Tekirdağdan ve Kars bölgesinde gelmişlerdir. Ebubekirler (Polat), Erzurum’dan gelmişlerdir. Kozanoğulları (Avcu+Tuna), Adana/Kozan bölgesinden gelmişlerdir. Kürneliler (Dişli+Toprak), Çevikler (Çevik), Malatya Akçadağ Bölgesinden gelmişlerdir. Çopurlar (Çopur), Gürün İlçesi Şuğul Mahalesinden gitmişlerdir. Tatlılar (Kurt)+(Kavun), Maraş ili Afşin ilçesi Tatlı Köyünden gelmişlerdir. Çakıllar (Erdem), Maraş İli Elbistan Bölgesinden gelmişlerdir. ŞeyhÖmerler (Demir), Urfa Ceylanpınarı’ndan gelmişlerdir. Aşuroğulları (Polat), Gürün’den gelmişlerdir. Hallolar (Dere), Şarkışla’dan gelmişlerdir.

Yolgeçen Köyünün yıllara göre nüfüs tablosu şöyledir:

 

Yıl Erkek Kadın Toplam

1935 - - 576

1940 330 340 670
1945 351 339 690
1950 - - 605
1955 361 350 719
1960 383 379 762
1965 380 399 779
1970 334 396 730
1975 383 399 782
1980 469 482 951
1985 517 513 1030
1990 480 502 982
1997 573 498 1071

64-Telin/Suçatı Kasabası: //// Sayfa Başı

 

Suçatı Kasabası, ilçe merkezinin doğu kesiminde yer almaktadır. Gürün İlçesinin belediyelik olan tek yerleşim birimidir. Telin(Suçatı), Kayseri Malatya karayolu üzerinde bulunmaktadır. Sivas İli, Gürün ilçesi’ne bağlı olan Telin, İlçe merkezine 7 km .lik mesafede, Darende’ye 30 km uzaklıkta bulunmaktadır. Suçatı kasabasının hudutları; Telin köyünün Tepecik köyü ile sınırı; karatepe sırtı, Ahmet ve Uzun Silo tarlası. Tıhmın köyü ile sınırı; kışla deresi çok çukur Alıcı salih arsaları üzümlüğü. Karahisar köyü ile sınırı; Abbas Ocak tarlası, Fertik pınarı ve körpınar. Batısındaki sınır; dikisırt ve gölpınar ve zılcapınar ve maltepe sırtı ve kerim çavuş ağaçlığı. Gübün köyü ile sınırı; Gedik ve kıllı pınar ve söğütlü dere ve Ağcalı yolu. Mahken köyü ile sınır, hırsız pınarı. Yuva köyü ile sınırı; Kötü şuğul ve su, tandırlı gediği ve kuyu.

Suçatı Kasabasının eski ismi Telin’dir. “Telin” kelimesi, Hititçe’de “Tepeönü” anlamına gelmektedir. Eski dilde ise; “Yumuşak” anlamına gelmektedir. Arapça’daki “kınamak” anlamına gelen “Tel’in” kelimesinden gelmiş olduğunu söyleyenler varsa da bu doğru değildir. Tohma Irmağının diğer kollarıyla burada üç noktadan birleşmiş olması nedeniyle Suçatı ismi verilmiştir. Bu isim, Sivas valiliğince de uygun görülerek tasdik edilmiştir. Suçatı Kasabasının tarihi, Gürün İlçesi tarihi kadar eskidir. Gürün, Gübün, Telin, Tıhmın, Avgun, Mahgen gibi sonu “in, ın, en,an, ün, un” gibi eklerle biten yerleşim yerlerinin kesinlikle Hitit tarihiyle bir ilişkisi vardır.

Suçatı Kasabası’nda, Örenyeri mevkiinde, Fısmağara, Kalaycık, Müdürler, Boğaziçi, Şuğul, Gazören ve Karahisar-Suçatı arasında bulunan Gavur kalesi mevkiilerinde, birçok tarihi kalıntılar ve eski yerleşim yerleri bulunmaktadır. Kalaycık mevkiinde, kalay ve diğer madenleri eritme yerlerinin kalıntıları bulunmaktadır. Elmalı mevkiinde, cilalı taş devrine ait mağara resimleri bulunmaktadır. Sarıkaya mevkiinde (Şuğul) ve daha birçok yerde eski yerleşim yeri kalıntıları mevcuttur. Say, Aslanlı Mağara, Anahtarlı Mağara, Karaağıl, Sancı çubuğu gibi yerlerde, tarih öncesi çağlara ait izleri taşıyan yerlere rastlamak mümkündür. Sancı çubuğu denilen yeri eskiden ziyaret yeri olarak kabul edilirdi. Kendisini sancı tutan hastalar buraya getirilir, bu mıntıka ziyaret ettirirlir. Buradaki çalılardan bir çubuk kesilerek hasta kimsenin sırtına hafifçe bir kaç defa vurulurdu. Yaşlıların anlattıklarına göre; buraya getirilen hastalar mutlaka şifa bulurlardı. Uyuzpınar mevkiinde, birtakım alerjik hastalıklara iyi geldiği söylenen bir su kaynağı bulunmaktadır.

Telin’in içinde bulunduğu ‘Tohma Havzası”tarih boyunca önemli yerleşim merkezlerinden biri olmuş ve özellikle 14-15 yüzyıllarda Selçuklular, İlhanlılar, Eratnanılar, Dulkadirliler, Kadı Burhanettin ve Osmanlı Devleti arasında sık sık el değiştirmiştir. Somuncu Baba’nın Telin ziyaretinin Kadı Burhanettin dönemine rastladığı ve bölgede Akçakoyunlu aşiretinin nüfusunun etkili olduğu kuvvetle muhtemeldir. Çünkü, Gürün ve Havalisi 1399 yılında Yıldırım Beyazid tarafından Osmanlı topraklarına katılmıştır.

Somuncu Baba’nın Telin ziyaretinin Kadı Burhanettin dönemine rastladığı ve bölgede Akçakoyunlu aşiretinin nüfusunun etkili olduğu kuvvetle muhtemeldir. Çünkü, Gürün ve Havalisi 1399 yılında Yıldırım Beyazid tarafından Osmanlı topraklarına katılmıştır. Suçatı Kasabasını Somuncu Baba namıyla meşhur olan şeyh Hamid-i Veli Hazretleri, XIV: Yüzyılda ziyaret etmiştir. Suçatı kasbasına yapılan bu ziyaretin Hicri: 800/Miladi: 1397/1398 tarihinde yapıldığı, Başpınar’larda bulunan ve bizzat Somuncu Baba tarafından düzenlenmiş olan vakfiyede kayıtlıdır. Somuncu baba'nın Telin ziyareti, 800/1397/1398 yılında gerçekleşmiştir. Bu belgede yörenin bu tarihlerde Akçakoyunlu aşiretinin nüfusu altında ve Kadı Burhanettin Devleti’ne bağlı olduğu anlaşılmaktadır. Somuncu Baba'nın 1400 yılında açılan Bursa Ulu Camii'nin ilk cuma vaazını yaptığını da biliyoruz. Şu halde Somuncu Baba Darende'ye yerleşip, çevre köy ve kasabalarda dolaştıktan sonra tekrar Bursa'ya gitmiştir diyebiliriz. Hatta bu gidiş gelişin birkaç defa gerçekleştiğini de söyleyebiliriz. Büyük mutasavvıf Şeyh Hamid-i Veli ‘nın ziyareti ile de Gürün ve Gürün’e bağlı Telin Köyü (Suçatı) çok daha önem kazanmış, bu ziyaretin ve ev sahipliğinin maddi ve manevi nimetlerinden faydalanmış, bu durum günümüze kadar devam etmiştir. Suçatı kasabasında Okur-yazarlık oranı yüzde 96, gençlerin yüzde 90’ı lise mezunudur. Kasabada çeşitli mesleklere mensup 200’den fazla üniversite mezunu vardır ve her biri çeşitli sektörlerle, devlet kademelerinde önemli görevler yapmaktadır.

1960 Yılında 650, 1997 yılında 473 hane, 2000 yılında 500 hane olan Suçatı Kasabası’nda göç olayı yaşanmaktadır. Suçatı Kasabası’nda göç edenler; Adana, İstanbul, İzmir, Bursa, Mersin gibi büyük şehirlere yerleşmişlerdir. 1997 Yılı itibariyle 1120 erkek, 1099 kadın, toplam 2219 kişi nüfusu vardır. İçinden üç ırmak geçen meyve ve sebzesi bol. Dut, kayısı, bal, balık ve elmesı meşhur şirin bir kasabadır.

Suçatı kasabasında Maraş müdafaasında gönüllü olarak 500 kişinin, katılması ve büyük bir kısmının geri dönememsi Gürün ve havalisinin Milli Mücadelede ne denli güçlü katkıda bulunmuş olmasının bir göstergesi ve vatan müdafaasında verdikleri mücadelenin bir delilidir.

Gürünlü Şairlerden Yüzbaşı Sadık oğlu Hafız Abdi Efendi (Telin-?-1853), Muhsin Sandıkkaya (Telin/1933- ), Mahmut Camcı (Kirazi/Telin/1938- ), Suna Güleç Emre (Suçatı/1976- ) Suçatı kasabasından doğmuşlardır. Eski ismi Telin olan Suçatı Kasabasının gelenek ve görenekleri, konuşma dili, şive bakımından Azerbaycan ve Türkmenistan dili (şivesi) ne uymaktadır. Suçatı Kasabasında halen sürdürülmekte olan örf ve adetlerin büyük bir kısmı Kara Keçili oymağının geleneklerine benzemektedir.

Suçatı kasabasında yaşayan halk, yurdumuzun çeşitli bölgelerinden gelerek buraya yerleşmişlerdir. Köseoğulları (Köseoğlu) Malatya Akçadağ bölgesinden gelmişlerdir. Takçılar (Takçı), Malatya Akçadağ Levent bölgesinden gelmişlerdir. Haytalar (Hayta), Tokat İli Behram Köyünden gelmişlerdir. Maksutoğulları (Madenli) Gaziantep Bölgesinden gelmişlerdir.

Suçatı Kasabasının yıllara göre nüfus tablosu şöyledir:

 

Yıl Erkek Kadın Toplam

1935 - - 1278

1940 661 733 1391

1945 665 795 1460

1950 - - 1751

1955 990 1070 2060

1960 1091 1224 2315

1965 1120 1244 2394

1970 1159 1247 2406

1975 1155 1282 2437

1980 1264 1386 2650

1985 1443 1409 2852

1990 1223 1459 2682

1997 1120 1099 2219

2000 1132 1111 2243

Suçatı Kasabası 1995 yılı ETF sonuçlarına göre nüfus Tablosu şöyledir:

Mahalle Adı Hane Sayısı Erkek Kadın Toplam Nüfus

Boğaziçi 77 165 189 354

Hacılar 89 199 216 415

Karşıyaka 52 121 128 249

Yeşilyurt 124 288 290 578

Gökpınar 51 118 113 228

Çörten 63 121 126 254

Suçatı Kasabası 2000 yılı ETF sonuçlarına göre nüfus Tablosu şöyledir:

Mahalle Adı Hane Sayısı Erkek Kadın Toplam Nüfus

Boğaziçi 70 161 158 319

Hacılar 88 173 177 350

Karşıyaka 55 129 133 262

Yeşilyurt 117 286 260 546

Gökpınar 54 121 113 234

Çörten 68 128 132 260

Toplam 452 998 973 1971

Suçatı kasabası (Telin), hane sayısı 2000 yılına göre; 500 dür.